Anne olmadan önce bebeğin hayatımızı değiştireceğini biliyordum. Ama açıkçası eşimle olan ilişkimi de bu kadar değiştirebileceğini düşünmemiştim.
Son aylarda çevremdeki yeni anne babalarla konuşurken de aynı şeyi fark ediyorum. Birçok çift bebeğin doğumundan sonra kendini daha gergin, daha yorgun ve zaman zaman daha yalnız hissediyor. Oysa dışarıdan bakıldığında her şey yolunda görünüyor. Sağlıklı bir bebek, aynı evde yaşayan iki ebeveyn ve yeni bir hayat...
Pekii o zaman neden bu kadar çok çift bu dönemde zorlanıyor?
Uzmanlara göre bunun en önemli nedenlerinden biri, ebeveynliğin çiftlerin hayatındaki en büyük değişimlerden biri olması. Psikologlar, bebeğin doğumundan sonraki ilk yılın ilişkiler açısından en hassas dönemlerden biri olduğunu söylüyor. Çünkü bu süreçte sadece günlük düzen değil, roller de değişiyor. Kadın anne, erkek baba oluyor. Ancak çoğu zaman insanlar bu yeni kimliklere uyum sağlamaya çalışırken eş olmayı ikinci plana atabiliyor.
Bir diğer önemli konu ise yorgunluk. Yapılan araştırmalar, uykusuzluğun iletişim sorunlarını artırdığını ortaya koyuyor. Aslında normal şartlarda büyümeyecek bir konu, birkaç saatlik uykunun eksikliğiyle büyük bir tartışmaya dönüşebiliyor. İnsanlar birbirlerini daha az dinliyor, daha çabuk kırılıyor ve daha çabuk savunmaya geçiyor.
İşin ilginç tarafı, anne ve babaların çoğu aynı duyguları yaşasa da bunu farklı şekillerde ifade ediyor. Anne gün boyunca bebeğin bakım yükünü taşıdığı için anlaşılmak istiyor. Baba ise ailesi için çabaladığının görülmesini bekliyor. İkisi de yoruluyor, ikisi de fedakârlık yapıyor ama bazen ikisi de kendi yüküne odaklandığı için karşı tarafın yorgunluğunu göremiyor.
Uzmanlar bu dönemde yaşanan tartışmaların her zaman ilişkinin kötüye gittiği anlamına gelmediğini belirtiyor. Aksine birçok çift için bu süreç yeni hayat düzenine alışma dönemi olarak tanımlanıyor. Sorunların kendisinden çok, sorunların nasıl konuşulduğu önem kazanıyor. Çünkü iletişim kopmaya başladığında yorgunluk geçse bile kırgınlıklar kalabiliyor.
Sanırım toplum olarak burada bir yanılgıya sahibiz. Bebek sahibi olunca her şeyin otomatik olarak mutluluk içinde ilerleyeceğini düşünüyoruz. Oysa annelik ve babalık dünyanın en güzel duygularından biri olsa da aynı zamanda büyük bir uyum süreci. İnsanların hem bireysel hayatlarını hem ilişkilerini hem de yeni sorumluluklarını aynı anda dengelemeye çalıştığı bir dönem.
Bu yüzden yeni anne babalara biraz daha anlayış göstermemiz gerekiyor. Çünkü onlar sadece bir bebek büyütmüyor. Aynı zamanda yeni bir hayat kurmaya çalışıyorlar.
Ve bazen bir ilişkinin güçlenmesi, hiç sorun yaşamamakla değil, yaşanan sorunlara rağmen birbirini duymaya devam etmekle mümkün oluyor.