Lig’de sezonun ikinci yarısı cumartesi günü başladı. İzmir’de, Alsancak Mustafa Denizli Stadı’nda oynanan Altay-Uşakspor karşılaşması, futbolun en bilinen ama en acımasız klişelerinden birini bir kez daha hatırlattı: Atamayana atarlar.

Maça daha istekli ve organize başlayan taraf üst üste 4 maçını kazanan Altay’dı. İlk yarıda oyunun hâkimi Siyah-Beyazlılardı. Topa sahip oldular, pozisyonlar buldular, ancak final vuruşlarındaki kalite eksikliği tabelaya yansımadı. Üstün oynadıkları bir ilk yarıyı golsüz kapattılar.

İkinci yarıda da tablo çok değişmedi. Altay yine daha derli toplu, daha üretkendi. Ancak futbol bazen adil değildir. Uşakspor’un hızla gelişen bir atağında yapılan ortaya gelen kafa vuruşu, konuk ekibi 1-0 öne geçirdi. Altay’ın tüm planları, bir anlık savunma zaafıyla bozuldu.

Golden sonra Altay beraberlik için yüklenince savunmada açıklar vermeye başladı. Uşakspor bu alanları hızlı hücumlarla değerlendirmeye çalıştı ama skoru artıracak golü bulamadı.

***

Altay cephesinde bireysel olarak en çok dikkatimi çeken isim 19 yaşındaki Mehmet Nur Kaymaz oldu. Genç oyuncu topa hükmetti, cesur çalımlar attı. İlk yarı sağda, ikinci yarı solda oynadı. 71. dakikada oyundan alındı; sebebini açıkçası anlayamadım. Yorgunluk ihtimali dışında mantıklı bir açıklaması yoktu.

Altay geriye düştüğü anlarda oyunu hızlandırmak istedi. Taç atışlarını bile çabuk kullanmaya çalıştılar. Ancak Özgür Özkaya’nın sürekli topu almak yerine kenara gelip taçları kendi kullanmak istemesi, bu hız arayışıyla çelişti.

***

Uşakspor ise galibiyete rağmen ikna edici olmaktan uzaktı. Çok basit pas hataları yaptılar, hücuma çıkmakta zorlandılar. Tercih hataları özellikle dikkat çekiciydi.

17. dakikada soldan yapılan ortada İbrahim Demir ceza alanı içinde bomboş topla buluştu. Kontrol etse kaleciyle karşı karşıya kalacaktı. Ancak geriye pası tercih etti ve net bir pozisyon heba oldu.

89. dakikada yine İbrahim Demir’le gelişen hızlı atakta Arda Karaca defans arkasına hareketlendi. Topu zamanında atmadı, sürdü. Bekleyince Arda ofsayta düştü. Oysa ilk anda pas verilse pozisyon çok daha netti.

Konuk ekip hücumda daha çok sol kanadı kullanmaya çalıştı. Yusufhan Çalık çok fazla top kaybı yaptı. Açıkçası “Nasıl ilk 11’de sahaya çıkıyor?” diye düşündürdü. Ancak boş alan bulduğunda da toplar genellikle ona oynandı. Hızıyla Altay savunmasını birçok kez zorladı, kaleciyle karşı karşıya kaldı ama son vuruşlardaki başarısızlığı dikkat çekti.

***

Altay, bu maç öncesinde son dört karşılaşmasını kazanmıştı. Bu maçı da kazanabilirdi. Oyun olarak üstündü, pozisyonları buldu ama değerlendiremedi. Basit bir gol yedi ve sahadan mağlubiyetle ayrıldı.

Uşakspor ise kötü bir performans sergilemesine rağmen üç puanı aldı ve rakibinin 5'te 5 yapmasına izin vermedi. Ancak bu oyunla 2. Lig hedefi adına güven verdiğini söylemek zor.

Futbol bazen kaliteyi değil, sonucu ödüllendirir. Bu maç da bunun en net örneklerinden biri oldu.

Göztepe gazetecileri es geçmedi

10 Ocak, Dünya Çalışan Gazeteciler Günü’ydü. Bu özel gün vesilesiyle Göztepe, gazetecileri voleybol maçına davet etmişti. Ben de bu daveti fırsat bilip önce voleybol maçını izleyip, ardından hemen yakındaki Altay maçına geçmeyi planladım. Akreditasyonumu yaptırdığımı sanıyordum… Meğer yapılmamış. İşime de yaradı. Çünkü maçları hep yukarıdan izlemeyi tercih ederim. Basına ayrılan alan zemindeydi; ben de tribüne çıkıp oradan takip ettim.

Göztepe sürekli toplantılar düzenler, basını davet eder, iletişimi canlı tutar. Bu organizasyonda da aynı hassasiyet vardı. Hatta bu güne özel bir pankart bile hazırlanmış, gazetecilerin günü kutlanmıştı. Ancak küçük bir detay gözümden kaçmadı: Pankart, basının bulunduğu tarafa değil, sadece salonun diğer bölümüne gösterildi. Kutlama vardı ama muhatabı biraz uzaktaydı.

***

Voleybol bilgim sınırlıdır; hayatım boyunca salonda sadece bir kez maç izlemiştim. Bu, ikinci deneyimim oldu. Göztepe, Aydın Büyükşehir Belediyesi ile karşı karşıya geldi. İlk iki set oldukça çekişmeliydi. Fark hiçbir zaman üç sayının üzerine çıkmadı. Üçüncü setin tamamını izleyemedim; Altay maçına yetişmem gerekiyordu. Ancak sonuç netti: Sarı-Kırmızılılar maçı 3-0 kazandı.

En çok dikkatimi çeken unsur servisler oldu. Zaman zaman ciddi hatalar yapılsa da Göztepe kazanmayı bildi. Sayı alındığında sık sık anonslar yapıldı, tribün coşturulmaya çalışıldı. Ancak bazı anlarda erken sevinçler yaşandı. Göztepe sayı aldı sanılırken, hakemin küçük ama belirleyici bir detayı görüp sayıyı karşı tarafa verdiği anlar da oldu.

***

Tribünlere gelince… İlgi sınırlıydı. Seyircilerin büyük bölümü 10–15 yaş aralığındaki gençlerden oluşuyordu. Toplu halde salona gelmiş, enerjik bir şekilde takımlarını destekliyorlardı.