Siyasi gerginliğin zirve yaptığı günler yaşıyoruz.

Eylemler, taşkınlıklar, karşı karşıya gelmeler.

En çok da polisle…

Devletin polisiyle.

Bu gergin ortamlarda yaşananlar, gerçekten Türkiye’nin bugün bazı konularda ciddi eksiklikleri olduğunu gösteriyor. Demokratik bir ülkede yaşadığımızı hissettirmeyen bu görüntülerin en çok dikkat çekeni ise-siyasi olaylar için söylüyorum-polisin tavrıdır.

Polis, “Devletin polisi” kimliğiyle o yüce yapıya zarar veren her türlü unsura karşı elbet gerekeni yapacaktır. Ancak siyasi eylemlerde “Devletin polisi” değil de “İktidarın polisi” kimliğine bürünerek insanları coplamak, biber gazıyla bayıltmak gibi hataya düşmeyecektir.

Siyasi eylemler, devlete karşı yapılmış eylemler değildir. Adı üstünde ‘Siyasi eylem’.

Bu eylemde devletin değil, iktidarın hedef alındığı gerçeği vardır.

Bu eylemlerde elbette provokasyon olacaktır. Provokasyonu tespit etmek ve etkisiz hale getirmek de polisin görevidir.

Böyle bir kimlik, kendiliğinden oluşmamış, aksine oluşturulmuştur. Kötü tarafı da budur.

Türk polisinin halk nezdindeki itibarı ve sevgisi, zedelendirilmeye gelmeyen bir konudur.

1970’li yılların sonlarında bu itibarın nasıl ayaklar zedelendiğini gördük. Pol-Bir ve Pol-Der örgütlenmeleriyle bu onurlu mesleğin nasıl siyasete yem edilmeye çalışıldığına tanık olduk.

Aynı hatayı bugün tekrarlamayalım. Polisi, vatandaşın gönlündeki yerden koparmayalım.

Aksi hepimiz için kötü olur.

Yapay zekanın inanılırlığı

Hayatımıza her geçen gün biraz daha giren yapay zeka acaba ne kadar güvenilir bilgi veriyor, onun referansı geçerli mi?

Tartışılır.

Geçenlerde gerektiği için yapay zekaya başvurdum, Buca’nın yetiştirdiği bilim adamları kimlerdir diye sordum. Verdiği listede bizim mahalledeki fırıncı çırağının da adı çıktı!

Yapay zeka, sosyal medyadan beslenen bir yapı. Sosyal medyada popüler olan isim ve markalar, istediğiniz, sorduğunuz her konuda öne çıkıyor. Hepsinde dipnot olarak kaynak göstermesi gerekirken çoğunda böyle bir şeye gerek duymuyor.

Ne yazık ki, son günlerde Google da bilgilerini yapay zekadan faydalanarak paylaşıyor ve bu tuzağa o da düşüyor. Hepimiz bir şekilde tuzağa düşüyoruz. Sosyal medyadaki bilgi kirliliği, yapay zekayı öyle bir sarmalamış ki kurtuluş yok.

Onun için siz siz olun; yapay zekayı referans olarak kullanmayın, kabul etmeyin. Yapay zekanın, güvenilir olması için daha bir fırın ekmek yemesi lazım. Öncelikle sunduğu bilgilerin gerçekliğini kontrolden geçiren ciddi bir sistemin oluşturulması şart. Bu, zaman gerektiren bir konu. Bugün pek çok insanın, ona güvenerek ne yanlışlara düştüğünü düşünmek bile istemiyorum.

Doğru teşhis

TBMM’de üç dönem milletvekili olarak görev yapan Musa Çam, CHP’nin tabiri caizse öncü neferlerindendir.

Taa gençlik kollarında başlayan particiliğini, sendikacılıkla sonlandıran ve hep siyasetin içinde yer alan Çam, partisinin bugünkü tablosu karşısında haklı olarak üzülüyor ve bu üzücü tablonun bir an önce giderilmesini isteyerek canla başla çalışıyor.

Çam’la geçtiğimiz günlerde bir araya geldik. Bayram’da İzmir’in Birinci Bölge’deki 15 ilçesini ziyaret etmiş, ‘Bir tek ilçede bile Kemal Kılıçdaroğlu’nun adını anmadılar’ dedi. “Benim tanıdığım Kılıçdaroğlu, partisini ve ülkesini seven dürüst bir insandır, partilidir.” diye konuştu ve ekledi:

“2023’te Büyük Kurultay Öncesi Kemal Bey, kendisine ait odada yandaşlarıyla konuşurken ‘Şimdi çıkıp, partimizin lideri Özgü Özel’dir’ diyeceğim ve adaylıktan çekileceğim’ demiş ama ısrar edip kendisini zorlamışlar. Bugün yaşanan odur. Sadece Kemal Bey değil etrafı da mercek altına alınmalıdır.”