Kemeraltı’na, özellikle Havra Sokağı’na ne zaman girsem, o eski kalabalıkları göremiyorum.
Tamam, ekonomik zorluklar bunun başlıca nedeni… Ama bir başka sebebi daha var. Vatandaşların önemli bölümü Kemeraltı’na veya Havra Sokağı’na pahada da yükte de ağır olan bir takım ihtiyaçlarını satın almak için girer. Bunun için aracıyla gelir. Eskiden Çankaya Otoparkı, bu ziyaretler için vatandaşa hep kolaylık sunmuştur. Onun için tarihi çarşı, ne yazık ki müşterisinin önemli bölümünü Gıda Çarşısı’na kaptırmıştır.
Çankaya Otoparkı’nın tartışmalı bir durumu var. Önceki dönem Konak Belediye Başkanlarından Muzaffer Tunçağ, İnşaat Mühendisi sıfatıyla Çankaya Otoparkı’nın güçlendirilebileceği görüşünde iken Dr. Cemil Tugay’ın yaptırdığı incelemeler tam tersi işaretler veriyor.
Bilindiği gibi Tugay, sorumluluğu almak istemiyor ve otoparkın yıkılmasından yana. Yerine yenisinin yapılması ise Çevre ve Şehircilik’in devreye girmemesi halinde pek kolay görünmüyor.
Yani bir otoparkın, koca bir çarşının kaderiyle nasıl oynayabileceğini İzmir’de gördük. Mevcudun yıkılması, yenisinin yapılması ise ‘Ölme eşeğim ölme’ dedirtecek cinsten. Kemeraltı ile ilgili olarak Büyükşehir ve Konak Belediyelerinin iyileştirme çabaları içinde bir otopark konusu yoksa bütün yapılanlar bühtandır.
Etik davranmanın muafiyeti mi olur?
Hükümet, ‘Etik Kurul’ adıyla bir oluşum için düğmeye basar.
Amaç, kamuda ve belediyelerde çalışan memurların sadece yasalara aykırılık değil, ahlaki değerlere de aykırı davranışlarını önlemek.
Kısacası ahlaklı bir kamu tablosu oluşturmak.
Ancak istisnalar gündeme gelir. Bazı kişilerin bu Etik Kurul denetiminden muaf tutulması, onlara ayrıcalık tanınmasının kaçınılmaz olduğu düşünülür.
Kimdir bunlar?
Sayalım:
1-Cumhurbaşkanı
2-Meclis Başkanı ve Meclis üyeleri
3-Yargı mensupları
4-Silahlı Kuvvetler mensupları
5-Jandarma
8-Polis
9-Üniversite öğretim üyeleri, rektörler, dekanlar…
****
Geriye kim kalıyor?
Vergi memurları, Tapu’da, Orman Müdürlüğü’nde, hastanelerde çalışanlar vs.
Etik Kurulu oluşturmak için aylarca toplananlar, sonunda bakıyorlar ve görüyorlar ki, geriye etik kurallara ters gelmeyecek kimse kalmıyor, vazgeçiyorlar.
****
Etik konusunda toplumu ayrıştırmak, ayrıcalıklar tanımak ve “imtiyaz” oluşturmak cumhuriyet ve demokrasi ilkelerine tamamen aykırıdır.
Etik yani ahlak, hepimiz için geçerli bir kuraldır. Kurul oluşturulurken böyle bir fikri dillendirmek ve öneri olarak sunmak bizatihi kendisi etik dışı bir harekettir ve zaten bu girişim de karşılığı olmadığı için hayata geçirilememiştir.
AK Parti’ye geçmeler
Hemen her gün bir örneğine rastlıyoruz:
Adam, CHP’den istifa edip aynı gün AK Parti’ye geçiyor.
Helal süt emmiş biri mi, bilemeyiz. Haram yemiş biri mi, bilemeyiz.
Ama hele şu günlerde bir CHP’linin AK Parti saflarına katılması, akla bin bir soruyu getirir.
Bunun başında o arkadaşın sosyal demokratlığı tartışılır mesela.
Demokrasiye inancı, Atatürkçülüğü, cumhuriyet ilkelerine bağlılığı.
Bu insanların, hemen bir gün sonra, halkın arasına karıştığını hayal edemiyorum.
Hele yüzlerindeki ifadeyi.
Ama katılıyorlar, bizi düş (!) kırıklığına uğratıyorlar.