Körfezde ısınan havalar, 4. güne ulaşan savaş çığlıkları 50 yıl öncesinin petrol fiyatlarındaki astronomik artışla ortaya çıkan ekonomik ve siyasi gerilime götürdü herkesi… 1967 Arap- İsrail Savaşı sonrası, İsrail ile çatışma/savaş yoluyla sonuç alamayacağını gören petrol üreticisi ülkeler, 1973 yılında petrol arzını kısıp varil fiyatını da 3 dolar seviyesinden 12 dolara çıkardı. Petrolü olmayan ve üretimde petrole bağımlı ülkeler birden yangın yerine döndü. Mal yok, üretim durmuş, benzin ve mazot yok, sevkiyat/lojistik pahalı derken; bu kıtlık ve yokluklardan Türkiye de nasibini aldı.
Milletvekili transferleri olduğu için “Güneş Motel Hükûmeti” olarak bilinen ve Bülent Ecevit’in Başbakanlığında kurulan 42. Türkiye Hükûmeti bu sürece 23 ay dayanabildi. (5 Ocak 1978-12 Kasım 1979) Dönemin CHP iktidarı da yokluklar, kuyruklar ve enflasyona yenik düşmüş, ardından bu hükûmet de yıkılmıştı.
Benzeri bir durum şimdilerde İran – İsrail ve ABD çatışması ile yeniden gündeme geldi. 60 dolarlar seviyesinde olan petrol varil fiyatı 80 dolara yükseldi. 20 dolara yaklaşan bu fark maliyet artışı, enflasyon, cari açık ve kur baskısına dönecektir. Bu sarmal hiçbir hükûmetin arzu ettiği bir durum değildir.
Zaten Orta Doğu'nun şu hali sadece İran ile İsrail- ABD hattı üzerinden okunmamalıdır. Körfez ülkelerinin bu sürece dahil olması bölgeyi ateşe verecektir. Ayrıca ABD, Rusya ve Çin gibi küresel güçlerin Hindistan, Pakistan ve İsrail’i de dahil ettikleri ciddi riskli günlerden geçmekteyiz. Konu sadece enerji güvenliği değil; bölgesel nüfuz ve küresel konumlanma ve denge arayışlarıdır.
Şimdilerde Türkiye - Suudi Arabistan hattında gelişen mekik diplomasisi, tansiyonu düşürmeye yetmedi. Çok yönlü ilişkileri ile etkili olan Türkiye’nin arabuluculuk girişimleri devam etmektedir.
Bir de kilitlenen ticaret yolu olarak Hürmüz Boğazı var tabii… Küresel petrol ticaretinin yaklaşık 1/3’ü bu dar suyolundan geçmektedir. Böylelikle burada, sadece bir enerji koridorundan değil; stratejik bir belirleyici olduğundan söz etmek mümkündür. Hürmüz kartı petrol fiyatlarını küresel enflasyonun ana tetikleyicisi haline getirebilir… Bunu ne Avrupa ne ABD ister… Çin'in enerji tedarik zinciri baskı altına girer, küresel piyasalarda sert dalgalanmalar olur. Bu nedenle Hürmüz gerilimi, yalnızca bölgesel değil, aynı zamanda 1970’lerin küresel etkilerine benzer sonuçlar doğurabilir.
Çin'in Körfez enerji hattını kendine bağlama hesabı doğrudan bir savaş gibi olmasa da onun kadar etkili olabilecek bir germe hareketidir. Petrolün en küçük kesintisinde küresel ekonomik şoka dönüşebilecek kadar riskli bir durumdur.
Rusya öyle değil!.. O bir petrol üreticisi. Yüksek petrol fiyatı ona kısa vadede yüksek gelir artışı sağlar. Çin enerjiye ulaşmak zorunda. Dikkatsiz her adım, petrol fiyatları üzerinden dünya ekonomisine büyük fatura yazar.
Petrolün gücü adına
Prof. Dr. İbrahim Attila Acar
Yorumlar