Bildiğiniz gibi yerel seçimler ülkemizde 5 yılda bir yapılıyor. Her yerel seçimden sonra, hele bir de belediye başkanı değişirse yaptıkları ilk icraatlardan biri “temizlik seferberliği” oluyor. Çiçeği burnunda belediye başkanları, yanlarına meclis üyelerini, ellerine de “yengeç” adı verilen çöp toplama aparatını alarak ilk iş, etrafa atılan çöpleri toplayarak poz veriyorlar ve vatandaşları da duyarlı olmaya davet ediyorlar. Herkes gibi kabul ediyorum. Biz etrafa çöp atan bir milletiz. “Temizlik imandan gelir” sözüyle büyümemize rağmen bunu günlük hayatımıza yansıtamıyoruz. Sigara (sağlığa zararlıdır) paketini açan tiryaki önce jelatinini, kağıdını, sonra da izmaritini yere atmaktan çekinmiyor. Örnekleri saymakla bitiremeyiz. Ama vicdan sahibi pek çok insanın da elinde küçücük kağıtla yüzlerce metre yürüdüğüne tanıklık ederiz.

Bu arada yerel yönetimlerin temel görevlerinden birisi nedir? Tabi ki temizlik! Ama gelin görün ki İzmir ve ilçeleri bu konuda ne yazık ki geride kalan süreçte sınıfta kaldılar. Tabii ki SGK ve vergi borçları ile silkelenme ve siyaseten yaşadıkları zorluklar ve operasyonlar nedeniyle zor günler yaşıyorlar. Fakat tüm bunlar sokakların durumunu değiştirmiyor. “Belediye başkanlığı kolay iş mi kardeşim” diyebilirsiniz. Peki İzmirlinin suçu ne? Neden başkanın ekibi olan, sosyal medyada kendisine destek mesajları yayınlayanlar, asli görevleri olan temizliği yaptırmıyor. Sosyal medyada harcayacakları zamanı sahada personeli denetleyerek harcamıyor. Çöplerin toplanmasından, konteynerlerden alınmasından söz etmiyorum. İzmir’in ilçeleri tarihinin en kötü dönemini yaşıyor. Sokalar süpürülmüyor. Temizlik araçları girmiyor. Üstelik belediye temizlik işleri müdürlüklerinde çok sayıda süpürgeci kardeşimiz görev yapıyor. İşini layıkıyla yapana, sorumluluk alanını temizleyene sözümüz yok. Ancak ilçe belediyeler, özellikle ara sokaklarla hiç ilgilenmiyor.
Şimdi yazının girişinde bahsettiğim yerel seçimin hemen sonrasında başlatılan temizlik hamlesinin yeniden olma isteği nedeniyle “Yerel seçim süresi kısaltılsın” başlığını attım. Mesela belediye seçimleri 3 yılda bir olsun. Belediye başkanı başarılıysa yeniden aday yapılsın ve seçilsin. Değilse de değişsin ve gelen temel hizmet olan temizlik görevini layıkıyla yerine getirsin. Çünkü yerel seçimden hemen sonra belediye başkanları temizliğe çok hevesli oluyorlar. Fakat sonrasında rehavete ve diğer işlerin yoğunluğuna kapılıp gidiyorlar.

Bu arada belediyelerde işe alımların nasıl olduğunu da az, çok hepimiz biliyoruz. Bu kısma da siyasetin bulaşmadığını söylemek neredeyse imkansız. Peki tüm bunları anlıyoruz ama biz neden Hindistan ile Bangladeş arasında görüntüleri andıran sokaklara mahkum bırakılıyoruz. Herkesin “siyaset dışında İzmirlinin suçu ne?” sorusunu sorması gerekiyor. Bu konunun gerçekten siyaset dışında değerlendirilmesi ve belediyelerin temel hizmetini yapması konusunda toplum olarak baskı yapmalıyız. “İşçiler düzenli maaş almıyor, onları da anlamak lazım” da diyebilirsiniz. Ancak her ilçede aynı sorun yok. Yaşadığım Karşıyaka’dan örnek vereyim. Belediye bir süre maaşları ödemekte zorlandı. Ancak örneğin geçen ay temizlik işçisi kardeşlerimizin bağlı olduğu belediye iştiraki Personel A.Ş tam maaş yatırdı. Ama sokaklar aynı. Demek ki sorun düzenli maaş ödenmesi de değil. Sorun ekip meselesi. Belediye başkanı her sokakla ilgilenemeyebilir. Ancak kendilerini siyasetçi sanan, başkana yaranma düşüncesiyle sosyal medyada destek mesajları yayınlara çağrıda bulunmak istiyorum. Belediyede siyaseti sadece belediye başkanı yapar. Temiz sokaklar, temiz yaşam alanı dileğiyle..