Yaz kapıda. Deniz, güneş, kum ve İtalyanların ‘dolce far niente’ diye tanımladığı, hiçbir şey yapmamanın o tatlı hissini yeniden duyumlamaya az kaldı. Tatiller, dinlenmek için modern dünyanın getirdiği bir ihtiyaç, bazen uzak bir hayal, çoğu zaman da bir motivasyon kaynağı. Denizlerle çevrili bir ülkenin çocukları olarak içimizdeki ‘yazlıkçı’ ruhundan vazgeçmemiz ve İtalyanlara tembellikte katılmamamız mümkün değil. Yine de yeni şeyleri deneyimlemeye meraklı bir millet olarak şu sıralar yükselişte olan ve merak uyandıran bazı seyahat trendlerinden birkaçını değerlendirebilir, hatta dahil olabiliriz de.

Öne çıkanlar arasında ilk ters köşe akım, ‘coolcation’ yani yaz sezonunda serin bir yolculuk yapma fikri. Denizin mavisini dağların yeşiliyle değiş tokuş edebilir, İsviçre’de Glacier Express treniyle Zermatt’tan St. Moritz’e sekiz saatlik bir yolculuk yaparak, UNESCO’nun koruma altına aldığı sinematografik manzaraların tadını çıkarabilirsiniz. İskoçya’nın tarihi köyleri, şelaleleri ve şatolarını keşfetmek isteyenler için Belmond Royal Scotsman treni ise diğer bir seçenek olabilir. Her iki örnekte de olduğu gibi, lüks tren seyahatleri yeniden ilgi odağında olan diğer bir akım. Ancak küresel ısınmanın da etkisiyle yaz sıcağında bunalan ve serin rota çizmek isteyenler bunu denizden çok uzaklaşmadan, hatta okyanusun kalbinde de yapabilirler. Viking Cruises ve Aurora Expeditions gibi üst sınıf cruise gemileri ile Kuzey Işıkları’nı gözlemleme gezisine çıkabilir, size yolculukta eşlik eden astronom ve bilim adamlarının ilham verici söyleşilerine katılabilirsiniz. Bu soğuk destinasyon fikrine sıcak bakanlar, bu yıl 12 Ağustos’ta gerçekleşecek olan Güneş Tutulması’na tatillerini denk getirmek ve bambaşka bir gökyüzü şölenini tatillerine katmak isteyebilirler.

Dünyanın en prestijli otel zincirlerinden biri olan Aman markasının arkasındaki isim Adrian Zecha, bu yıl yeni bir konsepte yatırım yaparak seyahat tutkunlarına farklı bir tatil anlayışı sunan, çiftlik seyahatinin aslında geçici bir trend değil, kalıcı bir seçenek olacağını simgeliyor. Tokyo’dan birkaç saat uzaklıkta doğanın ortasında konumlanan Azuma Farm Koiwai, minimal ve ahşap ağırlıklı iç mimarisiyle Japonya’ya özgü dinginliğe misafirlerini davet ederken, binicilik gibi aktivitelerle beraber geleneksel demir döküm çaydanlık atölye ziyaretleri, wasabi tarlaları gezileri ve sake tadımlarıyla bu lüks çiftlik kapsamlı bir yöresel deneyim sunuyor. Çiftlik otellerin yükselişinin bir sebebi ise çekim alanı gittikçe genişleyen gastronomi kültürü. Dünyanın diğer bir ucunda yer alan Mayorka’daki Hotel Corazón’un restoranı, tamamen tesisin arazisine yayılan tarlaların ürünleriyle hazırlanan bir menü sunuyor. Bu ‘bahçeden tabağa’ konsepti kulağa yeterince yeni gelmiyorsa, Alentejo, Portekiz’deki São Lourenço do Barrocal’da arıcılık ve besiciliği deneyimlerken Susanne Kaufmann marka ürünler eşliğinde otelin spa’sında rahatlayabilir, ya da Umbria, İtalya’daki 400 yıllık bir çiftliğe ev sahipliği yapan Rastrello’nun 2.000 adet zeytin ağacının hasadına katılmak için Ekim ayını hedefleyebilirsiniz. Daha heyecanlı bir çiftlik deneyimi isteyenler ise kovboy kültürüne yeni bir vizyon getiren Montana ve Colorado’daki yeni nesil otelleri kolay bir Google aramasıyla bulabilirler.

Son seyahat trendi ise yeni olmamakla beraber teknoloji ve çeşitlilikle yeni boyutlara ulaşan bir yaklaşım. Global Wellness Institute araştırmasına göre, 2030 yılında seyahatlerin üçte biri wellness odaklı olacaklar. Psikolojik ve duygusal iyileşmeye yönelik ses terapileri, meditasyon seansları ve NLP atölyeleriyle programları hazırlanan, uyku bozukluğu ya da kronik ağrıları iyileştirmeye yönelik oteller yaygınlaşmakta. Bu alanın marka isimleri SHA Wellness, Bürgenstock ve Vivamayr hala örnek teşkil etmeye devam ederken, İskandinav usulü wellness sunan İzlanda’daki Deplar Farm, Vikinglere özgü sauna ve su terapi seçenekleriyle çıkageliyor, St. Barts Adası’ndaki Le Barthélemy ise stres yönetimi, mobilite ve hücresel beslenme teknikleri, ve ayrıca La Mer ürünleriyle longevity odaklı bakımlar sunuyor. Biohacking yöntemleri, IV Drip serumları ve rejeneratif teknikler ile donatılmış otellerin sayısı gittikçe artıyor.

Tatil anlayışına başka bir pencereden bakmak isteyenleri sonsuz seçenek bekliyor.