Televizyonu açıyorsunuz. İki haber arka arkaya geliyor. Birinde bir ülkede devam eden bir savaş ve orada hayatını kaybeden insanlar, yerinden edilmiş aileler. Diğerinde ise Michael Jackson’ın skandalı. İkisine ayrılan süre neredeyse eşit. İkisi de aynı ciddi sesle, aynı aceleyle sunuluyor. Ve siz farkında olmadan her ikisini de aynı önemde izliyorsunuz.

Michael Haneke 1994 yapımı Tesadüfi Bir Kronolojinin 71 Parçası’nda tam bu anı perdeye taşıdı. Film birbirinden bağımsız görünen hayatları 71 sahneyle anlatıyor. Romen bir çocuk, bir banka çalışanı, yaşlı bir adam… Ama asıl anlattığı şey medyanın izleyiciye ne yaptığı.

Haneke izleyiciyi rahat bırakmayan, ona katarsis yaşatmayan bir yönetmen. Bu filmde de izleyiciyi rahatsız ediyor ve daha da ileri gidip görüntüleri geri sarıyor. Sizi koltuğunuza gömmüyor, aksine oradan kaldırıyor. Bu filmde o rahatsızlık çok özel bir anda doruk noktasına ulaşıyor: Bir savaş haberi ile Michael Jackson skandalı yan yana, neredeyse eşit süreyle ekrana geliyor. Haneke bu sahneyi defalarca kullanıyor. Çünkü olayın anlamladırılabilmesi için buna maruz kalmak gerekiyor.

Medya araştırmacıları buna gündem belirleme teorisi diyor. Medya ne düşüneceğimizi değil, neyi düşüneceğimizi belirler. Bir habere ayrılan süre, o haberin zihnimizde kapladığı alanı şekillendiriyor. Savaş haberine üç dakika, skandal haberine de üç dakika ayrıldığında beyin ikisini eşit önemde işlemeye başlıyor. Kimse bize “bu daha önemli” demiyor. Ama süre zaten bunu söylüyor.

Fransız düşünür Jean Baudrillard ise çok daha sert bir şey söylüyor: Medya gerçeği değil, gerçeğin bir kopyasını sunuyor. O kopya zamanla asılın önüne geçiyor. Ekranda gördüğümüz savaş, zihnimizde gerçek savaşın yerini alıyor. Ve biz bunu fark etmiyoruz.

Haneke’nin filmi bu yüzden 1994’te çekilmiş olmasına rağmen hâlâ bu kadar güçlü. Sosyal medya, anlık haberler, sonsuz içerik akışı… Hepsi aynı şeyi yapıyor. Neyin önemli olduğuna biz karar vermiyoruz. Bize gösterilen şey önemli hale geliyor.

Peki bir şeyi önemli yapan ona ayrılan süre midir? Haneke buna cevap vermiyor. Ama bu filmi izledikten sonra haberleri açtığınızda kendinizi bunu sorarken buluyorsunuz.