ÖLÜM VE ÖTESİ (1)
Bu yazımızda ölüm ve ölüm ötesi ile ilgili konulardan bahsetmeye çalışacağım inşallah.
Malumunuz, insanoğlu dünyaya gözlerini açtığı zaman hemen ağlamaya başlar, etrafında bulunanlar ise gülerler, eğlence yaparlar, şenlik yaparlar. Neden? Dünyaya bir evladı geldiğinden dolayı. Ama o sabi ağlamaya başlar. Sebebi ise dünyanın meşakkatlerini, dünyanın kötülüklerini, dünyanın işkencelerini gördüğünden dolayı ağlar, vakti saati geldiğinde de sevinir. Niye sevinir? Çünkü Allah'a şükreder, hamdeder. Ya Rabbi, sana kavuşuyorum, kavuştum diye Allah'a kavuştuğundan dolayı ne yapar? Tebessüm ederek ruhunu teslim eder. Bu sefer de etrafında bulunanlar, daha önce eğlenceler düzenleyenler, efendim gülenler, oynayanlar, şenlik yapanlar, bu sefer de onlar ağlarlar. İşte dünya hayatı böyledir kardeşlerim. Dünyaya gelen mutlaka bir gün emaneti sahibine, yani Allahü Teâlâ Hazretlerine iade edecektir. Allah cümlemize ve cümle Ümmet-i Muhammed'e güzel bir hayat yaşayarak ömrünü tamamlamayı nasip eylesin. İnşallah.
Her canlı gibi insan da sınırlı bir ömre sahiptir. Cenab-ı Allah'ın takdir etmiş olduğu ömür bir gün sona erdiğinde, her insan Cenab-ı Allah'ın izniyle ölümü tadacaktır. Allah'tan başka her şey fanidir, ölümlüdür. Şayet ölümden kurtulup dünyada sonsuza kadar yaşamak mukadder olsaydı, hiç şüphesiz buna en layık olan Allah'ın sevdiği kulları, âlimler ve peygamberleri olurdu.
Oysa âlemlere rahmet olarak gönderilen Peygamber Efendimiz bile bu dünyadan göçmüştür. Müşriklerin, Peygamber Efendimizin ölümünü temenni etmeleri üzerine ölümün kimseye ayrıcalık yapmayacağını vurgulayan şu ayetlerde görmekteyiz.
"Her can ölümü tadacaktır. Sonra bize döndürüleceksiniz."
"O (Allah), hanginizin daha güzel amel işleyeceğini, nasıl davranacağınızı sınamak, denemek, bir imtihan için ölümü ve hayatı yaratmıştır. O, mutlak güç sahibidir ve O çok bağışlayıcıdır."
Allah (cc) Hazretleri yarattığı biz kullarını birtakım şeylerle denemektedir, yani bir sınava tabi tutmaktadır. Bu sınavı başarmak da biz kullarının elindedir. Bunun sonunda mükâfat da vardır, ceza da vardır.
Kur'an-ı Kerim'de: "Andolsun, sizi biraz korku, biraz açlık, biraz mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltmek suretiyle imtihan edeceğiz, sınava tabi tutacağız. Sabredenlere müjdeler olsun."
İnsan hayatının belli bir süresi vardır. İnsana takdir edilmiş bir ömür vardır. Bu sürenin sona ereceği vakte ise ecel adı verilmektedir. Eceli gelen, yani vakti, süresi gelen, dolan herkes mutlaka ölecektir, ölümü tadacaktır. Yani mekân değiştirecektir. Müminler ölmez, sadece olurlar, yani müminler yer değiştirirler. Yani fani olan dünyadan baki olan ahirete göç ederler. Nitekim sonradan yaratılan her şey fanidir. Bir başlangıcı olanın mutlaka sonu da vardır. Her doğan, daha doğarken ölüme namzet (aday) olarak doğmaktadır. Bu bir hayat kanunudur, istisnası da yoktur. Ecel bir gün bizlerin de kapısını çalacaktır, bundan kimse şüphe etmesin. Kimse de gençliğine güvenmesin. Buna göre de Allah'ın emirlerine kulak versin. Ben gencim, hele babamın, dedemin yaşına geleyim, daha benim yaşım ne ki, ondan sonra ibadetlerime diyen genç aldanmıştır. Kabristanlığa gidip mezar taşlarına bir bakalım, baktığımızda en çok genç hangi isimleri görürüz ve de görmekteyiz. Onun için yaşına güvenme. Allah'ın görevli memuru, Allah'ın emriyle bir gün senin kapını çalabilir, hazırlıklı ol.
Kapımız çalındığında, ölüme “Şimdi değil, başka zaman gel.” deme imkânımız da asla olmayacaktır. Kardeşlerim, aklımızı başımıza alalım. Sonra, son andaki pişmanlık fayda vermez ve vermiyor. Ecel geldiği zaman ne bir an geri kalır ne de bir an ileri gider. Nitekim Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyuruyor:
"Her ümmet için takdir edilmiş belli bir süre vardır. Bu sürenin sonu geldiğinde artık onu ne bir an geciktirebilirler ne de bir an öne alabilirler."
"Eğer Allah insanları zulümleri sebebiyle hemen cezalandırsaydı, yerin üzerinde kıpırdayan hiçbir canlı varlık bırakmaz, hepsini yok ederdi; fakat onları belli bir süreye kadar ertelemektedir. Süreleri dolduğu zaman artık onu ne bir an geciktirebilirler ne de bir an öne alabilirler."
Devamı bir sonraki yazımızda inşallah.