Dörtnala gelip uzak Asya’dan

Akdeniz’e bir kısrak başı gibi uzanan

Bu memleket bizim

Bilekler kan içinde

Dişler kenetli

Ayaklar Çıplak

Ve bir ipek halıya benzeyen toprak

Bu cehennem bu cennet bizim

Kapansın el kapıları

Bir daha açılmasın

Yok edin insanın insana kulluğunu

Bu davet bizim

Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür

Ve bir orman gibi kardeşcesine

Bu hasret bizim

Böyle diyor Büyük Türk Ozanı Nazım Hikmet Davet adlı şiirinde.

Bazen bir ulusun kaderini üçyüz-beşyüz sayfalık tarih kitaplarına sığdırmak mümkün değildir, hele hele dünya tarihinin akışını değiştirmiş, çağ açıp çağ kapatmış Türk tarihini sığdırmak hiç mümkün değildir.

Birinci Dünya Savaşı’nda, Türk Ulusu’nun azim, fedakarlık ve inançla, modern teknolojiyle donatılmış devasa emperyalist ordularına karşı koyarak kazandığı, Çanakkale Kara Savaşları’nda 19. Tümen Komutanı olarak 57. Alay’ı da kapsayan çok büyük bir kuvvete komuta eden ve öyle bir anda bu alaya hitaben “Ben size taarruzu emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum. Biz ölünceye kadar geçecek zaman içerisinde yerimizi başka kuvvetler, başka komutanlar alabilir” diyen Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün üstün askeri dehasının parladığı ve vatanın bölünmez bütünlüğü adına, yüreği vatan sevgisiyle dolu daha henüz 14’ünde, 15’inde, 16’sında, 17’sinde henüz bıyığı terlememiş kalpleri vatan sevgisiyle dolu yüzbinlerce şehidimizin kefensiz toprağa düştüğü, dönemin emperyalistlerinin başı İngiltere Başbakanı Churchil’in çabalarıyla Çanakkale Boğazı’nı, sadece donanmayla geçerek İstanbul önlerine ulaşıp kuşatarak ve Anadolu’nun işgal yolunu açarak tarih sahnesinden silinmek istenen Türk Ulusu’nun, kendisine olan güvenini yeniden kazanmasını sağlayacak olan destansı Çanakkale Kara Savaşları’nın alt yapısını oluşturan 18 Mart Deniz Zaferi’nin 111. yıldönümü kutlu olsun.

Bu zaferi ve devam eden süreçte emperyalizmle savaşta bizi zafere ulaştıran, yeri geldiğinde dede-baba-torun aynı cephede, sırt sırta, omuz omuza kutsal Anadolu toprakları için şehit düşerek kefensiz toprağa giren, bu topraklar için kanını canını feda eden kahraman gazilerimiz, yüce ecdad, rahat uyuyun.

Bizler, sizlerin torunları olarak bugüne kadar olduğu gibi, bundan sonra da, düşman çizmelerinin bu toprakları kirletmesine asla izin vermeyeceğiz, rahat uyuyun.

Ruhunuz şad olsun.