Buca kırsalında tam bir imar çılgınlığı yaşanıyor. İmar izni bulunmayan köylerde; özellikle Hazine arazileri talan ediliyor, yerine beton binalar dikiliyor. Yayınlanan bütün bildirilere ve yapılan bütün uyarılara rağmen; imar çılgınlığı durmak bilmiyor.

Bu fotoğraf, Kaynaklar’ın dağ eteklerinde çekildi. Ormanlık arazi, ortada ağaçlar kesilerek çıplak hale getiriliyor ve garip bir inşaat başlıyor. Kırsalda yasa gereği taş duvarların yüksekliğine bir metrelik sınır getirilirken, bu inşaatta duvarların boyu 5 metreyi buluyor. Garip bir teraslama sistemi uygulanarak devam eden inşaat, devletin ve yerel yönetimlerin gözleri önünde her gün biraz daha yol alıyor.
Bu inşaatlarda ağır iş makinaları çalışıyor, onlarca işçi görev yapıyor ve Buca kırsalı, tam bir şantiye görünümünde vicdanları sızlatıyor.
EYT’liler maaş bekliyor
Türkiye, bir EYT rüzgarı yaşadı. Yaklaşık 2,5 milyon kişi, bu sayede emekli oldu.
Rüzgar dindi görünüyor ama esintisi devam ediyor. Çünkü sayısını bilmiyorum ama pek çok EYT’li hala Haziran maaşını alamadı.
Haziran başında ödenen gün sayımına bağlı maaş içinde de geçen Ramazan Bayramı’nın ikramiyesi yer almadı.
Bakanlık, Kurban Bayramı dolayısıyla maaş ödemelerinin 21 Haziran’da sonlandıracağını açıklamış, bir takvim yayınlamıştı ama 22 Haziran itibariyle pek çok kişi maaş almış değil.
Muhasebenin büyük bir gayretle çalıştığı, ancak iş yoğunluğu nedeniyle bu aksaklığın yaşandığı söyleniyor.
Devlet, ilk defa böyle bir duruma düştü, sözünde duramadı.
Bilinsin ki, yenilerine hazır değiliz.
Bize radyoyu sevdiren adam
Radyo dinlemek bir ayrıcalıktır. Televizyon izlemeye benzemez.
Radyo, televizyon gibi görsel desteği olmayan bir şey olduğu için kendi içinde kalite üretmek zorunda kalmış bir yayın aracı.

Klasik desek evet, romantik desek yine evet.
Radyo, zenginliğin sunulduğu bir gelenektir.
Müziğiyle, söyleşileriyle, haber bültenleriyle, “Arkası Yarın”larıyla, her şeyiyle.
Radyoyu radyo yapan kahramanlardan birini, sevgili Ahmet Refik Utlulığ’ı geçtiğimiz günlerde kaybettik. Utlulığ, İzmir Radyosu’nda uzun yıllar müdürlük yaptı ve eşsiz kadrosuyla bizlere bu güzellikleri yaşattı. Her şeyden önce radyoyu sevdirdi.
Radyo, bugün de sevilen bir şeydir. Çünkü radyoda saçma sapan sabah kuşağı diye bir şey yoktur. Radyoda çarpık ilişkilerin sahnelendiği diziler yoktur. Radyoda yalan dolan yoktur.
Radyo saftır…
Refik Utlulığ ve onun gibiler sayesinde.
Metin Milli örneği
Metin Milli, 1980’li yıllara damgasını vuran bir Türk Sanat Müziği sanatçısıydı.
Kendine has giyimi, bariton sesi ve mükemmel sahnesiyle Milli, o yıllarda televizyonların vazgeçilmez isimlerinden biriydi.

Varlıklıydı. Ankara’da benzin istasyonları vardı. Sahneye nadiren çıkardı ama televizyon programlarını çok önemserdi. İzmir Televizyonu’nda o yıllarda eğlence programları hazırlayan Bora Uçar, Metin Milli’ye TRT’nin bir program için 50 lira civarında bir para ödediğini, ama onun en az 500 lira harcadığını anlattı geçenlerde. Özellikle korosunu hep yanında taşıyan sanatçı, TRT’den aldığı parayı da evinde çerçeveletip bir yere asarmış. Onun için TRT ekranlarına çıkmak büyük bir onurdu ve bunu her vesileyle söylerdi.
Onu geçenlerde kaybettik. Gazetecilerle çok iyi geçinen bir sanatçıydı. Hal hatır sormayı severdi. Kibir nedir bilmezdi.
Kaç tane böylesi var şimdi?
Yaşamak tek ve hür. Ve sosyal medya gibi kalleşcesine!
***
Terzi kendi söküğünü dikebiliyor artık. Çünkü dükkanı kapattı, asgari ücretle iş buldu!
***
Parayı Lidyalılar bulmuş ama benim cebimdeki bütün paraları hanım buluyor vallahi!
***
Odalarda ışıksızım. Ya ne demezsin. Yurt genelinde elektrikler kesiliveriyor nedense!
***
Dolar ZİRVE yapıp duruyor. Acaba ZİRVEde bulunan kişilerin umurunda mı?
***
Issız bir adaya düşsem, laptopum internete bağlansa ve cep telefonum çekse yeterli!
***
Zamanın ruhu: Karanlığa küfredeceğine, mum ticareti yap!
***
Biz her gece Heybeli'de mehtaba çıkar ve CHP nasıl iktidar olur diye kafa patlatırdık!