Geçtiğimiz cumartesi günü Türkiye büyük bir savaşın eşiğinden döndü! Evet, İsrail’le Türkiye savaşa giriyordu. Cumartesi günü iki ülke arasında büyük bir atışma ve siyasal görüşmeler oldu ama bu tam olarak basına yansımadı!
Şimdi gelelim bu iki ülke arasındaki savaşa neden olabilecek gelişmelerin neden çıktığına. İsrail, Suriye’de Türkiye’nin yaptığı havaalanını vurdu. Gerekçesi ise ‘Buraya Türkiye askeri yerleşim yapacak’ iddiası oldu. Askerlerini konuşlandırdığı gerekçesi ile havaalanını F 35 uçakları ile bombardımana tuttu. Bu İsrail’in yaptığı ilk şey değildi. Daha önce bu havaalanı inşaat halinde iken İsrail tarafından vuruldu ve burada inşaat alanında birçok Türk ve Suriyeli işçi hayatını kaybetti.
Gelelim cumartesi günü yaşanan olaylara…
İsrail Başkanı Netanyahu, “Ankara kendi sınırlarında kal ve tehditlerini kendine
sakla. Eğer bir gün yanlış hesap yapar ve İsrail’in askeri yeteneklerini test edersen düşmanlarınızın neden sonsuza dek pişman olduğunu zor yoldan anlarsın. Türk Silahlı Kuvvetleri’ni tüm gücüyle serbest kaldığında bizim tarafımızdan neler olacağını öğrenmek istemezsin” diyerek Türkiye’yi tehdit etti.
Türkiye ise Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı kanalı ile buna cevap verdi ve İsrail Başkanına “Haddini bil” dedi.
Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Bize meydan okuyan kimseden emir almayız. Ekonomikve siyasi şantaja boyun eğmeyiz. Bu yapılan tehditler Türkiye’de işe yaramaz” dedi.
Evet, bu iki liderin birbirlerine yönelik ağız dalaşı Türkiye ve İsrail askerlerini alarma geçirdi… Türk ordusu Suriye sınırına askeri birliklerini sevk etti.. Türk ordusuna ait A400M nakliye uçakları Tekirdağ’dan Riyad’a son 12 saatte 4 uçak iniş yaptı. Türkiye İsrail’i 4 koldan; Kahire, Şam, Riyat ve Doğu Akdeniz’den kuşattı. İsrail’in kaçışı yok gibi…
Evet, buraya kadar her şey güzel ama devreye Türkiye’nin Amerikan Büyükelçisi ve Suriye’den sorumlu yetkilisi Joseph Barrack giriyor ve İsrail Başkanı Netanyahu’ya Türkiye’nin Suriye’de askerlerinin olmadığını söylüyor.
Bu durum karşısında Amerikan Başkanı Donald Trump Türkiye ile İsrail’i uyardı…
Türkiye sınırında İsrail’in F35 uçakları ile Türkiye’nin F16’ları karşı karşıya geldi ama iki ülke uçakları kendi sınırlarını geçmedi.
Tabi ki bu olaylar bizim basında tam olarak yok ama yabancı basında özellikle Amerikan ve Rus basınında günün konusu oldu.
Ukrayna’nın bağımsızlığının 35. yılı
Geçtiğimiz pazartesi günü, bundan tam 35 yıl önce Ukrayna bağımsızlığını ilan etti. Bu toprakların şu anda yaşadığı trajedinin başlangıcı da o zaman işaretlendi. Ukrayna'nın Rus Birleşik Devletten ayrılması, yirminci yüzyılın en önemli olaylarından birisi olan Sovyetler Birliği'nin (SSCB) çöküşünü mühürledi. Neredeyse herkes bu bağımsızlık konusunda hemfikirdi. Hatırlatmak gerekirse, Vladimir Putin, SSCB'nin çöküşünü "yüzyılın en büyük jeopolitik felaketi" olarak nitelendirirken, Zbigniew Brezinski bunu "Avrupa'nın jeopolitik hatlarındaki en önemli üç değişiklikten biri" olarak adlandırdı. Ukrayna Parlamentosu'nun SSCB'den ayrılma kararından (yani 17 Mart 1991'den) altı aydan kısa bir süre önce, Sovyetler Birliği'nin büyük bir bölümünde olduğu gibi Ukrayna'da da bir referandum yapıldığını ve bu referandumun Ukraynalıların tek bir devlet içinde yaşama arzusunu açıkça gösterdiğini hatırlatmakta fayda var.
Ukrayna, SSCB'nin 27 idari bölgesinden 23'ünde nüfusun çoğunluğu (yüzde 70'in üzerinde) Birliği korumak için oy kullandı. Sadece yerel yönetimlerin aynı anda kendi yasadışı referandumlarını düzenlediği üç Galiçya bölgesinde yüzde 70'in üzerinde oy alarak aleyhte kullanıldı. Kiev'de ise yüzde 45'i SSCB'nin korunması için, yüzde 53'ü ise karşı oy kullandı.
Aradan 35 yıl geçti Ukrayna bağımsızlığını aldı ama Rusya bu durumdan memnun değildi. Çünkü elindeki en iyi topraklardan olmuştu. Rus lider Putin bunu düşünerek bu toprakları yeniden Rusya’ya katmanın hesaplarını yapmaya başladı ve bugünkü Rusya-Ukrayna savaşı ateşlendi. Yani anlayacağınız gibi bu savaş 35 yıl önce başlamış ve son 10 senede alevlenmiş ve son 4 senede en hararetli noktasına ulaşmış oldu. Burada Rusya’nın çok büyük bir askeri kaybı var; neredeyse 1 milyonun üstünde askeri öldü ve yaralandı. Bunun en önemli nedeni ise Avrupa ülkeleri ve Amerika’nın Ukrayna’ya silah ve mühimmat desteği vermesi oldu. Teknolojiyi de savaşta kullanan Ukrayna, silahlı dronlar, kamikaze dronlar ve kara dronları ile Rusların zayiatını artırdı. Dört yanı ateş altında olan Türkiye’nin İsrail ve Suriye’deki gelişmeleri yakından takip edip tuzağa düşmemesi gerek. Bu da stratejik bakış açısının öne çıkmasıyla yapılır. Tansiyonu düşürmek şu anda tüm taraflar için en iyi seçenektir. Zira bu, 3. Büyük Dünya Savaşı’nı önlemenin önemli adımlarından birisidir.