Eski insanların doğal kaynakları kullanımına, gelişen teknik ve ilerleyen teknolojiye dair teori ve araştırmalara daha önceki pek çok yazıda da değindiğimiz gibi, bugün de ulaşılan bulguların ve yapılan çalışmaların her geçen gün daha yetkin ve üretime hâkim insanların varlığına işaret ettiği bu bağlamda modern tekniklerin, ortada olmayanın izlerinden çıkarım yapmanın gücünün ve sade yöntemlerin birlikte uygulandığı yeni bir bilimsel yayından bahsedeceğiz.
Oldukça eski dönemler söz konusu olduğunda taştan objeler ve onlara ilişkin kalıntılar, ait oldukları insan grubu ve medeniyete dair en ulaşılabilir bilgileri taşır. Silah ve alet yapımına ait izler, ok ve türevi sivriltilmiş taş cisimler sahip oldukları şekil, yontma ve oluşturma türlerine göre farklı çıkarımlar yapılmasında büyük rol oynar. Bu konunun dolaylarından ortaya çıkan öncelikli soru işaretlerinden birisinin ise insanlığın ilerleyişinde kritik bir rol oynamış bu tip objelerin nasıl elde edildiği veya “üretilmiş olduğu” söylenebilir. Şimdiye kadar süregelmiş olan kanı, uygun malzemelerin başka faaliyetler sürecinde elde edildiği ve belirli bir kaynak nokta odaklı direkt bir üretimin sonucunda ortaya çıkan, kompleks bir planlama altyapısına bağlı olunmadığı tabanlı bir yaklaşım idi. Mısır’da yer alan ve MÖ. 166 bin ile MÖ. 60 bin yılları arasında üretim maksatlı taş çıkarıldığı tahmin edilen “Taramsa 1” adlı alan haricinde çok az sayıda örnek mevcut olmasından dolayı bu kanı uzun süredir değişimden uzak kalabilmiştir. Maksatlı biçimde belirli bir alanı materyal elde etmek için sürekli olarak kullanmanın ve işçilik ile lojistik faaliyetlerini konumsal olarak ayırmanın sunduğu, bugün bizler için normal ve rutin unsurlar gibi gözükse de, sistemli veya bilinçli bir yaklaşıma ilişkin daha da eski tarihlemeler ancak yeni ve iyi analiz edilmiş bir çalışma sayesinde ortaya çıkarak bizleri gerçek kronolojiye daha da yakınlaştırmış oldu.
Tübingen Üniversitesi öncülüğündeki bir uluslararası araştırma ekibince yapılan araştırmada Güney Afrika’nın doğusunda yer alan Jojosi bölgesi, çevresindeki doğal kaynakların zenginliği, az ve tam olarak yayımlanmamış arkeolojik çalışmalar, kayaç tipleri ve son yıllarda yapılan öncü yüzey araştırmalarında saptanan taş bulguların yoğunluğundan ötürü seçilmiş. Bölgede “Hornfels” adı verilen, kolay yontulabilen bir kayaca ait kayalıkların yoğun miktarda bulunuyor olması hem araştırmacıları hem de eski insanları kendisine çekmiş bir faktör gibi gözüküyor. Bu alanın belirlenmesinin ardından yapılan gözlemlerde araziye yayılmış sayısız taş parçacığının dikkat çekmesi üzerine gerçekleştirilen incelemeler bu parçaların belirli ve benzer kırılma tiplerine maruz kalmış olduklarını ortaya çıkardı. Kırılma ve yontma türleri ile parçaların boyutları ele alındığında pek çok parçanın bilinen taş yontma artıklarıyla eşleştiği ve bu parçaların birçoğunun tekrar birleştirilebilecek formda oluşlarıyla bunu kanıtladığı öne sürüldü. Bölge genelindeki pek çok benzer kayalık lüminesans bazlı tarihleme yöntemleriyle incelendi ve taş ürünlerin malzeme olarak çıkarıldığı çeşitli noktaların aktif şekilde kullanıldığı düşünülen zaman aralığı belirlendi.
Araştırmacılara göre bulunan yüz binlerce yontma taş parçası ve çevreden elde edilen sonuçlar, bu alanın MÖ. 220 bin ile MÖ. 110 bin yılları arasında kapsamlı bir ön üretim tesisi gibi kullanıldığını gösteriyor: yüz bin yılı aşkın bir süre boyunca insanlar buradaki kayalıklardan taş çıkarıp yine aynı alanda kabaca şekillendirmiş ve ardından alandan götürmüş. Çalışmada öne sürülen düşünce, Jojosi’de kabaca şekillendirilen taş objelerin insanlarca alandan götürüldüğü ve detaylı son işlemlerin veya yontmaların başka yerlerde yapıldığı üzerine.
İnsanlığın hayatta kalma içgüdüsünden doğan ilginç teknik gelişimin farklı yönlerini öğrenmemizi sağlayan Jojosi bölgesi, önceden planlı üretim faaliyetleri ve kaynak belirlemeyi başarıyla ve uzun süreli biçimde yapmış toplulukların varlığına olan bakış açımızı değiştiriyor ve geçmişi daha iyi anlamamıza yönelik olanaklar sağlıyor. Belki de bu erken dönemdeki planlı üretim kapasitesinin doğurduğu farklı unsurlarla gelecekte de karşılaşacağız.