Lüks kategorisinde kartların yeniden dağıtıldığının son kanıtı Bernard Arnault ve ailesinin başında olduğu LVMH grup. Holding, borsa verilerine göre Fransa’nın en değerli firması pozisyonunu L’Oréal kozmetik grubuna kaybederken, Avrupa’nın en değerli ilk 10 firması arasındaki yerini de kaybetti. Bu gelişmeler son dönemde LVMH hisselerinde yaşanan düşüşün bir sonucu ancak hem Fransız firmanın hem de rakiplerinin yükselişe yeniden geçmelerine yarayacak güçlü bir kozları var; saat sektörü.
New York ve Londra moda haftaları başladıkları gibi bittiler ve geride hafızada yer edecek bir koleksiyon, trend ya da yetenek pek kalmadı. Buna farklı sebepler gösterilebilir ve belki de bunlardan biri lüks dünyasının saat alanındaki yeniliklerle meşgul olmasıdır. Örneğin, tıpkı Patek Philippe gibi bağımsız bir aile firması olarak kalabilen nadir markalardan İsviçreli Chopard, ikonik ‘Happy Diamonds’ koleksiyonunun 50. yıldönümünü New York’ta Bella Hadid katılımıyla, özel edisyon bir saatin de lanse edildiği bir partiyle kutladı. 1976 yılında ilki tasarlanan saat, ‘Heritage’ adlı bu özel yorumda, 18 karat etik sarı altın kasası ve siyah oniks kadranı içinde, 24 mm’lik kadın versiyonunda dokuz, 34 mm’lik erkek versiyonunda ise 21 adet yuvarlak kesim pırlantanın, safir camları arasında özgürce hareket etmesine olanak sağlıyor. Büyüklere yönelik oyuncak denebilecek bu şen ruha, LVMH çatısı altında yer alan Hublot ise yeni sanatçı işbirliğini duyurarak dahil oldu. Çağdaş sanatın en tanınmış siması Jeff Koons, balon görünümü kazandırdığı imza niteliğindeki eserlerini, markanın ‘Classic Fusion Balloon Dog’ serisine hacimli form ve metalik renkler ile yansıtmış. Limitli sayıda üretilecek bu artistik saatlerin, markaya duyulan ilgiyi pekiştireceği kesin.
Audemars Piguet ise işbirliği hakkını bir spor efsanesinden yana kullandı. Sadece 500 adet üretilecek olan ‘Royal Oak Selfwinding Chronograph Serena Williams Limited Edition’ saat, beyaz seramikten kasası ve bileziğine eşlik eden pembe tonlardaki sedef kadranıyla öne çıkıyor. Tenis yıldızı Williams’a göre malzeme ve renkleriyle bu tasarım, aynı anda hem güçlü hem de zarif olmaya bir gönderme yapıyor. Kadın müşterilerin gittikçe daha fazla komplikasyon saatlere ilgi gösterdiği ve yatırım yaptığını göz önünde bulundurursak bu yeniliği, İsviçreli markanın Swatch işbirliğine kıyasla stiline ve pozisyona daha uygun bir adım olarak tanımlayabiliriz. Aynı şekilde Blancpain de kadınlara güvenini tazeledi. ‘Ladybird’ modelin 70. yıldönümü için marka ‘Lady B’ adlı otomatik mekanizmaya sahip, 19 mm’lik çapıyla bir bilyenin boyu ve formunda olan yeni bir versiyon sundu. Kadınlar ve yüksek saatçilik arasındaki flörte bir örnek de Türkiye’den geldi; Serenay Sarıkaya’nın, John Malkovich ve Michelle Yeoh gibi Richard Mille elçileri arasına katıldığı Kız Kulesi’nde gerçekleşen özel bir davetle duyuruldu.
Hiç şüphesiz saat alanındaki tüm bu ve diğer gelişmeler arasında Rolex ve yeni modeli ‘Perpetual Padellone’ spot ışıkları altındaydı. Öncelikle Nisan ayında gerçekleşen Watches & Wonders yüksek saatçilik fuarı yerine İsviçreli marka, Eylül ayında Milano’da özel bir lansman yapmayı tercih ederek prestijli organizasyonla sınırlı kalmadığını, sürprizler de yapabileceğini adeta dünyaya duyurmuş oldu. Saatin kendisine gelirsek; İtalyancada büyük kızartma tavası anlamına gelen ‘Padellone’, Rolex’in komplikasyon saat kulvarında ‘1908’ ve ‘Land-Dweller’ gibi son yıllardaki yeniliklerine eklediği, son iddialı çalışma. Kadranındaki moonphase özelliğiyle diğer tüm Rolex modellerden ayrışan bu tasarımın mekanizması, annual calendar özelliğiyle yılda bir defa, Şubat’tan Mart’a geçerken düzeltme gerektiriyor ve özgünlüğüyle 30 farklı patent bekliyor. Koleksiyonda yer alan modellerin fiyatları ise yaklaşık 60.000 dolardan başlıyor.
Asya pazarındaki durgunlaşma ve bitmek bilmeyen savaşlar, sadece LVMH değil, tüm lüks sektörü, hissedarları ve onun çalışanlarını etkiliyor. Saatler ise ikinci el piyasasında gördükleri değer ve ilgiyle, gerek firmalar gerekse müşteriler için güvenli birer liman, riski düşük bir yatırım aracı olarak önemlerini koruyor ve işte, böylesi birbirine rakip yeniliklerin sık görüldüğü bir döneme imkan sağlıyorlar. Öyle ki, bu art niyetli kimselerin de onlara yönelmesine sebep oluyor. Sergiler yerine farklı hırsızlık haberleriyle gündeme oturan müzelerden sonuncusu, ne yazık ki üç farklı paha biçilmez tasarımın çalındığı ve markanın herkesi bulunmaları için sosyal medyada yardıma çağırdığı Ulysse Nardin’in müzesi. İlham verici olumlu haberler için bu hafta gözler, saatleri dahi arka planda bırakma potansiyeline sahip Milano ve Paris moda haftalarına dönüyor.