Yaşadığımız bu dünyada insanlar farklı işlerle geçimlerini temin etmeye çalışmaktadırlar. Bu farklı işlerden biri de ticarettir. Ticaret, insan için çok kârlı bir kazanç kapısıdır. Tabii ki bu; doğru, dürüst ve işlerine yemin katmadan yapıldığı zaman, karşısındakini aldatmaya, kandırmaya yönelik işlere tenezzül edilmezse böyledir. Böyle bir ticaretle uğraşan tüccarlar için dünya kazancı olduğu gibi ahirette de peygamberlerle, sıddıklarla ve şehitlerle beraber olma müjdesi verilmektedir. Bununla beraber doğru ve dürüst yapılmayan ticarette maddi ve manevi tehlikesi büyük olan kul hakkına girilmiş olur. Kul hakkı ise çok önemlidir. Hak sahibi hakkını helal etmediği sürece Cenab-ı Hak kul hakkını affetmez.
Şöyle bir örnek verecek olursak ticaret ahlakını daha iyi anlamış oluruz. Nasıl ki bir ibadet yapmak için o ibadetin farzlarının ve sünnetlerinin neler olduğunu bilmemiz gerekirse, ticaretle uğraşırken ticaretin genel kurallarını bilmemizin yanı sıra dinimizin de ticaretle ilgili ortaya koymuş olduğu ilkeleri de bilmemiz gerekmektedir. Nitekim Kur’an-ı Kerim’de şöyle bildiriliyor: “Mallarınızı aranızda haksız sebeplerle yemeyin. Kendiniz bilip dururken, insanların mallarından bir kısmını haram yollardan yemeniz için o malları hâkimlere (idarecilere veya mahkeme hâkimlerine) vermeyin.” Yine Kur’an-ı Kerim’de ticaret ahlakına şöyle işaret ediliyor: “Ey iman edenler! Belirli bir süre için borçlandığınız zaman onu yazınız. Aranızdan bir kâtip doğru olarak yazsın. Kâtip, Allah'ın kendisine öğrettiği gibi yazmaktan kaçınmasın, yazsın. Üzerinde hak olan (borçlu) da yazdırsın ve Rabbi olan Allah'tan sakınsın, ondan hiçbir şeyi eksiltmesin.” Ticaretle uğraşan kardeşlerimiz için İslam dininin bildirmiş olduğu ahlaki kuralları benimseyip bu kurallara uyulduğu zaman elde edilecek kazançları ve uyulmadığında ise başa gelebilecek olanları şöyle özetleyebiliriz.
Ticarette asıl olan doğruluktur, dürüstlüktür. Dürüst olmayan, aldatan, yalan söyleyen, yalanına yemin katan bir tüccar kısa bir dönem için kâr elde etse de uzun dönemde zararların en büyüğünü, iflas etmek suretiyle yaşayacaktır. Bu iflas sadece dünyada malın mülkün bitmesi değildir. Hakeza kul hakkına riayet edilmediğinden dolayı ahiret hayatında da hüsran söz konusu olabilecektir. Bu sebeple ayetlerde ve hadislerde ticaretle uğraşan insanlardan istenen en önemli ilke doğruluktur, dürüstlüktür. Ticaretin en önemli iki hususu ise ölçü ve tartıdır. Yüce Rabbimizin biz kullarından istemiş olduğu hassas konulardan biri de ölçü ve tartıyı hassasiyetle yerine getirmektir. Kur’an’da, “Ölçtüğünüzde ölçmeyi tam yapın, doğru terazi ile tartın. Bu daha hayırlı, sonuç bakımından daha güzeldir.”
“Ölçüde ve tartıda hile yapanların vay hâline! Onlar insanlardan (bir şey) ölçüp aldıkları zaman tam ölçerler. Fakat kendileri başkalarına bir şey ölçüp yahut tartıp verdikleri zaman eksik ölçüp tartarlar. Onlar, büyük bir gün; insanların, âlemlerin Rabbinin huzurunda duracakları gün için diriltileceklerini sanmıyorlar mı?” Peygamberimiz, “Kusurunu söylemeden bir malı satan kimse, daima Allah’ın gazabı altındadır ve melekler o adamın Allah’ın rahmetinden uzak olmasını dilerler.” buyurmuştur. Günümüzde çokça karşılaştığımız yanlışlardan biri de ticaretle uğraşan kardeşlerimizin mallarını satabilmek için yemine başvurmalarıdır. Zekât malı eksiltmez. Zekât, malın temizlenmesi demektir.
Allah (c.c.) Hazretleri alışverişi helal, faizi haram kılmıştır. “Faiz yiyenler, ancak şeytanın çarptığı kimsenin kalktığı gibi kalkarlar. Bu, onların, ‘Alışveriş de faiz gibidir.’ demelerinden dolayıdır. Oysa Allah alışverişi helal, faizi haram kılmıştır…” Faiz, insanlar arasında bulunan yardımlaşma duygusunu ortadan kaldırmakta, zengin ile fakir arasında bulunması gereken sevgi ve huzuru nefret ve sıkıntıya sürüklemektedir. Çünkü ticaretin en önemli kuralı çalışmaktır.
Ticaretle uğraşanlar, Rabbimizin bildirmiş olduğu, sevgili Peygamberimizin de hayatına tatbik ettiği ve bizlere örnek olarak aktardığı emir ve yasaklara uyarak bir ticari hayat sürdürmelidir. Bir kişi Allah’ın emir ve yasaklarına uyarak, elinden geldiği kadar helallere ve haramlara riayet ederek, ibadetlerini de yerine getirerek bir ticaret hayatı sürdürürse namaz kılmak, oruç tutmak gibi ibadet yapmış ve sevap kazanmış olur. “Emin ve doğruluktan ayrılmayan ticaret ehli, (ayette sırat-ı müstakim ashabı olarak zikredilen) peygamberler, sıddıklar, şehitler ve salihlerle beraberdir.”