Ne Süper Lig ne de 2. Lig... Bir gün önce iki ayrı kategoride dört takım izledim; tribünler dolu, beklenti yüksek ama futbol yoktu. Taraftarını kahreden bir vasatlık.

Futbolu ancak 3. Lig’de, bir İzmir derbisinde bulabildim. O da tek taraflıydı.

Oynayan Karşıyaka’ydı, bocalayan Altay… Skor tabelası 3-1’i gösterirken aslında daha fazlasını anlatıyordu.

Adres, Alsancak Mustafa Denizli Stadı… Tapu olarak ev sahibi Altay’dı ama stat iki kulübün ortak hafızası. Bu yüzden Siyah-Beyazlılar kendi evinde misafirdi. Tribünler neredeyse doluydu. İki camia da maça yakışır bir ilgi göstermişti.

***

Ancak bu derbi, sadece bir futbol maçı değildi.

Sezonun ilk yarısında oynanan karşılaşmada, Altay kalecisinin, beraberlik golü sonrası Karşıyaka tribünlerine yaptığı bir hareketin düşmanlığın fitilini ateşlediği söyleniyor. Bir anlık kontrolsüzlük, iki köklü camianın arasına bir duvar ördü, husumet başlattı.

Bir genç oyuncunun fevri davranışı, yılların rekabetini düşmanlığa çevirmemeliydi. Burada yöneticilerin de payı var. Soğutulması gereken bir atmosfer, sessizlikle büyütüldü.

Olan yine tribünlere, futbola oldu.

***

Sahaya dönelim…

Maçın başlama düdüğüyle birlikte üstünlüğü eline alan taraf Karşıyaka’ydı. Öne geçti, geri çekilmedi. Farkı açtı, oyunu bırakmadı. Futbolcular 90 dakika boyunca basmadık yer bırakmadılar. Topu kaybettikleri an pres başladı. Rakibine nefes aldırmadılar. Fizik olarak güçlü, mental olarak diri, oyun olarak disiplinliydiler. İkili mücadelelerde üstünlük onlardaydı. Kanatları etkili kullandılar, pas trafiğini doğru kurdular, oyunu genişlettiler.

Futbol adına ne gerekiyorsa daha iyisini yaptılar.

Karşıyaka’nın “Osimhen’i” diyeceğim bir isim var: Yasin Uzunoğlu.

Tıpkı Victor Osimhen gibi bitmeyen enerjisiyle oynuyor. Sürekli koşuyor, savaşıyor, her topa hamle yapıyor. Forvet ama savunmaya kadar dönüyor. Mücadeleden kaçmıyor. Bu oyun düzeninin en görünür parçası o.

***

Altay cephesinde ise tablo karanlık…

Hiçbir bölümde üstünlük kuramadılar. Rakibin temposunu kabul etmek zorunda kaldılar. Fizik gücüyle ayakta kalmaya çalıştılar ama bu, hücum üretmeye yetmedi.

Duran toplar tek umutlarıydı. Zaten buldukları gol de bir faul organizasyonundan geldi. Akan oyunda varlık gösteremediler.

En dikkat çeken sorun orta sahadaydı. Ceyhun Gülselam’ın ağır kalışı, tempolu rakip karşısında büyük dezavantaj yarattı. Sahada bir kişi eksik gibiydi Altay. Fizik olarak yetişemedi, oyun aklı olarak da takımı sürükleyemedi.

TeknikDdirektör Mehmet Can Karagöz 60’ta forveti çiftledi. Ancak topu ileri taşıyamayan bir takımda forvet sayısını artırmak çözüm olmaz. Önce orta sahayı ele geçirmeniz gerekir. Transfer yapamamanın getirdiği çaresizlik, hamle seçeneklerini daraltmış belli ki. Elindeki tek kozu oynadı ama karşılığı olmadı.

***

Bu derbi bize iki gerçeği gösterdi:

Karşıyaka, inancı ve fiziksel gücüyle bu ligin üzerinde bir görüntü verdi.

Altay ise geçmişin ağırlığını taşıyor ama bugünün temposuna ayak uyduramıyor.

Futbol bazen çok karmaşık görünür. Oysa bu maçın özeti basitti:

Bir takım koştu, istedi, planını uyguladı.

Diğeri yetişemedi.

Derbiyi sadece skorla değil, oyunla da kazandı Karşıyaka.