İtalya'da Olimpiyatlar sürerken, dans ve sporu buluşturan artistik buz pateni müsabakaları sonuçlandı ve madalyalar sahiplerini buldu. Yarışmacıların seçtiği müzikler arasında, Carmina Burana ve Boléro gibi her daim ruha işleyen klasikler, dahi kompozitör Hans Zimmer imzalı Dune ve Gladiator gibi filmlere ait melodiler ya da serbest programda birinciliği göğüsleyen Amerikalı Alysa Liu'nun tercih ettiği bir Donna Summer disko hiti olan MacArthur Park Suite gibi hareketli şarkılar da öne çıktı. Gürcistan'ı temsil eden Anastasiia Gubanova ise yeteneğinden ziyade bu husustaki tercihiyle dikkat çekiciydi; yarışmacı, Hint müziğiyle performansını sergilemeyi tercih etmiş, kostümü gibi makyajına da bu kültürü taşımıştı. Acaba alnının ortasını süsleyen kırmızı Bindi noktasının ne ifade ettiği onun için ne kadar önemliydi? Kendi mensubu olmadığı bir kültürün öğelerini performansında dekor unsuru olarak kullanmış olması - herhangi bir saygısızlık niyeti olmasa da - yarışmacının bir kültürel uyarlama hatasına düştüğünü göstermekteydi. Performans puanları üzerinde kostümün de dolaylı etkisi olduğu biliniyor, tabii dokuzunculukla sezonu tamamlayan Gubanova için jüri üyelerinin hangi hassasiyetle puanlama yaptıklarını kestirmek imkansız.

Kültürel uyarlama sorunsalının henüz bilinçlerde tam yer edinmiş olmadığı kesin. Hem de moda alanında fazlasıyla fiyasko yaşanmış olmasına rağmen…

Çin Yeni Yılı ile eşzamanlı fenomene dönüşen bir ürün var; Adidas’ın Tang isimli sweatshirt tasarımı. Alman spor giyim markasının Çinli kreatif ekibinin aslında sadece Asya bölgesini hedefleyerek hazırladığı ve geleneksel motiflerin kopça ve yaka stilinde öne çıktığı bu parça, şimdilerde Çinli veya Çinli asıllı olsun olmasın, sokak giyimi meraklısı herkes tarafından kovalanıyor. Oysa ki bundan daha birkaç ay önce yine Adidas, Meksika’ya özgü Oaxaca sandaletlerinden yola çıkarak tasarladığı ayakkabılar sebebiyle, Meksika Başkanı da dahil olmak üzere, Latin Amerika ülkesinin tümünden büyük tepki çekmişti. Peki, biri alkış diğeri eleştiri toplayan bu iki zıt örnek arasındaki fark neydi?

John Galliano’nun geyşalardan ilham alan Dior 2007 Haute Couture koleksiyonu, Yves Saint Laurent’ın Fas başta olmak üzere Kuzey Afrika’dan ilham alan 1970’lerdeki koleksiyonları, ve daha pek çok isim ve onların egzotik ‘ilhamlı’ işleri sayılabilir. İçinde bulundukları dönemlerde bu tip esinlenmeler hiçbir sakınca teşkil etmezken günümüzde o diyar ve kültürlere ait bireyler “Bizim tarihimize, geleneğimize ait bu motifleri bize sormadan alıp nereye götürüyorsun?” diye markalara haklı serzenişlerde bulunuyorlar. Bilinç değişiminde kırılım olarak ise 2012 Victoria’s Secret defilesi gösterilebilir; top model Karlie Kloss bikiniyle podyumda yürürken kombinini bir Kızılderili başlığı tamamlıyordu. Bu görüntü üzerine kültürel uyarlama, akademik tartışmalara kısıtlı kalmaktan çıktı, internete erişimi olan ve kritik düşünebilen binlerce sosyal medya kullanıcısı tarafından ayıplandı. Kızılderililer için kutsal anlamı olan bu tüylü şapka, viral bir styling görüntüsüne indirgenemezdi. Marka bu olay ardından resmi bir özür yayınladı, ancak bu ne ilk ne de son kültürel uyarlama skandalı oldu. Tıpkı 2018’de Gucci’nin bir defilede yer verdiği Sikh türbanı ya da Adidas’ın 2025’te yaşadığı Oaxaca sandalet vakasında olduğu gibi.

Bir zamanlar kolonize edilen, ayrım yaşayan ve hatta soykırıma uğrayan toplumların, bir takım kreatif dürtüler ile renkli bulunan ve ticarileştirmeye uygun görülen simgeleri artık bilinçli yeni jenerasyonlar tarafından korunuyor ve kimse yanlışının bedelini ödemeden sahneden ayrılamıyor. Elbette bunda sosyal medyanın ve gayriresmi dijital mahkemelerin rolü büyük. Kazanan formül ise, hangi kültürel öğeden ilham alınıyorsa o coğrafi bölgenin insanıyla işbirliği içinde olmak. Bir önceki Dior kreatif direktörü Maria Grazia Chiuri’nin 2025 Pre-Fall koleksiyonunda Japon usulü kimonolara yer verirken Kyoto’lu tekstil dokuma uzmanı Tatsumura’dan destek alması ve ona hakkını kredilerde vermesi, Galliano geyşalarını unutturacak cinsten zanaat eserlerine ön ayak olmuştu. Şimdi Dior’da kültürleri yüceltme sırası Jonathan Anderson’da. Dolce & Gabbana’nın Sicilyalı zanaatkarların elinden çıkma dantelleri Alta Moda koleksiyonlarında spot ışıkları altına taşıması ya da Ralph Lauren’in Navajo dokuma sanatçı Naiomi Glasses ile işbirliğiyle hazırladığı kapsül seriler de son zamanlarda beğeni toplayan ‘doğru’ örneklerden. Adidas Tang ceketi de başarılı kılan, yerel bir ekibin elinden çıkarak Çin kültürünü saygıyla temsil etmesi ve hatta sevdirmesi.

Türkiye’ye gelirsek; yerli pek çok yetenekli moda tasarımcısı, çeşitlilik üzerine kurulu zengin kültürümüze dair farklı unsurlara koleksiyonlarında yer vermiştir. Uluslararası sahneye bunu taşıyabilen nadir isimlerden biri ise Rıfat Özbek oldu. Kendisi ülkemize dair zanaatları, desenleri ve renkleri, modern bir yaklaşımla dünyaya anlatarak 1990’larda büyük bir hayran kitlesine kavuşmuştu. Şimdilerde Les Benjamins sokak giyiminde Türkiye’ye dair hikayeleri baskılı tişörtler ya da ilgi çekici sunum formatlarında dünyaya anlatmayı başarıyor. Kültürümüzü global ölçekteki moda ve tasarım sahnesinde daha sık, hatta belki de buz pistinde görebilmek dileğiyle…