Anne olmadan önce insanların bebeklere olan ilgisini sevimli bulurdum. Şimdi ise aynı ilginin bazen nasıl bir baskıya dönüşebildiğini görüyorum. Yanlış anlaşılmasın; insanların sevgisinden şikâyet etmiyorum. Tam tersine, bir bebeğin etrafında sevgiyle çevrelenmesi çok kıymetli. Ancak sanırım bazı davranışları yıllardır o kadar normalleştirmişiz ki, aslında hem anneye hem de bebeğe ne kadar zorlayıcı geldiğini fark etmiyoruz.
Bayramda bunu bir kez daha yaşadım. Bir bebeğiniz olduğunda girdiğiniz her ortamda ilginin merkezi siz değil, bebeğiniz oluyor. Herkes onu görmek, sevmek, kucağına almak istiyor. Kimisi yanaklarını sıkıyor, kimisi ellerini öpüyor, kimisi yüzüne iyice yaklaşıp konuşuyor. O sırada ben de gülümsüyorum elbette ama içimden geçen başka oluyor. Çünkü ben o bebeğin bütün gece kaç kez uyandığını, gün içinde ne kadar yorulduğunu, o kalabalığın içinde huzursuzlanmaya başladığını görüyorum. İnsanlar birkaç dakikalık bir karşılaşma yaşarken anneler bebeğin bütün gününü biliyor.
Beni en çok düşündüren şeylerden biri de herkesin bebeği sevmeden önce anneye danışmayı unutması. Kucağa almak isteyenler, fotoğraf çekmek isteyenler, öpmek isteyenler... Çoğu zaman izin istemeye gerek duymuyor. Çünkü bunun sevgi göstergesi olduğunu düşünüyorlar. Oysa annelik bana bir şey öğrettiyse, o da sevginin her zaman temas etmek anlamına gelmediği. Bazen bir bebeği uzaktan sevmek de sevgidir. Bazen annesine "Alabilir miyim?" diye sormak da sevgidir. Bazen onun huzurunu düşünmek de sevgidir.
Bir diğer konu ise bitmek bilmeyen yorumlar. Bebeğin üzerinde ince bir kıyafet varsa üşüdüğü söyleniyor. Kalın giydiysem bu kez terlediği söyleniyor. Ağlıyorsa aç olduğu düşünülüyor. Sessizse hasta olup olmadığı soruluyor. Daha ilginci, bunların hiçbiri soru şeklinde gelmiyor. Genellikle kesin hükümler halinde söyleniyor. Oysa annelik zaten insanın kendi içinde sürekli sorguladığı bir dönem. Gün içinde onlarca kez "Acaba doğru mu yapıyorum?" diye düşünen bir kadına bir de dışarıdan onlarca yorum ekleniyor.
Galiba toplum olarak yardım etmekle müdahale etmeyi birbirine karıştırıyoruz. Yardım etmek bazen fikir vermek değil, güven vermektir. Sürekli ne yapılması gerektiğini söylemek değil, yapılanın da doğru olabileceğini kabul etmektir. Çünkü her bebeğin farklı olduğu gibi her annenin de farklı bir yolculuğu var.
Anne olduktan sonra en çok şunu öğrendim: Bir annenin ihtiyacı olan şey mükemmel tavsiyeler değil. Biraz anlayış, biraz saygı ve biraz da güven. Çünkü inanın, bebeğini en iyi tanıyan kişi çoğu zaman annesidir. Belki de annelere verebileceğimiz en büyük destek, her konuda konuşmak yerine bazen sadece onları dinlemektir.