Bir film başlamadan önce aslında ne bekliyoruz?

Sinema salonuna oturduğunuzda, henüz ekran kararmadan kafanızda küçük bir senaryo kurulmaya başlar. Bu yönetmenin filmi böyle biter, bu stüdyonun yapımı şöyle ilerler, bu tür böyle hissettirir. Beklenti denen şey aslında bir tür sessiz anlaşmadır seyirciyle. Siz de farkında olmadan o anlaşmayı imzalarsınız.
Ama A24 o anlaşmayı hiç imzalamadı.

2012’de kurulan bu bağımsız yapım şirketi, kısa sürede sinemanın en ilginç adreslerinden birine dönüştü. Hereditary korku filmiydi ama sizi asıl başka bir yerden vurdu. Everything Everywhere All at Once paralel evrenleri anlatıyordu ama aslında bir annenin kızına bakışını anlatıyordu. Midsommar güpegündüz geçiyordu ama hiçbir karanlık filmden bu kadar bunaltıcı hissetmemiştiniz. A24 filmlerine baktığınızda hiçbirine “bu da diğer filmler gibi” diyemiyorsunuz. Hepsi birbirinden farklı, hepsi birbirinden beklenmedik.

Yine de A24 yazısı gördüğünüzde bir şeye güveniyorsunuz: İyi bir film izleyeceksiniz. Sadece ne izleyeceğinizi bilmiyorsunuz. Bu garip bir his aslında — kaliteye duyulan güven, içeriğe duyulan merakla yan yana duruyor. Başka stüdyolarda beklentiyi biraz tahmin edebiliyorsunuz. A24’te sadece koltuğunuza yaslanıp bırakıyorsunuz kendinizi.
Şimdilerde bu bırakışı test eden yeni bir film var: The Drama. Nisan başında vizyona giren film, Zendaya ve Robert Pattinson’ı bir araya getiriyor. Yönetmen koltuğunda ise Kristoffer Borgli var.Daha önce Dream Scenario ile Nicolas Cage’i sıradan bir adamın başkalarının rüyasına girdiği absürd bir hikâyeye taşımış, gündelik olanı tuhaf bir aynaya dönüştürmüştü. The Drama’da da benzer bir his var; ama bu sefer zemin aşk ve evlilik.

Film, Boston’da yaşayan nişanlı bir çiftin hikâyesiyle başlıyor. Emma ve Charlie, düğününe günler kala mutlu ve birbirinden emin iki insan gibi görünüyor. Sonra bir şey oluyor. Söylenmesi gereken bir şey, söylenmesi gereken bir an. Ve o andan itibaren film, romantik bir komedinin beklenen yolundan çıkıp bambaşka bir yere sapıyor. Tam olarak nereye? Onun için sizi izlemeye bırakalım. A24’ün geleneğine sadık kalarak söyleyebileceğimiz tek şey şu: Tahmin etmeyin.

Belki de The Drama’nın asıl sorduğu şey bu: Birini ne kadar tanırsanız tanıyın, o kişiyle ilgili kurduğunuz beklenti ne kadar gerçek? Sevdiğinizi sandığınız insanı mı görüyorsunuz, yoksa görmek istediğiniz kişiyi mi? A24, bu soruyu sormak için yine en beklenmedik yeri seçti — bir düğün gecesinin hemen öncesini. Ve yine koltuğunuza yaslanıp bırakmanızı bekliyor kendinizi.