2027 İlkbahar-Yaz koleksiyonlarının sunulduğu moda başkentlerinin her birinden (bence) öne çıkanlar.

New York - Tory Burch

Moda sektörü her ne kadar kadınlara adanmış gibi gözükse de kimilerine göre erkek kreatiflerin ve yöneticilerin ‘güzel’ olanı tanımladığı, ataerkil bir oyun alanıdır. Ralph Lauren, Calvin Klein, Tommy Hilfiger… İşte, bu saygıdeğer moda sanayi devlerinin şehri New York’ta bu sezon bir kadın tasarımcının vizyonu ve zevki öne çıktı. Kendi adını taşıyan markasında Tory Burch, ancak bir kadının hassasiyetle yaklaşıp kurgulayabileceği bir arzu nesnesi tasarlamayı başarmıştı. Genellikle çanta ya da ayakkabı gibi ürünler için kullanılan bu tabiri, Tory Burch koleksiyonundaki büzgülü ve işlemeli hırkalar hak ediyordu. Amerikalı tasarımcı, distopik gündeme karşı bilgece yaklaşan büyük annelerden ilham almış, onların gardırobundaki kitsch parçaları yeniden yorumlamış ve ortaya giyilebilir, dokunulası hırkalar çıkmıştı. Bu ‘granny chic’ tarzı tamamlayan rengarenk tüylerden fularlar ise her türlü silüete pozitif dokunuş katma gücündeler. Kadınların dilinden yine en iyi onların anlayabileceğini ispatlayan Tory Burch’ün bu koleksiyonuna önümüzdeki yıl yakından göz atılmalı.

Londra - Mulberry

Birkaç yıl önce finansal sebeplerden markasını kapatmak zorunda kalan Christopher Kane, hayranlarını sevindirdi ve Mulberry’nin kreatif direktörü olarak sahnelere güçlü bir dönüş yaptı. Tasarımcı, ilk koleksiyonu için İngiliz markanın ikonu Bayswater çantadan ilham almış ve silüetleri bu parçanın form ve şekillerini yansıtacak şekilde kurgulamıştı. Bu oyuncu yaklaşımıyla 1960’lara özgü fütürizmi çağrıştıran etek, ceket ve bluzlar hazırlamış ama İngiliz yaşam tarzı ve romantizmine de yer vermeyi unutmamıştı. Canlı renklerde kuş tüyü paltolar, yarı şeffaf yağmurluklar, çiçek desenli ya da dantelli elbiseler… Markanın deri işçiliğindeki uzmanlığını yenilikçi yorumlarda sergileyen çanta ve ayakkabıları da hesaba katarsak, Christopher Kane ile Mulberry’yi önümüzdeki yıl itibariyle daha sık konuşacağız gibi duruyor.

Milano - Jil Sander

Doğru tasarımcı ile eşleşen markanın nelere kadir olabileceğinin ispatı, Milano’da Jil Sander defilesiydi. Simone Bellotti 2027 İlkbahar-Yaz sezonu için İtalyan marka ile özdeşleşen minimalist çizgiyi, heyecan uyandırıcı bir üslupta ele almıştı. Aslında görevi zordu çünkü bir zamanlar akıntının aksi yönünde giderek sunduğu yalın silüetlerle hit olmuş Jil Sander ismini, artık yaygınlaşan minimalist duruştan ayırmadan başkalaştırması gerekiyordu. Bellotti bunu doku seçkisini zenginleştirerek, renkleri çeşitlendirerek ve terzi ustalığıyla başardı. Lila rengi bisiklet yaka yumuşacık bir triko, dikişlerin drape görünümü verdiği ip askılı bluz, bol kesim uçuk pembe bir trençkot… Simone Bellotti imzalı Jil Sander parçaların, sadece minimalizm değil, dillere pelesenk olup ayağa düşen ‘sessiz lüks’ tanımına da yeni bir boyut ve anlam kazandırdığı kesin.

Paris - Tom Ford

Rekabetin ve modanın zirvesi Paris’te gündem ‘üç büyükler’ ile meşguldü; bir önceki kreatif direktör Virginie Viard’ın kaleme aldığı otobiyografide eleştiri konusu olan Chanel ve Matthieu Blazy’nin hem olumlu hem olumsuz yorumlar alan tasarımları, 10 yılın ardından görevine veda eden Anthony Vaccarello’nun neredeyse tamamını dore altın renkte aldığı Saint Laurent koleksiyonu ve defile finalinde sahne alan Charlotte Gainsbourg, Dior’da Jonathan Anderson’ın markanın yüklü arşiv ve tarihine şeffaf kumaş oyunlarıyla hafiflik kazandıran tasarımları… Ancak farklı bir isim, bu ve diğer dev markaların güçlü şovları arasından sıyrılmayı başardı. Haider Ackermann kreatif direktörlüğündeki Tom Ford, seksapeli yeniden zirveye taşıyan bir koleksiyon sergiledi. Defile alanına yerleştirilen aynalarda kendilerine hayranlıkla bakan ve kimi zaman da birbirlerini süzen erkek ve kadın mankenler, yavaş tempoda, adeta süzülerek podyumu turlarken üzerlerinde çarpıcı kesimlerde iç gıcıklayıcı mayolar, derin yırtmaçlı elbise ve dekolteli takım elbiseler taşımaktaydılar. Saten sabahlık, deri büstiyer, transparan kalem etek ve file bluzlar, tüm kıvrım ve kasları sergilerken Ackermann’ın terzilik geleneğine keskin ve affetmez yaklaşımı dikkatleri çekmekteydi. Böylece Tom Ford her birimize modanın, bir baştan çıkarma sanatı olduğunu ve bu amaca hizmet ettiği sürece kıyafetlerin pek de bir sezonu olmadığını hatırlatan marka oldu.