CHP İzmir Milletvekili değerli dostum Prof. Dr. Ümit Özlale, İYİ Parti’den İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na adaylığını koyduktan sonra uzun süre sessiz kaldı. Önemli hareketliliğinden biri de CHP’ye geçmesiydi.
“Özlale, sadece siyasette değil ekonomi ve idarecilikte iyi eğitim almış değerli bir politikacıdır ve bence CHP, kendisini geçen iki yıl içinde gereği gibi değerlendirememiştir.
Ümit Özlale’nin son günlerde sosyal medyada sıkça gündeme gelişi ilginç. Gündeme gelişi böyle ama gündeme dair açıklamaları çok önemli. Onun siyasette aksiyon alması çok dikkatimi çekti ve Yapay Zeka’dan bunun yorumunu yapmasını istedim. İşte aldığım cevap:
Özlale, özellikle klasik ‘teknokrat-ekonomist’ profilinden çıkıp daha sahada siyaset yapan bir çizgiye yöneliyor.
*CHP içinde ekonomi bilen ama aynı zamanda sosyal meselelerde de görünür olmak isteyen yeni kuşak siyasetçiler arasında konum almaya çalışıyor.
*İzmir’de yerel yönetim tartışmalarında aktif rol üstlenmesi, onu yalnızca bir ekonomi yorumcusu değil, doğrudan siyasi aktör haline getiriyor.
*Kısacası Ümit Özlale’nin gündeme gelişi, yalnızca yaptığı açıklamalardan değil, CHP içinde ‘teknik akıl+siyasi görünürlük’ kombinasyonunu temsil eden isimlerden birisi haline gelmesinden kaynaklanıyor. Özellikle İzmir siyaseti açısından önümüzdeki dönemde adını daha sık duyabiliriz.”
Bunlardan başka ne beklenir ki?
Dünyada; bünyesinde hain barındıran nadir ülkelerden biriyiz.
Onları yedirir içirir, paye ve mevki sahibi yapar, ‘kansız’ yapısına adeta dokunmayız.
Onlar, gün gelir, üstümüze pisler, vahameti o zaman fark ederiz.
Ankara’da Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde yaşanan son olay, buna güzel bir örnektir. Adam, yasa dışı iki ayrı örgüte üye olmuş, eylemlere katılmış, hapis yatmış, sonra da serbest bırakılmış.
Bu kansızın, hapisten çıktıktan sonra pilates kursuna yazılacağını mı sanıyoruz. Can çıkar, huy çıkmaz misali, ilk fırsatta kansızlığını ortaya koyacak, hainliğini yapacaktır.
İstihbaratçılar, polis bunların kimler olduğunu çok iyi bilir. Onlar devlete, şanlı bayrağımıza, polise, jandarmaya askere, adalete, huzura, güvene, insana bütün canlılara düşman yaratıklardır ve nedense biz bunları içimizde tutuyor, besliyor, semirtiyoruz.
Bu jeopolitik coğrafyada kaçınılmaz olsa da bu pisliklerin kime ve neye hizmet ettiklerini de anlamak kolay değildir.
Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde geleceğimiz olan gençlerimizin açtığı Ayyıldızlı şanlı bayrağımızın bu insanlıktan nasibini almamış mahlukları rahatsız etmesi, bu ülke topraklarında yaşama hakkından da mahrum kalmalarını gerektirir. Bu gereklilik, devletin, milletin huzuru ve güvenliği için kim yetkiliyse; onun tarafından yerine getirilmelidir.
Terör belası, Türk milletinin hak ettiği bir şey değildir. Ve en kısa zamanda böyle tipleri yok ederek tarihe karışmalıdır.
Ah şu GSM operatörleri
Cep telefonunuz var, hat alacaksınız. Hiç zorlanmıyorsunuz. Hat alırken siz farkında olmadan birçok yan hizmete de abone oluyorsunuz.
Ay sonunda fatura gelince sürpriz rakamlarla karşılaşmak artık o kadar olağan hale geldi ki, sadece dudak bükmekle yetiniyoruz.
Abonesi olduğunuz GSM operatöründe derdinizi anlatacak birini bulmak da o kadar kolay değil.
Ve de ayrılmak. Sizi doğduğunuza pişman ediyorlar. Bir ‘tıklama’ ile abone yaptıkları şeyi sizin burnunuzdan getiriyorlar.
Bu kurumlara devlet, her yıl yüklü cezalar kesiyor. Umurlarında değil. Ödüyorlar, ödediklerini de abonelerine pay edip onlara yüklüyorlar.
Diyelim ki inat olsun diye telefonsuz bir hayata geçmeyi denedik.
Mümkünatı var mı?