Müslümanların aralarındaki muhabbeti, kaynaşmayı, sevgiyi, saygıyı ve hürmeti pekiştiren, birbirlerine karşılıklı en güzel dua edilmesine vesile olan selamdan bahsetmeye çalışacağım.

Peygamberimiz (SAV); "İman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe, saymadıkça da iman etmiş olmazsınız. Size yaptığınız, işlediğiniz zaman birbirinizi seveceğiniz, birbirinize saygı duyacağınız, birbirinizle kaynaşacağınız bir şeyi haber vereyim mi? Aranızda selamı, selamlaşmayı yayınız, ifşa ediniz." buyurmaktadır.

Bir Müslüman, Müslüman kardeşine selam verdiği zaman, yani bildiğimiz lisanla "Selamünaleyküm" diye selam veren kişi şunu ifade etmiştir.

Ey mümin kardeşim; Allah (CC) Hazretleri sizleri görünür görünmez belalardan, afetten, felaketten koruyup selamette (esenlikte) kılsın, diye dua ediyor. Selam verilen kişi ise "Ve aleykümselam" deyince, ben de aynı duaları senin için ediyorum kardeşim diyerek hitap ettiklerinde birbirlerine en güzel dua ve temennilerde bulunmuş olurlar.

Dünyanın binbir çilesinden, meşakkatinden dolayı kararan çehreleri, karanlık kalpleri tebessüm ettiren, yan yana geçerken sanki biri diğerini hiç tanımıyor veya düşmanlarmış gibi soğuk bir dünya hayatını sımsıcak ısıtan bir kelamdır, selamünaleyküm demek.

Selam vermenin sünnet, selam almanın ise farz olduğu selamdır. Cennetteki müminlere Yüce Allah'ın ilk hitabı olan selam. Peygamberimiz (SAV)'in tavsiye ettiği; bütün sözlerin başı, yani her kelamın başlangıcı olması lazım gelendir selam.

Selamın yerini alacak, aynı geniş manayı kapsayacak, taşıdığı hikmeti yansıtacak ikinci bir kelime yoktur.

Onun için bugün yaygın olarak kullanılan, selamın yerine konmaya çalışılan merhaba, iyi günler, iyi akşamlar, günaydın, tünaydın… vs. selamünaleyküm kelimesinin faziletini asla ortaya koyamaz, asla yerini tutamaz.

Bir hadis-i şerifte selamın şeklinin Allahü Teâlâ tarafından Hz. Âdem'e öğretildiği şöyle bildirilmektedir: “Allah, Âdem (AS)'ı yaratınca ona:

– Git şu oturmakta olan meleklere selam ver ve senin selamına nasıl karşılık vereceklerini de güzelce dinle; çünkü senin ve senin çocuklarının selamı olacaktır, buyurdu.

Selamı emreden bizzat Allah (CC)'tır. Ayette; "Ey iman edenler! Kendi evlerinizden başka evlere girerken, izin istemeden ve (ev halkına) selam vermeden girmeyiniz." buyurmuştur.

Muhabbet kelamı olan selam, kime verilmelidir? Ve nasıl verilmelidir? Ve yine bir hadis-i şerifte şöyle buyuruyor:

Tanıdığın tanımadığın herkese selam verilir.

Binekli olan yürüyene, yürüyen oturana selam verir.

Az olan çok olan topluluğa selam verir. Küçük olan büyüğe önce selam verir.

Bir toplulukla karşılaşıldığı zaman veya bir topluluktan geçerken içlerinden birinin selam vermesi ve oturanlardan birinin selamı alması kâfidir.

Şu durumda olanlara selam verilmez:

Namaz kılana, Kur'an okuyana, ezan okuyana ve kamet getirene, hutbe okunurken, yemek yiyen veya tuvalette bulunan kimselere, günah işleyen veya uygunsuz bir işle meşgul olanlara selam verilmez.

Açıktan günah işleyen fasıklara (kumar oynayıp içki içenlerin masasına gidip) selam verilmez. Çünkü Allah'ın haram kıldığı bir fiili işlerken Allah'ın selamına layık olamazlar.

Zengine selam verip fakiri ayırmak asla doğru değildir. Selamın karşılığı "Ve aleykümselam" diyerek daha güzeliyle ve güler yüzle verilmelidir. (Al selamını başına çal dercesine bir çehreyle selamlaşmak asla doğru olmaz.)

Günümüzde selamünaleyküm diye selamla, duayla başlamak moda oldu diyorlar. Böyle modalar baş üstüne diyorum ben de.

Telefonda, evde, sokakta, resmî ve özel kurumlarda selamünaleyküm demeyi, teşekkürün değişik ve daha güzel bir ifadesi olan "Allah razı olsun" demeyi kaba gören sosyete kardeşlerimizi ve tüm okurlarımızı, sıcak bir sevgiyle, saygıyla ve kelimenin içeriğindeki kibarlığıyla Allah'a emanet olunuz.