Türkiye Büyük Millet Meclis’inden Çerçeve yasa diye adlandırılan ve 12 maddeden oluşan “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun” 467 vekilin oyları ile kabul edildi. Bu yasa Türkiye Cumhuriyeti’ne ne getirecek ve süreç nasıl işleyecek onu da önümüzdeki günlerde göreceğiz!
CHP’den ayrılarak Yeni Parti’yi kuran Özgür Özel ve ekibi Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki ilk oylamada dağıldı diyebiliriz. Nedenine gelirsek; Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel vekillerine “Bölgesel hassasiyetleri gözeterek oy kullanın” dedi ve ben “Evet oyu vereceğim” dedi. Ama vekillerinin 37’si “Hayır” oyu kullandı.
Yeni Parti lideri Özgür Özel 91 milletvekilini bile bir arada tutamıyor ve vekillerine sahip çıkamıyor, bir de “81 vilayeti yönetirim” diyor. Yani anlayacağınız gibi partisinin vekillerine sahip çıkamayan ve sözünü geçiremeyen bir lider Türkiye’yi nasıl yönetsin? Acaba bu yaşananı ‘Özgür Özel genel kurulda intihar etti’ diye mi okumak gerek? Kendisine geçmiş olsun diyelim.
Özgür Özel’in “Evet oyu kullanın” dediği Çerçeve Yasa için Yeni Parti’de Manisa Milletvekili Ahmet Vehbi Bakırlıoğlu ile Bekir Başevirgen de ret oyu verdi; yani Özgür Özel’i hemşerisi olan vekiller bile dinlemedi.
Diğer taraftan İYİ Parti, TBMM Genel Kurulu’nda hiç fire vermeden tüm 29 vekiliyle ret oyu vererek birlik oldular.
55 senelik gazeteciliğimin yanında siyasette de bulundum, sağ partilerde idarecilik ve yöneticilik yaptım. Adalet ve Kalkınma Partisi’nin ülke içinde şimdiye kadar yürüttüğü siyaset, beğenseniz de beğenmeseniz de oldukça akıllı, zira bunu geçtiğimiz TBMM genel kurulunda da yaşadık. Çerçeve Yasası’nı istediği gibi çıkardı ve bu Anayasa değişikliğinin bence bir provasıydı. Önümüzdeki günlerde Anayasa değişikliğine rahatlıkla gidebilir ve erken seçim kararı alarak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı ölünceye kadar Cumhurbaşkanı ilan edebilirler.
Geçtiğimiz günlerde İzmirli bir gazeteci arkadaşım Mustafa Yılmaz yazmış ‘artık İzmir’de odunu koysak seçilir’ döneminin bittiğini ifade etmiş, bence çok da haklı. İzmir halkı uyandı, senelerden beri Cumhuriyet Halk Partisi’ne oy veriyordu ama bu yapılacak seçimlerde her şey değişebilir. Zaten CHP bölünmüş bir vaziyette. İzmir’de birçok belediye ellerinden gitti. Yapılan yolsuzluklar ise su üstüne çıktı. Bu da İzmirli seçmenin dikkatini çekti. Bağımsız İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, Adalet ve Kalkınma Partisi’ne geçerse şaşırmayalım. Geçerse bunun iyi tarafı, İzmir’de yarım kalmış tüm yatırımların tamamlanması olabilir.
Türkiye’deki siyaset böyle, önümüzde süreçte hiç tahmin etmeyeceğimiz birçok farklı gelişmeleri yaşayabiliriz.
**
ABD ve İran arasındaki silahlı çatışmaya gelirsek; çözüm olasılığı son derece belirsiz olan uzun süreli bir aşamaya girdi, ancak büyük oyuncuların bu sorunu bir fırsata dönüştürmeye çalışmayacaklarını düşünmek lazım. Ortadoğu'nun önde gelen yayın organları, Lübnan'ın Irak'a petrolü doğrudan Akdeniz kıyısına pompalamak ve böylece Hürmüz Boğazı'nın tehlikeli tuzağını atlamak için resmi olarak fırsat sunduğu haberiyle sahneye çıktı. Aslında Türkiye’de Irak ile imzalanan fakat Iraklı bakanın imza atmakta tereddüt ettiği anlaşma ile Kerkük-Yumurtalık boru hattındaki bu petrol acaba Avrupa’ya gidemeyecek mi?

Önceki gün Bağdat'ta, Ali el-Zeidi'nin Lübnanlı mevkidaşı Nawaf Salam'ı ağırladığı bir başbakanlar toplantısı düzenlendi. Gündemde enerji ve ticaret işbirliği alanlarında ikili ilişkilerin güçlendirilmesi yer aldı. Heyetler yola çıkmadan önce, Lübnan Enerji ve Su Bakanlığı , Irak petrolünün Lübnan üzerinden doğrudan Akdeniz kıyılarına pompalanması ve böylece Avrupa ve ötesindeki pazarlara en kısa rotanın sağlanması konusunda iki ülkenin anlaşmaya bir adım uzaklıkta olduğunu duyuran bir açıklama yayınladı.
Anlaşmaya göre, Irak petrolü Kerkük-Trablus boru hattı üzerinden pompalanacak. Bu boru hattının tarihi kaderi, başlı başına bir siyasi gerilim filmi konusu olmaya değer. Boru hattı 6’ncı kez yeniden açılıyor. Daha önce 1952'de üç gün, ardından 1972-1973'te dokuz ay boyunca faaliyet göstermişti. Daha sonra 1976 ile 1981 yılları arasında bir faaliyet dönemi yaşandı ve 1982'de iki ay boyunca çalıştırıldı. Son canlandırma girişimi o yılın Nisan ayında yapıldı ve ardından proje 40 yıl boyunca askıya alındı. Boru hattı, 1948 Arap-İsrail çatışması, Süveyş Kanalı anlaşmazlığı, tek taraflı millileştirme girişimleri, transit vergileri konusundaki anlaşmazlıklar, terörist saldırılar ve Irak ile Suriye arasındaki gerilim de dahil olmak üzere tamamen pratik nedenlerle kapatıldı.
İki ülke arasındaki ikili anlaşma gereği son Amerikan askeri birliğinin Eylül ayında ayrılması planlanan Irak, hidrokarbon ihracatına büyük ölçüde bağımlı. Sakin zamanlarda günde 3,3 milyon varile kadar petrol sevk ediliyordu ve bunun yüzde 93'ü Basra Limanı üzerinden Çin ve Hindistan'a gidiyordu. Mevcut çatışmanın başlamasıyla bu rota kapatıldı ve geriye sadece Türkiye'nin Ceyhan Limanı’na giden düşük kapasiteli bir boru hattı kaldı. Bu anlaşma Irak petrolünün Türkiye üzerinden değil, Lübnan üzerinden yapılmasını ön görüyor. Gerek ticari ve ekonomik gelişmeler ve gerekse yurt içindeki siyaset rüzgarları önümüzdeki günleri daha da belirsiz hale getiriyor…