Durdurulamayan yangınlar, bitirilemeyen savaşlar, kontrol edilemeyen göç hareketleri… Dünya yavaş çekim kıyameti yaşarken, çaresizliğe düşmeyen bir sektör varsa, o da moda. Bazı markalar lüks ürünler aracılığıyla estetiği ve sanatsal ifadeleri, dolayısıyla da zanaat ve üretimi desteklerken, bazıları da işte bu içinde bulunduğumuz ve hatta kendimizi içinde bulacağımız senaryolara yönelik hazırlıklar yapıyor.

Çöl sıcağı altında parlayan bir otoyolda, gözlüğü, şapkası ve bandanasıyla koşan atletik bir adam. Üzerindeki tişört ve şort ter içinde ancak durmuyor, yoluna aynı hızda devam ediyor. Geçtiğimiz ay yayınladığı bu basit ama etkileyici videoda Satisfy markası, yeni tekstil teknolojisi olan HeatCrush’ı tanıttı. Japonya’da üretilen mikro-jarse kumaş, ter damlası gibi temas ettiği nemi kullanarak vücudu sadece yarım saate sekiz derece soğutma özelliği taşıyor. ‘Dune’ gibi bir bilim kurgu yapımda ancak karşımıza çıkacağını düşündüğümüz bu icat, aşırı sıcak kaynaklı vefat sayısının arttığı günlerde, küresel ısınmadan muzdarip insanoğlu için aslında bir umut teşkil ediyor.

Mars gezegeninin toz bulutları ya da Titan’ın kriyo-volkanik patlamalarına dayanıklı ceketler, virütik saldırıları savuşturan paltolar, elektromanyetik dalgalara siper olan tişörtler… Vollebak’ın post-apokaliptik ve fütürist dünyasına hoş geldiniz. ‘Gelecekten kıyafetler’ sloganıyla üreten Danimarkalı marka, bir zamanlar moda tasarımı öğrencilerinin hazırladıkları konseptüel koleksiyonları günümüzde ulaşılabilir lüks segmentinde giyilebilir parçalarda hayata geçiriyor. Vollebak, %59.9’u bakırdan yapılma dış giyim tasarımları, antimikrobiyal gümüş kaplama kumaşlar ve nefes alabilen tişörtleri kadar limitli sayıda edisyon ürünlere de imza atıyor. FWAHBL (For When All Hell Breaks Loose - Kıyamet Koptuğunda) ismini verdiği sarı yağmurluğu, kimyasal sızıntı ya da ateşli patlamalara karşı dayanıklılık gösteriyor ya da 180 adet hoparlörün yer aldığı ‘Sonic’ ceket, giyen kişiye ses frekans yayını yaparak duygu durumunu düzenlemeyi hedefliyor.

Balenciaga, doğal ipek kumaşın üretim sürecinde yol açtığı su tüketimini % 97 azaltan biyoteknolojiyle geliştirilen yapay ipek AMSilk’e koleksiyonlarında yer vererek lüks endüstrisini sürdürülebilirlik prensibiyle buluştururken, henüz geliştirme aşamasında olan, MIT (Massachusetts Institute of Technology) üyesi Prof. Dr. Canan Dağdeviren imzalı meme kanserini teşhis etme yeteneğine sahip sutyen gibi yenilikler de medikal teknolojiyi konuya fiilen dahil ediyor.

Yoga ve wellness kültürünün geniş kitlelere yayılmasıyla günün her saati ve yeri kabul gören taytlar ile tezahür eden sağlıklı yaşam akımı şimdilerde koşu grupları ve Hyrox gibi turnuvalara uzandı ve sayısı gittikçe artan bir grup insan, adeta savaşa hazırlanırmışçasına bedenlerine tapınak muamelesi yapmaya başladı. Hiç şüphesiz beslenme ve sporu merkeze alan yaşam disiplinlerine bilinçli yaklaşanlar kadar sosyal medyanın imaj öncelikli dürtüleriyle hareket eden, yüzeysel kalan örnekler de vardır. Fütürist moda tasarımında görüntü konusunda da ilginç bir yenilik var; cap_able adlı markanın desenleri, yüz tanıma sistemlerine ait mekanizmaları çökertebiliyor. Kurucusu ve tasarımcısı Rachele Didero, biyometrik gözetlemeye karşı politik isyan bayrağı açan tasarımları ile, gözetleme ve kayıt altına alınan herkesin eşit olmaması sorununu hatırlatıyor. Göçmenler ve aktivistler gibi marjinalize olan bazı gruplar, gizli kameralardan izlenerek, sistem tarafından daha kolay cezanlandırılabiliyor ve işte, yapay zekanın kafasını karıştıran desenler, mahremiyeti güvence altına alma görevini üstleniyor. Ve moda, asıl varoluş sebebini negatif dünya gündemi sayesinde hatırlıyor ve çok zaman sonra, yeniden siyasileşiyor ve anlam kazanıyor.