Bazı kitaplar, kapağı kapandıktan sonra da zihninizde yaşamaya devam eder. Jean Teulé’nin İntihar Dükkânı da benim için böyle bir kitap oldu.

Karanlık bir dünyada, insanların yaşamaktan vazgeçtiği bir aile intihar dükkânı işletir. Ancak ailenin çocuğu Alan, diğerlerinden farklıdır: Hayata gülerek bakar, karamsarlığı reddeder ve ailesinin kurallarını sorgular.

Kitabın en güçlü yanı da burada ortaya çıkar. Bazen bir düzeni değiştirmek için büyük bir güce değil, hayata farklı bakmaya ihtiyaç vardır.

İntihar Dükkânı yalnızca ölüm üzerine değil, yaşam üzerine de düşündürür. İnsan neden yaşamak istemez? Mutluluk gerçekten kendiliğinden mi gelir, yoksa yeniden öğrenilmesi mi gerekir?

Kitap, kara mizahla bu ağır soruları hafif ama etkili bir biçimde ele alır. Çünkü bazen hayatta kalır, ama gerçekten yaşamayız. Mutluluğu sürekli erteleriz:

Şu iş bitsin. Şu borç kapansın. Biraz para biriksin. Sonra mutlu oluruz. Oysa hayatın “sonra” diye bir garantisi yoktur. Kusursuz bir hayat beklemek, mutluluğu kaçırmanın en kolay yollarından biridir. Bu yüzden Alan’ın gülümsemesi önemlidir. Bazen bütün düzeni değiştiren şey büyük sözler değil, küçük bir neşedir. Çünkü bazı dükkânlarda ölüm satılabilir. Ama yaşamak hâlâ bizim seçimimizdir.