Bizleri yoktan var eden, varlığıyla haberdar eden, imanla, İslam’la, Kur’an’la şereflendiren ve bizlere bir kez daha bayram sevincini yaşatan Yüce Rabbimize sonsuz hamdüsenalar olsun. Hz. İbrahim’in sadakatini, Hz. Hacer validemizin samimiyetini, Hz. İsmail (as)’ın teslimiyetini bize bayram olarak miras bırakan Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (sav)’e salât ve selam olsun.
Allah’ın selamı, rahmeti, bereketi, mağfireti, affı, inayeti, ihsan ve ikramı üzerinize ve üzerimize olsun. Şimdiden bayramınız ve bayramımız mübarek olsun. Bilindiği gibi bayramlar, sevinç, neşe ve huzur günü demektir. Öteden beri her milletin birçok millî günleri, tarihi hatıralarını canlandıran bayramları bulunmaktadır. Aynı şekilde bir dine mensup kimselerin de dinî günleri ve dinî bayramları vardır. Bayramlar; insanların dinî şuur ve duygularını kuvvetlendirir. İnsanlara yeni bir heyecan, çalışma zevki ve azmi kazandırır. Bayramlar; millî ve dinî duyguların, inanışların pekişmesi, taze ve canlı tutulması yanında, toplumun birlik ve beraberliğini, huzur ve barışı sağlamada ve bunun bireylerin bilincinde yer etmesinde de büyük önemi vardır.
Gerçekten dinî bayramlar; insanlar arasında kaynaşmanın, bir olmanın, dostlukları ilerletmenin bir yolu olarak belli bir öneme sahip oldukları gibi, dinî his ve duyguların sosyal hayatta tazelenmesinin de bir vesilesidir. Bayramlar; sosyal yardımlaşma, dayanışma ve barış şuurunun insanlara kuvvetle hâkim olduğu günlerdir. Bayramlar; dargınların, küskünlerin kucaklaşması, aralarında kin ve nefret bulunan kabile, aile ve şahısların düşmanlık ve husumet duygularının sevgiye dönüşmesi, küçüklerin büyüklere saygı, büyüklerin küçüklere karşı sevgi göstermesi, hastaların ziyaret edilmesi, verilecek küçük hediyelerle çocukların gönüllerinin alınması, hısım ve akrabanın bir kere daha yeniden kaynaşması genellikle bayram günlerinde mümkün olmaktadır.
Peygamber Efendimiz (s.a.s.) bir Kurban Bayramı sabahında müminlere şöyle seslenmiştir: “Bugün ilk yapacak işimiz, bayram namazı kılmak, sonra dönüp kurban kesmektir. Kim böyle yaparsa sünnetimize uymuş olur.” Bugün, bizler de Allah Resulü (s.a.s.)’in sünnetini ihya etmek üzere bir araya geldik. Dünyalık bütün makamlardan sıyrılarak omuz omuza verdik, Rabbimizin divanına durduk. Bayram namazımızı omuz omuza vererek hep birlikte huşu içerisinde eda ettik elhamdülillah. Bayram namazımızı kıldıktan sonra da bizleri Rabbimize yaklaştıracak, O’nun rızasına ulaştıracak olan kurbanlarımızı besmelelerle, tekbirlerle ve dualarla eda edeceğiz inşallah. Cenab-ı Hak, huşu içerisinde yapacağımız bütün ibadetlerimizi kabul buyursun.
Kurban, Allah’ın rızasını kazanmaya, rahmet ve mağfiretine mazhar olmaya, iyiliğin ve hayrın yayılmasına vesile olan müstesna bir ibadettir. Kurban; sadakat, samimiyet ve fedakârlığın sembolü, takva ve teslimiyetin nişanesidir. Öyleyse kurbanlarımıza şefkat ve merhametle muamele edelim. Kurban kesimini ehil ve samimiyetli insanlara bırakalım. Çevre temizliğine özen gösterelim. “…Allah’ın kendilerine rızık olarak verdiği kurbanlıkları belirlenen günlerde üzerlerine Allah’ın adını anarak eda etsinler. Artık onlardan siz de yiyin, yoksula ve fakire de yedirin.” ayeti mucibince ihtiyaç sahibi kardeşlerimize kurban etinden ikram edelim. Gönüllerimiz arasındaki iyilik ve muhabbeti daha da güçlendirelim. Bayramları, birbirimizden uzaklaştığımız tatil günleri olarak görmeyelim. Çünkü bayramlar; ailemiz, akraba, komşu ve dostlarımızla birlikte yaşandığında bereketlenir, gerçek anlamını bulur.
O hâlde bayram günlerini bir fırsat bilerek; büyüklerimizi, akraba ve komşularımızı ziyaret edip gönüllerini kazanalım. Onların dualarından istifade etmeye çalışalım. Geçmişlerimizi hayırla analım. Çocuklarımızı hediyelerle sevindirelim; onların zihinlerinde bayramı unutulmaz bir hatıraya dönüştürelim. Yetimlere ve öksüzlere bayram neşesini tattıralım. Yaşlılara ve hastalara bayram sevincini yaşatalım. Küskünlüklere son verelim; kırılan kalpleri onaralım. Hâsılı, hanelerimize, sokaklarımıza ve şehirlerimize bayramların huzur ve muhabbet iklimini yansıtmanın gayretinde olalım.
Bayram sevinci yaşadığımız bu mübarek günlerde maalesef Gazzeli, Filistinli ve dünyanın çeşitli yerlerinde zalimlerin zulmü altında bulunan Müslüman kardeşlerimiz için de dua ve niyazda bulunalım. Tarihin şahit olduğu en büyük vahşetlerden birini uygulayan zalimler, bütün dünyanın gözü önünde kadın, çocuk, yaşlı demeden kardeşlerimizi katlediyor. Zalimlerin yenileceği, mazlumların zafere ulaşacağına olan inancımız tamdır. Bize düşen, bu katliamı durdurmak için insani ve vicdani sorumluluklarımızı yerine getirmek, kurbanlarımızla az da olsa onların gönüllerini kazanmaya çalışmaktır. Ayet-i kerimede şöyle buyruluyor: “Onların ne etleri ne de kanları Allah’a ulaşır. Allah’a ulaşan yalnızca sizin takvanızdır.” Ayette anlatılan şey, kurban ibadetinin özünün maddiyat değil; samimiyet, sadakat, ihlâs ve Allah’a karşı takva olduğudur.
Yani ibadetin değeri samimiyete, sadakate ve ihlâsa bağlıdır. Böylece onları sizin hizmetinize verdi ki, size doğru yolu gösterdiğinden dolayı Allah’ı büyük tanıyasınız. İyilik edenleri müjdele. Yüce Rabbimden Kurban Bayramı’nı; ruhlarımıza dirlik, kalplerimize huzur, bedenlerimize sıhhat ve afiyet, hanelerimize bereket, huzur, barış, mazlum ve masum coğrafyaların kurtuluşuna vesile kılmasını niyaz ediyorum. Bu duygu ve düşüncelerle hepinizin bayramını tebrik ediyor, daha nice bayramlara sağlıklı, sıhhatli ve huzurla erişmenizi Cenab-ı Hak’tan niyaz ediyorum. Mübarek Kurban Bayramı’nın ülkemize, milletimize, tüm İslam âlemine ve bütün insanlığa iyilik ve hayırlar getirmesini Cenab-ı Allah’tan niyaz ediyorum.
Kurban Bayramınız mübarek olsun