Çantalara duyulan zamansız tutku, İstanbul’da özel bir sergiye konu oluyor. Beymen, “Timeless Treasures - The Eternal Journey of the Bag” ile uluslararası tasarımcıların hazırladığı ve arşiv koleksiyonlarından seçtiği 80 özel çantayı, Tersane’de 8 Kasım - 8 Şubat tarihleri arasında keşfe açıyor. Günümüzde bir lüks fenomeni olan el çantaları, Türkiye’deki bu prestijli sergide olduğu gibi dünya ekonomisinde sözü geçen, her biri dallanıp budaklanan hiyerarşik bir yapının katmanlarını oluşturan, farklı anlamlar barındıran bir ürünler ailesi. Peki ya bu ağacın köklerinde yatan ve hâlâ filiz veren valizler?
17. ve 19. yüzyıllar arasında İngilizler başta olmak üzere Avrupalı aristokratların kültürel beslenme ve network geliştirmek için çıktıkları keyfi seyahatler, The Grand Tour olarak anılıyordu. İşte, bu turne geleneği Sanayi Devrimi ile istisnai olmaktan çıktı, yaygınlaştı ve modern turizmin ilk örneğini oluşturdu. Tabii burada vizyoner kişilerin girişimleri devreye girdi; bir diyardan ötekine, trenlerde ve transatlantik gemilerde taşınan sandıklar, ayrışmak ve markalaşmak için birebir mecralardı.1854 kuruluşlu Louis Vuitton bu seyahat kültürü üzerine bir imparatorluk kurdu. Ondan bir yaş büyük olan Goyard ise “Fransa’nın en eski deri çanta markası” titrini canı gibi koruyor. Öyle ki, diğer bir marka olan Fauré Le Page’ın logosunda yer verdiği “1717’den beri” ifadesine karşı 2012’de açtığı dava geçtiğimiz günlerde sonuçlandı ve mahkeme Goyard’ı haklı buldu. Fauré Le Page’ın hikayesi 18.yüzyıla uzanıyordu uzanmasına ama açılmış, kapanmış, tarihi kesintilere uğramıştı ve günümüzdeki marka aslında 2009’da kurulmuştu.
Bu tarihi valiz markaları ürün gamlarını çeşitlendirerek el çantası ve cüzdana uzanan, hatta hazır giyimle de yetinmeyip diğer büyük markaları da çatısı altında barındıran bir lüks devine dahi dönüştüler, ancak özlerini hiç terk etmediler - özellikle de seyahat kadar zenginliğin de yaygınlaşması ve fethedecek yeni gardıropların da ufukta belirmesiyle. Bu bolluk beraberinde rekabeti de getirdi desek yeridir. 2011 yılında hayata döndürülen tarihi sandık ve valiz markası Moynat, şu sıralar retro stildeki sticker’ların yerleştiği Hotel Moynat koleksiyonuyla dikkat çekiyor. LVMH bünyesinde bulunan Rimowa, her yıl yeni renklerde seriler çıkarıyor. Alman markanın son yeniliği ise artık tutamaç ve tekerlek gibi valizlerine ait bazı detayların renk seçenekleriyle kişiselleştirilebilir olması. Louis Vuitton ise aluminyumdan valizleri yeni bir statü sembolüne dönüşen bu kardeş markası karşısında iddialı bir adım atıyor ve sanatçı Marc Newson imzalı, ultra dayanıklı bir seri ile çıkageliyor. Yarışmaya İngiltere’den katılan tarihi marka Globe Trotter ise şimdilerde Thom Browne işbirliğiyle konuşuluyor.
El çantalarının ataları, işçilikleri ve kaliteli malzemeleriyle birer efsaneye dönüşen lüks sandık valizler bugün özel siparişle edinilebilir, bir açık artırmada yakalanabilirler. Belki de pratik sebeplerden hiçbir seyahatte kullanmak için değil, evleri dekore etmek için kullanılabilirler. Çantalar kadar valizlere de duyulan tutkunun sebebi hayat yolculuğunu, keşfetmeyi ve özgürlüğü temsil ediyor olmaları. Ve şimdi ben de 50. köşe yazımdan sonra valizimi kapıp, Yeni Bakış’a teşekkür ve veda ediyorum. İlham verici haber yazılarında tekrar buluşmak ümidiyle..!