İzmir Aliağa’da soğuk bir gün…
Güneş var ama aldanmamak lazım. Doğru yerde, doğru açıdaysan az da olsa ısıtıyor; bir parça D vitamini de cabası.
Ama biz güneşlenmeye gelmedik. Maçtayız.
Tribünün büyük bölümü gölgede. Üşütüyor.
Bir de sürekli esen, zaman zaman hızını artıran rüzgâr var. Asıl mesele de o zaten. Kenarda maçı izleyenler için zor; peki ya sahadakiler?
Rüzgâr, bir kaleden diğerine doğru esiyor.
45 dakika arkandan, 45 dakika önünden…
Böyle bir havada futbol oynamak gerçekten çok zor. Sahadaki futbolcular da bunun bedelini fazlasıyla ödedi.
Defans arkasına atılan paslar rüzgârla birlikte olması gerekenden çok daha ileri gitti, yetişilemedi.
Havadan vurulan toplar, ne kadar dikildiyse o kadar geri geldi.
Top sürmek zorlaştı.
Uzun paslar neredeyse imkânsız hâle geldi, kısa paslarda bile hedef şaştı.
Falsolu şut ya fazla açıldı ya da etkisiz kaldı.
Ortalar havada süzüldü, yere yumuşak indi… Kafayla etkili olmak neredeyse mucizeydi.
Bu liste uzar gider.
Hal böyle olunca ortaya çıkan futbolun kalitesi de maalesef düştü.
Aliağa, rüzgâra rağmen
Maça daha iyi başlayan taraf Aliağa FK oldu.
Rüzgâra karşı oynamasına rağmen ceza sahasına daha çok giren taraftı. Ancak pozisyon zenginliği yoktu. Yine de bir köşe vuruşu gol getirdi ve Aliağa devreye 1-0 önde girdi.
İkinci yarıda rüzgârı arkasına alan Aliağa adeta fırtına gibi başladı.
İlk üç dakikada rakibe nefes aldırmadı, topu kendi yarı sahasına bile sokturmadı. Sonrasında oyun dengelendi. Denge kurulsa da üstün taraf yine Aliağa’ydı. Daha çok pozisyona girdiler, ancak Gebze kalesinde Furkan Taş gole izin vermedi.
Sol bekte görev yapan devre arası transferi Alberk Koç, bindirmeleriyle hücuma ciddi katkı verdi. Kendisini Menemen FK günlerinden tanırım. O dönem çok beğendiğim bir oyuncuydu ve bu performansı onu Süper Lig ekibi Çaykur Rizespor’a taşımıştı. Orada kendisini gösteremedi belki ama Aliağa FK’da önemli işler yapacağı şimdiden belli.
Gebze’nin direnci, Furkan’ın duvarı
Güzide Gebzespor özellikle ilk yarıda sahada pek varlık gösteremedi.
İkinci yarıda, gol atması gereken taraf olmanın verdiği zorunlulukla daha istekli ve daha mücadeleci oynadılar. Oyunu hızlandırmaya çalıştılar. Zaman zaman beraberlik ihtimali doğdu ama değerlendiremediler.
Maçtan özel bir parantez açarak söz etmek gerekirse; kaleci Furkan Taş’ı çok beğendim. Daha ilk bakışta kalesinde güven veren bir duruşu vardı. Topu alışı, oyunu başlatışı temizdi. İkinci yarıda ise adeta kaleyi tek başına savundu. Çok şut geldi, çok kurtarış yaptı. Takımını farklı bir mağlubiyetten kurtardı. Benim gözümde maçın adamıydı.
Son Söz
Aliağa FK, ligde dört maçtır galibiyet yüzü görmüyordu. Bu 1-0’lık galibiyet, moral açısından önemliydi. Play-Off hattından uzaklaşmamayı ve geleceğe daha umutla bakmayı başardılar.
Güzide Gebze Spor ise Play-Off hedefiyle geldiği Aliağa’dan eli boş döndü. Ama kolay lokma olmadıklarını ve hiç bir şeyin bitmediğini gösterdiler.
Son bir not…
Aliağa’nın fanatik taraftarı alışıldık şekilde VIP tarafında değildi bu kez. Güneşi alan, önü açık tribündeydiler. Çatı demirleri yok, rüzgâr nispeten daha az…
İtiraf edeyim, ben de maçı o taraftan izlemek ve bol bol da D vitamini almak isterdim.