İzmir’in her yeri tarih, her sokağı sanat…
Kentimin bu güzel yönünü yazılarımda sık sık dile getirmekten mutlu oluyorum.
Hele ki semtimizde Uşakizade Köşkü’nün bulunmasından ayrı bir gurur duyuyorum.
Mümkün mertebe yolu kullanırken de önünden geçmeye çalışıyorum. Böylece sürmekte olan tadilatının güzel gelişimine şahit oluyorum. Ve sokaklar yürürken daha birçok eski yapı dikkatimi çekiyordu. Hele bir tanesinin hikayesini öğrendiğimde çok şaşırdım.
İzmir Türk Koleji’nin hemen çaprazında olan tarihi bir köşk. Zamana meydan okuyan bu yapı, usta oyuncu Zeki Alasya’nın büyük dayısı tarafından yaptırılmış.
O dönemki İzmir Valisi Kıbrıslı Kamil Paşa (Osmanlı Sadrazamı) kızı Makbule Hanım için 1888 yılında inşa ettirmiş köşkü. Lefkoşa doğumlu olan Paşa, Osmanlı İmparatorluğu'nun son döneminde 4 kez sadrazamlık yapmış bir Osmanlı devlet adamıdır. Ayrıca İzmir'in simgesi Saat Kulesi de Kamil Paşa tarafından yaptırılmıştır. Köşkün mimarının da İzmir Saat Kulesi mimarı Raydmond Charles Pere olma ihtimali yüksektir.
Tarihi binada 1958-1959 öğretim yılında İzmir şehrinin ilk meslek lisesi olan Mithat Paşa Sanat Enstitüsü'ne bağlı elektrik ve radyo bölümleri olarak açılmış.
1965-1966 öğretim yılı sonunda Çınarlı Sanat Enstitüsü ile birleşmesi neticesinde 1966-1967 öğretim yılı başında Küçükyalı Akşam Kız Sanat Okulu'na tahsis edilmiş. Öğrenim çağını geçirmiş ya da bu çağda olmakla birlikte durumları gündüz, uzun süreli bir öğrenim görmeye müsait olmayan genç kız ve kadınlara temel eğitim yanında ev, aile ve meslek eğitimi veren kurs niteliğinde bir öğretmen kurumuna dönüşmüş.
Sonrasında okul, Kız Teknik Öğretim Genel Müdürlüğü tarafından Kız Meslek Lisesine dönüştürülmüştür. 1996-1997 yılında Çocuk Gelişimi ve Eğitimi Bölümü açılmış.
1999-2000 eğitim-öğretim yılında ikinci bölüm olarak giyim bölümü açılmıştır. Kamil Paşa, tiyatro sanatçısı Zeki Alasya'nın büyük dayısı, eski korgeneral ve milletvekili Naci Eldeniz'in kayınpederi, eski senato başkanı Tekin Arıburun'un büyük kayınpederi, XI. dönem İzmir Milletvekili Perihan Arıburun'un ve 1933-1934 yılları arasında Milli Eğitim Bakanlığı görevi yapan Ord. Prof. Dr. Hikmet Bayur'un ve Albay Dr. Ali Şener'in eşi Vahide Mine Şener'in dedesidir.
Tesadüfen öğrendiğim bu köşkün hikayesinin bu kadar detaylı olduğuna açıkçası şaşırdım.
Belki sizler de semtinizde benzer şekilde nice tarihi binanın önünden geçiyorsunuz ama hikayesini bilmiyorsunuz.
Eminim onların da kendine göre bir hikayeleri vardır.
Unutmayın küçük bir araştırma büyük bir bilgiye sebep olabilir.
Bu arada uzun zamandır kitap tavsiyelerini unuttuk. Keyifle okuyacağınızı düşündüğüm 5 tanesi aşağıda:
1) Leyla’nın Evi – Zülfü Livaneli 2) Masumiyet Müzesi – Orhan Pamuk 3) Suzan Defter – Ayfer Tunç 4) Neruda’nın Postacısı – Antanio Skarmeta 5) Algernon’a Çiçekler – Daniel Keyes