Daha önceki yazılarımda ‘3’üncü Dünya Savaşı’na hazırlıklı olalım’ diye yazmıştım, o zaman Rusya-Ukrayna savaşı henüz başlamıştı. Daha sonra İsrail’in Gazze’yi yerle bir etmesi ve arkasından Amerika ile İran savaşları bu durumun tuzu biberi oldu! Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan’ın oluşturduğu savunma anlaşması dışında, Amerika’nın Türkiye’ye verdiği silahların bir kısmının Ukrayna’ya verilmesi isteği Rusya’yı alarma geçirdi. Rusya Türkiye’yi bu durum karşısında uyardı!
ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından Kongre'ye gönderilen 6 Ağustos tarihli bildirime göre, yaklaşık 256 milyon dolar değerindeki önemli savunma ekipmanlarının Ukrayna'ya transfer edilmesi planlanıyor.
Belgeye göre silahlar arasında M270 çok namlulu roketatar sistemi ve bunlar için 2 bin 500'den fazla güdümsüz misket mühimmatı, 47 bin 203 mm misket topçu mermisi ve 70 adet ATACMS operasyonel taktik füzesi yer alıyor. Bu silahların hepsini Ukrayna’ya vereceğiz.
Bu savaşlar sonucu, daha önce yazdığım gibi enerji kısıntısına giden Rusya, Avrupa’ya doğalgaz vermeyi tamamen kesti. Bu nedenle söz konusu ülkelerde petrol fiyatları yükseldi…
Şimdi gelelim petrolün yanında bir de bazı ülkelerde baş gösteren kıtlık durumuna. Bunun nedenini ise aşağıdaki yazımda açıklamaya çalışacağım..
Yazın son haftaları Yavaş yavaş yazın sonuna geliyoruz ve her türlü tarım ürünü için hasat başlıyor, bazı ülkelerde ise çoktan toplandı.. Bu bağlamda, büyük bir endişe var, nedeni ise Ukrayna’nın tarım ürünlerinin nasıl pazarlanacağı. Genel olarak Amerikan basını Ukrayna'nın Karadeniz limanları ve özellikle tarım ihracatı beklentileriyle ilgili endişelerini sert ve yoğun bir şekilde dile getirdi. Odessa bölgesindeki liman altyapısı ve bu limanlara giriş çıkış yapmaya çalışan kargo gemileri üzerinde devam eden sistematik etkilerin ihracat programlarını aksatabileceğinden ve bunun da küresel bir gıda krizini tetikleyebileceğinden endişe duyuluyor..
Ukrayna istatistikleri göz önüne alınırsa, yalnızca yazın ilk iki ayında en az 50 ticaret gemisine saldırı düzenlendiği ve bunun da gemi trafiğinin neredeyse tamamen durmasına yol açtığı bildiriliyor. Bunların arasında birçok Türk gemisi de var. Bu durum, limanlardaki depolara ve yükleme terminallerine yapılan saldırılarla birlikte her türlü kargonun taşınmasını fiilen felç etti. Ukrayna Limanlar Birliği Başkanı Dmitry Barinov, Amerikalı gazetecilere, ordumuzun ve donanmamızın, Ukrayna kıyılarından belirli bir mesafede seyreden ve uygun hedeflere saldıran ‘bekleyen insansız hava araçları’ taktiğini kullandığını söyledi. Söz konusu saldırıların hasat kampanyasının başlangıcıyla aynı zamana denk gelmesi nedeniyle Amerikan basını Kremlin'i kurnazca bir ihanetle suçluyor. Ancak yazarlar, her zamanki gibi tüm bunların Ukrayna'nın yıllardır Kırım Köprüsü'nden Krasnodar Bölgesi sahillerine kadar tüm Rus deniz ve kıyı tesislerine karşı yürüttüğü açık deniz terörizmine bir yanıt olduğunu belirtmeyi ihmal ediyor. Yani anlayacağınız gibi bu savaşta Ukrayna, tahılı rahatlıkla dış ülkelere gemiler vasıtası ile yollayamayacak ve bazı ülkelerde açlık tehlikesi başgösterebilir.
Şimdi gelelim İran’a daha önce yazdığım gibi İran çok karışık ve ülke dışına bilgi sızdırılmıyor. İran halkının iktidara karşı ayaklanmaları var ama tam bir bilgi kirliliği de yaşanıyor. İran parlamentosu, İranlıları ABD veya İsrail medyasına ülke hakkında konuşmaları nedeniyle iki yıla kadar hapis cezasına çarptırabilecek yeni bir yasa tasarısını görüşüyor. Yerel haberlere göre, yasa tasarısı İslam Cumhuriyeti’ne düşman olarak değerlendirilen medya kuruluşlarıyla yapılan röportajları ve iletişimleri suç kapsamına alacak. Şargh gazetesinin haberine göre önerilen yasa tasarısında İran'da olup bitenler hakkında rejimin onayı olmadan dünyaya açıkça bilgi paylaşmak, altı aydan iki yıla kadar hapis cezasıyla sonuçlanacak.
Savaş sırasında yabancı medya kuruluşlarıyla yapılacak röportajlarda, İran istihbarat bakanlığının izni gerekecek. Yüksek enflasyon ve işsizlik nedeniyle İslam Cumhuriyeti'nde bazı kişilerin hayatta kalmak için yiyecek çalmaya başladığı veya para biriktirmek için tıbbi tedaviden vazgeçtiği bildiriliyor. ABD'nin deniz ablukasının devam etmesiyle durumun daha da kötüleşmesi bekleniyor. ABD Hazine Bakanı Scott Bessent ise İran'a karşı daha fazla ekonomik baskı uygulama sözü verdi. Ancak rejim, ara seçimler yaklaşırken ABD'den daha büyük ekonomik sıkıntılara dayanabileceğini savunmaya devam ediyor
İran'da önerilen yasa tasarısı, yabancı istihbarat servislerinin yönlendirmesiyle yapılan ve İran'ın güvenliğine veya bağımsızlığına zarar verebilecek her türlü politika veya yasa teklifini cezalandırmayı da amaçlıyor. Bu tür davalar, genellikle rejimin yanında yer alan Devrim Mahkemeleri tarafından görülecek ve suçlu bulunan herkes 30 yıla kadar hapis cezasıyla karşı karşıya kalabilir. Parlamentonun yargı ve hukuk komisyonu üyesi Osman Salari, yasa tasarısının maddelerinin henüz görüşülmediğini veya onaylanmadığını söyledi. İran İslam Cumhuriyeti, geçen yılki 12 günlük savaşın ardından benzer bir yasayı kabul etmişti ve bu yasa yakın zamanda İranlı foto muhabiri Yalda Moaiery'nin 15 yıl hapis cezasına çarptırılmasında kullanılmıştı. Moaiery, İran'a düşman olarak değerlendirilen medyaya röportaj vermek ve ABD ile İsrail bağlantılı kuruluşlara fotoğraf sağlamak suçlarından mâhkum edildi. Küresel iklim krizinin sürdüğü bir dönemde bölgemizde yaşanan savaşlar da küresel çapta gıda krizine ve petrol başta olmak üzere enerji kaynakları açısından sıkıntılara neden olacak gibi gözüküyor. Umarım açlıkla terbiye edilen bir dünyaya hızla ilerlemiyoruzdur…
Savaşlar küresel kıtlığa neden olabilir
Uğur Tingür
Yorumlar