Odun ateşinin harlanması, sönmesini beklemeden odun takviyesiyle olur.
Bu takviye yapılmazsa harlanma da olmaz, yeniden yanmak da.
Siyaset, bazen böyle oluyor. Harlanmayı sağlayan çaba harcanıyor ama onun geçebileceği hesaba katılmıyor çoğu kere.
Bunu son 10 gündür Buca’da görüyorum.
Buca’da “Odun ateşinde siyaset” yapanların malzemesi hazır aslında. 2024 Yerel seçimlerinde Bucalılar, Büyükşehir Belediye Başkanlığı için AK Parti adayına, ilçe belediye başkanı adayı için de CHP’ye oy verdiler. Bu çarpık tablo, sonuçta 14 bin kusur oyla kazanan CHP’lileri de memnun etmedi ama AK Partililer bu tabloya baktıkça hep umutlandılar. Onun için harlanma solsun diye fırsat buldukça ateşe odun attılar. Büyük fırsat, Özgür Özel- Kemal Kılıçdaroğlu zıtlaşması ile doğdu. Çünkü Belediye Meclisi’nde her iki tarafı da destekleyen üyeler vardı. Haklı(!) olarak hayaller kurulmaya, projeler üretilmeye başlandı.
İşte tam bu sırada Belediyeye yapılan operasyon sonrası Görkem Duman ve arkadaşlarının tutuklanması, onlar için farklı bir umut kapısı açtı. Çünkü tutuklanan ve geçici olarak görevinden alınan Görkem Duman’ın yerine seçilecek başkan vekilliği için ‘çantada keklik’ meclis üyeleri olabilirdi ve bu üyelere olta atmak için kendilerince uygun bir zaman oluşmuştu.
AK Parti Genel Merkezi, hemen bir hanım milletvekilini Buca’ya göndererek, İl Başkanı Bilal Saygılı’nın da taktikleriyle CHP’li üyelerin hiç değilse 4’ünü ‘tavlamakla’ görevlendirdi.
Oltalar atıldı ama oltaya takılan olmadı. Veli Balyemez, mutlak(!) başkan vekili adayı olarak ortaya çıkarıldı ve iyice cilalanarak lanse edildi.
Ve fakat beklenen olmadı.
25 CHP’li Meclis Üyesi, kale gibi durdular, tek bir fire bile vermediler. Üstelik tek aday olarak Hüseyin Benzer’i belirleyerek AK Partililerin hesaplarını boşa çıkardılar.
Odun ateşi, seçimin sonucuyla birlikte sönmüştür ve yeni bir harlanma yaşanır mı, yaşanmaz mı bilinmemektedir.
Başkan Mutlu’yu dinlerken…
Ege Koop Danışma Kurulu’nun haziran ayı konuğu Konak Belediye Başkanı Mimar Nilüfer Çınarlı Mutlu idi. Başkan Mutlu, kurul üyelerine çalışmaları hakkında bilgi verdi, üyelerin sorularını da cevaplandırdı.
Bu buluşmadan başlıklar halinde notlar aktarmak istiyorum:
*Başkan Mutlu, kentsel dönüşüme öncelik veriyor. 100 bin kişinin yaşadığı ve 660 hektar alanı kapsayan Beştepeler, Gültepe, Gürçeşme, Güney ve Tepecik semtlerinde uygulama planlarını hazırlayarak dönüşüme hazır olduklarını söylüyor.
*Protokol Yolu diye isimlendirilen ve kent girişinde kötü etki yapan Gürçeşme ve Ballıkuyu’daki dönüşüme de önem veriyor Başkan Mutlu. Gültepe’de adaların büyük seçilmesi işleri zorlaştırıyor. Bunun için rezerv alan talebinde bulunulmuş.
*Başkan Mutlu, Konak ilçesi sınırlarında gökdelen değil 15 kata kadar izin verdiklerini söylüyor.
*Gültepe’yi ‘düz’ edip çalışma yapmayı arzuluyor. Bunun yolu da kooperatifleşmeden geçiyor.
*Başkan Mutlu, mimar olarak Konak’ta özgün yapılaşmaya önem veriyor. Bunun için kentsel dönüşümün bir fırsat olduğunu savunarak ilk dönüşüm çalışmasına Türkiye’nin en ünlü mimarlarını davet edip çalışmaya katacaklarını ifade ediyor.
*Başkan Mutlu, kaçak yapıları ihale yoluyla yıkmaya çalıştıklarını, ancak yıkımı yapacak firma bulmakta zorlandıklarını da belirtiyor.
Mal beyanı safsatası
Söylüyorlar… Çorap satıyormuş vaktiyle, şimdi altında 4 milyonluk araba varmış.
Eskiden nefesi kokarken şimdi her ay yurt dışına çıkıyormuş.
Eskiden borç harç içinde yaşarken şimdi tefecilik yapacak hale gelmiş.
****
Örnekler çok.
Bütün bunların temelinde “Servet beyanı” uygulamasının ciddi şekilde izlenmemesi yatıyor. Bu servet beyanları kapalı zarf içine konup imzalanıyor. Sonra bir kenara atılıp unutuluyor.
Tamam; takibi zor. Tamam, şumullendirildiğinde ortaya sürprizler çıkmasından korkuluyor. Ama ne yapacağız? Her şeyi oluruna mı bırakacağız?
Temiz ve berrak bir bürokrasi, bu tereddütlere teslim edilemez.