Merkezi Hükümetin, muhalif belediyelerin projelerini onaylamakla ilgili sürdürdüğü politika malum.
Bu yüzden CHP’li belediyelerin eli ayağı bağlanıyor, bu belediyeler sonuçta halk önünde itibarsızlaştırılıyor.
Rahmetli Adnan Menderes, böyle uygulamaları denedi ama başarılı olamadı.
Merkezi Hükümet, elindeki bu gücü, son zamanlarda pazarlık malzemesi olarak kullanmaya başladı ki, takdire şayan bir taktik. Hükümetin de belediyelerden isteği oluyor elbet. Bu istekleri hatırlatıyor, ‘projeleri onaylamakta kolaylık sağlarım’ mesajı veriyor.
İddialar, söylentiler, dedikodular diz boyu.
Mesela Buca Cezaevi alanı için de böyle bir anlaşma yapıldığından söz ediliyor.
Olacak şey mi? Herkes buranın yeşil alan olmasını istiyor ama Belediye Meclisi’nde bütün üyeler, İller Bankası’nın deklare ettiği planı oy birliği ile kabul ediyor. Oy birliğiyle alınan bu karar, alanın 16 bin 560 metrekaresinin yeşil, 40 bin 200 metrekaresinin de yapılaşmaya teslim edildiği anlamına geliyor.
Siyasi partiler, baro, sivil toplum örgütleri, ayağa kalktılar. Kararın bozulması için dava açacaklar ama bir ucunun Merkezi Hükümet olduğu böyle bir kararı hangi güç bozabilir ki?
Trol fırtınası esti geçti
Buca’da geçtiğimiz hafta bir operasyon düzenlendi. Buca Belediyesi’ndeki bir birimle ilgili iddialar ve ihbarlar üzerine toplam 28 kişi için gözaltı kararı verildi.
Bir gün önce bununla ilgili bazı bilgiler gelmişti. Çoğu geçmişe dönük bu iddiaların, Buca Belediyesi’ni yıpratmaya yönelik bir başka ayağı da vardı.
Nitekim, daha o gün adı sanı bilinmeyen, kimin yönettiği meçhul sayısız haber portalı, bombayı patlattı.
Sayısı belki 15’i buluyordu. Bu yerden bitmeler, aynı başlığı, aynı içeriği ve aynı fotoğrafı paylaşarak ‘görevlerini’ yerine getirdiler.
Oysa 28 kişiden sadece 11’i belediye personeli idi. Diğerlerinin çoğu müteahhit ve aracılardan oluşuyordu.
Troller, yapacaklarını yaptılar, ‘halkı bilgilendirdiler’ ve yuvalarına çekildiler.
‘Çamur at, izi kalsın’ misali, polis de oldular, savcı da, hakim de. Kafalarında ne varsa onu yazdılar. Belki de birçok kimseyi inandırdılar.
Trol, siyasetin ‘kalemşörü’dür. Ne emrederlerle onu yazar, onu söyler.
Bu defa da öyle olmuştur.
Ve hep olacaktır.
Olmadı Başkan Hanım
İsmi ya da belediyesi önemli değil. Bir hanım belediye başkanının makamındaki giyim tarzı son günlerin gündem maddesi oldu.
Hanımı ‘Özgürlük’ adına savunanlar var. Yakıştırmayanlar da.
Bu, giyim kuşamla ilgili Atatürk’ün devrimlerini ne hale getirdiğimizin fotoğrafıdır. Bu, sadece bu hanım başkan için geçerli değil.
Sadece Yüce Meclis’te giyime dikkat ediliyor, o kadar.
Ancak sözü edilen hanım başkanın, bu uygulamasını ‘keyfim böyle istiyor’dan çok bir başkaldırma olarak yorumluyorum.
Belediye, harman yeri değil, resmi bir kurumdur.
Belediye başkanının, keyfini değil, halkın kabul ve takdirini önemsemesi gerekir.