Sabah uyandığınızda nerede olduğunuzu bilmediğinizi hayal edin. Etrafınıza bakıyorsunuz, tanıdık hiçbir şey yok. Kim olduğunuzu hatırlamakta güçlük çekiyorsunuz. Ve yavaş yavaş anlıyorsunuz: Orada olmayı aslında siz seçmemişsiniz…

Peki bu noktadan sonra ne yaparsınız?

Project Hail Mary, Mart ayında vizyona girdi ve uzun zamandır beklenen o his geri döndü; sinema salonundan çıkarken içinizde bir şeylerin yerleştiği his. Interstellar’dan bu yana belki de ilk kez bir uzay filmi insanları bu kadar derinden etkiledi. Ryan Gosling’in canlandırdığı Ryland Grace, hafızasını yitirmiş halde bir uzay gemisinde uyanıyor. Nerede olduğunu bilmiyor, neden orada olduğunu bilmiyor. Film onu ve sizi bu soruların içine yavaş yavaş, hiç acele ettirmeden bırakıyor. Görsel anlatım şölene dönüşüyor, müzik seçimleri her sahneye işliyor, ama filmin asıl ağırlığı başka bir yerde taşınıyor: Bir insanın kendine anlam inşa etme çabasında.

Psikolog Viktor Frankl, İkinci Dünya Savaşı’nda toplama kamplarında geçirdiği yıllardan çıkardığı en önemli dersi şöyle özetler: İnsan her koşulda anlam arar. Ona göre hayatta kalmak için sadece nefes almak yeterli değildir. İnsanın neden yaşadığını bilmesi gerekir. Buna “anlam iradesi” der. Frankl, en ağır koşullarda bile insanın bu iç sesi susturamadığını gözlemlemiştir. Ryland Grace de tam bu noktada durur. Zorla bir göreve gönderilmiş, kendine sorulmamış, seçim hakkı verilmemiştir. Ama bir süre sonra o görevi sahiplenir. Çünkü başka türlü devam edemez. Anlam bulmak bir lüks değil, bir zorunluluktur.

Ve sonra Rocky geliyor. Evrenin bambaşka bir köşesinden, hiç beklenmedik bir anda. Ryland’ın daha önce hayatında kimseyle tam anlamıyla bir bağı olmadığını görüyoruz. Neuğruna uzaya gideceği biri vardır, ne de kalması için. Ama uzayın ortasında, ışık yılları uzakta, bu küçük dostluk her şeyi değiştirir. Frankl’ın anlam iradesinin ikinci biçimi bu: Anlam bazen bir görevde bulunur, bazen bir insanda ya da bu filmde olduğu gibi, bir varlıkta. Ryland sonunda dünyaya dönmez. Ama dönseydi bile artık eskisi gibi dönmeyecekti. Çünkü artık bağ kurabileceği biri vardır hayatında.
Project Hail Mary’nin asıl başarısı burada.

Uzayı bir arka plan olarak kullanıyor ama aslında çok daha içe dönük bir yolculuk anlatıyor. Hiçkimse için yola çıkmayan karakter, biri için kalmayı öğreniyor. Belki de en büyük macera budur; dışarıda değil, içeride olan.