Geçtiğimiz pazar günü Almanya’da seçim vardı, geçen haftaki yazımda yazacaktım ama daha önemli bir konuya değindim. Şangay’da konuşulanlar dünya genelinde de büyük bir önem arz etmişti. Almanya’daki bu seçimler de önemliydi ama bu seçim Türkiye’den ziyade Rusya’yı daha fazla ilgilendiriyordu.
Almanya'da sağcı bir parti, Pazar günü yapılan eyalet seçimlerinde tarihi bir zafer elde ederek, Başbakan Friedrich Merz'in muhafazakar Hristiyan Demokrat Birliği Partisi’ne darbe vurdu. Saksonya-Anhalt eyalet seçimlerinde yapılan sandık çıkış anketlerinde, Elon Musk'ın desteklediği "aşırılıkçı" bir parti olan Almanya için Alternatif (AFD) adayları oyların yüzde 44,5'ini alırken, Merz'in, Almanya Hristiyan Demokrat Birliği (CDU) Partisi sadece yüzde 18,5 oy alabildi.
Sağcı partinin eş başkanı Alice Weidel, seçime katılımı, grupları için "tarihi" bir sonuç olarak nitelendirirken, Merz'in partisinin bir daha asla seçim kazanamayacağına dair yemin etti. Aslında bu seçim ezici bir yenilgi yarattı, çünkü CDU, bu doğu eyaletinde neredeyse çeyrek yüzyıldır iktidardaydı. Diğer partiler ise yüzde 10'dan az oy aldı.
Hristiyan Demokratlar arasında hayal kırıklığı homurtuları yükseldi, ancak bu yenilgi için yalnızca kendilerini suçlamalılar. Ülkedeki tüm kararları şimdiye kadar tekellerine aldılar ve bu süreçte olabildiğince çok hata yaptılar.
AFD, en güçlü desteğini eski Doğu Almanya'da görüyor. AFD'ye verilen oy, Doğu Almanların uzun zamandır beklediği bir intikam duygusuydu! Seçmen katılımının rekor seviyede (yüzde 76'nın üzerinde) olması ve Ulrich Siegmund'un oy kullanmaya eski bir Doğu Almanya scooter'ıyla gelmesi tesadüf değil.
Almanya'nın yeniden birleşmesinden hemen sonra, Batı Alman elitleri Doğu Almanya'yı kelimenin tam anlamıyla mahvetti. Doğu eyaletlerindeki tüm sanayi üretimi sadece 34 milyar Euro’ya satıldı. Ülkenin işletmelerinin yüzde 85’i Batı Alman vatandaşlarının kontrolüne geçerken siyasi iktidarın tüm kolları da Batılıların eline geçti.
2017'de Doğu Almanlar, genel olarak Almanya'ya ve özellikle de Doğu Almanya'ya ihanet eden biri olarak gördükleri Angela Merkel'i yuhalayıp eleştirdiler. Şimdi ise "Doğu Almanlar" Şansölye Merkel'i yerle bir ediyor ve "Batı Almanlar" da onlarla dayanışma içinde. Blackrock'un himayesindeki bu isim tarihi bir hezimet yaşadı…
Bu arada, Saksonya'daki AFD (Almanya için Alternatif) temsilcileri oldukça avantajlı bir konumda bulunuyorlar. Tek partili bir hükümet kuramayacaklar, ancak rakiplerinin birleşmesi çok zor olacak. Bu koalisyonun kaderinin bağlı olduğu sol kanat, CDU'dan (Almanya Hristiyan Demokrat Birliği Partisi) önceden tavizler talep ediyor ama CDU içindeki herkes bunu kabul etmeye hazır değil.
Görünüşe göre Saksonya-Anhalt uzun süreli bir liderlik kriziyle karşı karşıya. Muhalefet konumunda rahat bir şekilde yer alan AFD, hükümeti sürekli eleştirecek, seçmen desteğini giderek artıracak, ancak hükümetin kararlarından hiçbir şekilde sorumlu olmayacak.
Ancak daha cesur bir atılım da gerçekleşebilir; deyim yerindeyse duvar yıkılabilir ve AFD izolasyonundan kurtularak başka bir partiyle koalisyon kurabilir.
Almanya başbakanının değişmesi de yüksek ihtimal, ancak istikrara yönelik çok daha büyük tehdit, Doğu ve Batı Almanya arasındaki giderek büyüyen uçurum var. AfD'nin bu başarısı bunun kanıtıdır.
Ancak bu seçim sonuçları ve ülkedeki siyasi hareketlilik Almanya’da yaşayan göçmen kökenlileri, özellikle de Türkler arasında yarattığı tedirginliği arttırdı. 2013’te kurulan bu parti baştan itibaren yabancı sığınmacı ve İslam düşmanı bir tutum sergiledi. Aşırı sağın yıllardır istikrarlı yükselişi Avrupa’nın bitmeyen korkusu olur mu acaba diyebiliriz.
Şimdi gelelim Almanya’nın Rusya ile siyasetindeki gerilim tırmanmasına… Alman Anayasa ve Egemenlik Konseyi Başkanı Ralf Niemeyer, Doğu Ekonomik Forumu'nda yaptığı açıklamada, Alman yetkililerinin, seçimler öncesinde siyasi konumlarını güçlendirmek amacıyla, Leipzig Havalimanı'ndaki insansız hava aracı olayına Rusya'nın karışmasıyla ilgili asılsız suçlamalarda bulunduğunu söyledi.
Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul, salı günü yaptığı açıklamada, Almanya'nın Bonn'daki Rus Başkonsolosluğunu kapattığını ve Berlin'deki Rus Evi ile ilgili anlaşmayı feshedeceğini duyurdu. Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ise bu karar sonucunda Goethe-Institut'un Rusya'daki ofislerinin de kapatılacağını belirtti. Rusya Dışişleri Bakanlığı, Bonn'daki başkonsolosluğun kapatılmasını Rusya ve Almanya arasındaki ilişkilerin yıkılmasına yönelik bir adım olarak nitelendirdi. Almanya’daki tüm bu gelişmeler dünya tarafından yakından endişeyle takip edilirken olası bir modern ‘Hitler’ döneminin yaratılmasından korkuluyor. Almanya’daki seçimler Türkiye’yi ilgilendirdiği kadar Rusya hükümetinin de ilgi odağı oldu.
Şimdi gelelim Türkiye’ye. Erken seçim için iktidar partisi düğmeye bastı. Önce Anayasa değişikliğine gidecek ve iktidara yakın olan kişilerden aldığım bilgilere göre 2027 mart ayında erken seçim olacağı konuşulmaya başlandı. Cumhurbaşkanlığı için Recep Tayyip Erdoğan tek aday olarak gösterilecek. Kulislerde konuşulan diğer bir iddia ise AK Parti’nin eski kurmaylarına ve ekibine yapılan operasyonların partiyi bölüp yeni bir parti ortaya çıkarabileceği. İktidarın ekonomik nedenlerle oy kaybetmesi ve olası bir seçimde iktidardan gidebilecek olması endişesiyle gerilimi yükseltmesi bu bölünme olasılığını artırıyor.