Alsancak’taki Tekel binaları, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından İzmir Kültür Sanat Fabrikası’na dönüştürüldü. Çok amaçlı bir sanat merkezi için üç yıl süren restorasyon çalışmaları tamamlanmadan Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’a bir açılış töreni tertip edildi. Sadece partililerin alındığı bu açılış törenine vatandaşlar dahil edilmedi. Proje mükemmel. Yıllardır atıl durumda olan bu binaların kültürümüze ve tabii sonuçta turizmimize kazandırılması çok önemli. Ama bu, bir açılış değil. Çünkü burası için tonla materyal toplanacak. Bunun da bir süresi, süreci var. Bu arada sevgili dostlarım Efe ve Şahika Erginer çifti, bu kültür merkezine; Atatürk’ün orijinal kartvizitini bağışladılar. Çok anlamlı bağış. Bunun devamı gelecek ve burası gerçek bir sanat merkezine dönüşecek. Esas açılış da o zaman yapılacak.

Saidi Nursi

İslamiyeti çok iyi bildiği iddiasıyla tanınan Saidi Nursi, büyük siyasi oluşumların gücüne muhtaç duruma düştükleri bir figür. 1878’de doğdu. Daha çocuk yaşta iken din adamlığına soyundu. Aktivist bir din adamı olmak istiyordu. Abdülhamid’den yüz görmedi. Sultan Reşat, kendisine destek oldu ve daha Cumhuriyet’ten önce Anadolu’da namı yayıldı. Müthiş bir taraftar kitlesi vardı. Bu taraftar kitlesiyle gidip Kafkas Cephesi’nde savaştı. Cumhuriyet’in ilanı ile birlikte anti laik ve Atatürk düşmanı bir tavır içine girdi. Durmadan yazdı, bu yazılarında laik ve Atatürk karşıtı tavrını hep öne çıkardı. 1935’de tutuklandı, Eskişehir’de bir yıl hapis yattı. Daha sonra karakol karşısındaki bir evde 1943 yılına kadar gözetim altında tutuldu. 1945’te Denizli Ağır Ceza Mahkemesi, hakkında bir yıl hapis cezası verdi. Tutukluluk süresi içinde salıverildi, eserleri kendisine iade edildi. Sonra Afyon Elmadağ kasabasında mecburi ikamete tabi tutuldu. 1948’de Afyon Ağır Ceza Mahkemesi 20 ay hapsine karar verdi. Bu kararı Temyiz bozdu. Aynı mahkeme, 1956’da önceden açılan davalarla ilişkili olarak beraat kararı verdi. Kitapları iade edildi. 1950 yılından sonra çok kereler hakkında dava açıldı ve tutuksuz yargılandı. 1960 yılında öldü. Saidi Nursi, yargılanırken; seçkin din alimleri bilirkişi olarak görev aldılar. Din adına bir yanlış yapmamaya özen gösterdiler. Ekteki kupür, böyle davalardan birine ait tutanaktır. Ve hala siyasi yapılar, bunun gücüne muhtaç hissediyor kendilerini. Cuma hutbelerinde, vaazlarda, mevlitlerde, iftar dualarında “Bediüzzaman” övülüyor da övülüyor. Kendimize ne zaman geleceğiz? Tam bir meçhul.

Var mısın iddiasına?

Bazı duyumlar, iddialar, bilgiler, vehimler klasikleşmişse doğruluk yanı ağır basıyor demektir. Hepiniz duyuyorsunuz. Diyorlar ki: “Belediyeler, maaş alıp çalışmayanlarla dolu.” Bu cümle, benim yıllardır en çok duyduğum cümle. Ve iddia ediyorum, DOĞRU. Maalesef doğru. Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Büyükerşen başta olmak üzere iki elin on parmağını geçmeyecek sayıda belediye dışında hepsiyle iddiaya girebilirim. Çalışmıyorlar, maaş alıyorlar. Maaş alıyorlar ama çalışmıyorlar. CHP-MHP-AK Parti… Fark etmiyor. Bu nasıl oluyor? Şöyle oluyor: Her belediyede siyaset içinde dengeler teorisi vardır. Bu dengeler teorisini çözen ama dillendiremeyen tek millet de biziz. O dengeler teorisi, legal olmayan, helal olmayan, ahlaki olmayan, mantıklı olmayan, adil olmayan bazı basit uygulamaları zorunlu kılar. Biz buna, kendimizi kahrederek razı olur, ama asla müdahale etmeyiz. Dengeler teorisi, bizim siyasetimizin içine yerleşmiş, onu kemir kemir kemiren bir virüsten farksızdır. Hangi kentte yaşıyorsanız yaşayın-Eskişehir ve bir kaç belediye hariç-o belediyeyi yönetenlerle rahatlıkla iddiaya girebilirsiniz. Denemesi bedava.

Bu kadar da olmaz

Trollerin işi zor. Onlar, beslendikleri kaynakları; fütursuz koruyorlar. Onlar olmadan kendilerinin de olamayacağını bildikleri için canhıraş bir gayret içinde sallayıp duruyorlar. Yalan, palavra, uydurma, çirkin iftira, mesnetsiz vaat… Ne varsa yapıyorlar. Temmuz ayında zaten yapılacak emekli maaşı zammını şimdi verilecekmiş gibi sunuyorlar. Meclis’in almadığı bir başka zam kararını, almış gibi yayıyorlar. Millet, bunları yemiyor tamam ama bir de çirkinleşiyorlar: Ezanın yuhalandığını, Fatiha’ya küfredildiğini iddia edecek kadar seviyeyi düşürüyorlar. Bu ülkede ateist bile böyle bir şey yapmadı, yapmaz. Onların aklına böyle bir çirkinlik nasıl geliyor, hedefe ulaşmak için yanlış seçilmiş bir iş yaptıklarının nasıl farkında değiller, anlamak mümkün değil. Torellere, geçmişte de çok rastladık. İsmet İnönü’nün askeri bir üniforma ile çekilmiş fotoğrafının yer aldığı sözde belgeyi “Asker kaçağı” diye sunanlar, 27 Mayıs’ta fırınlarda insanların yakıldığını iddia edenler, zaten her biri sınıfta kalmış birer beceriksiz trol olarak tarihe gömülürken, bu yeni hortlaklarının yedikleri haltlar da ne oluyor? Aman dikkat.

İbrahim Ormancı - Duvar Yazıları

Eskiden emekli olunca ikramiye ile bir ev alıyorlardı. Şimdi bir ev kiralayıp taşınamıyorlar! *** Bizim insanımız kitap okumaz olsa olsa kitabına uydurur! *** Kral öldü ama kahrından öldü. Kraliçenin dırdırı bitirdi adamcağızı! *** Ben de Sezen Aksu gibi her sonbahar aşık olurum. Kış gelir gelmez de terk edilirim yahu! *** Yaşam 3.6 milyar önce başlamış. Başkasının yaşamına kastetme ise hala devam etmekte! *** Fazla oturan erken ölürmüş. Ben bu yüzden iki seksen uzanıp yatıyorum! *** Bir daha dünyaya gelirsem Çinli bir kızla evleneceğim. Asla Çince öğrenemeyeceğim için kadın dırdırından muaf olacağım!