Türkiye’de toplam 410 bin sanık ya da hükümlü cezaevlerinde yatıyor.

Yani 200 bin kişiden biri hürriyetinden mahrum.

On yıl önce; İzmir Gazeteciler Cemiyeti’ni temsilen İzmir İnsan Hakları İl Komisyonu’nda görev yaparken bu sayı 300 bin civarındaydı.

Terör suçluları çoğunlukta. FETÖ’cüler de bunlara dahil tabii. O yüzden rakam büyük ve tabii bir o kadar da ürkütücü.

Dünyada bir benzeri var mıdır bilmiyorum ama bu kadar sanık ve mahkumu barındıracak cezaevlerimiz ne yazık ki yok. Şakran ve Kırklar Cezaevleri, son yıllarda yapılan cezaevleri arasında yer alıyor ama 10 yıl önce 15 kişilik koğuşta 40 kişinin yattığını gördüğümüzde çok hayret ediyorken bugünün yoğunluğunu doğrusu düşünmek bile istemiyorum.

Ceza sistemi, kamu vicdanını tatmin etmek için işler. Elbette bu 410 bin kişinin içinde bu tarz olanlar vardır.

Ama işin içine fikir ve düşünce suçları girince bunun kamu vicdanını tatmin eden bir yönü olmadığını görüyoruz. Ne yazık ki, o ürkütücü rakama katkı koyan kişiler de bunlar.

Devletin cezaevlerini boşaltmak için sıkça çıkardığı afların etkin olmadığı da ortada. Ancak “Terörsüz Türkiye” projesi kapsamında pek çok kişinin af edilebileceği de söyleniyor.

Özellikle bu kesimin, “Kamu vicdanını tatmin” bakımından iyi birer örnek olabileceğini söylememiz mümkün olabilecek midir acaba?

Bunu zaman gösterecek. Hele bir proje hayata geçsin.

Suçlu ayağa kalk!

İzmir’in deneyimli avukatlarından Pulat Hüseyin Gago, Buca’da başlayıp Kısık’a kadar uzanan orman yangınında asıl kusurlunun tespit edilmesinde bir zafiyet yaşandığını gözlediğini söylüyor.

Gago’ya göre; Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı’nın da “Yangın elektrik tellerinden çıkmıştır” açıklamasına göre asıl suçlu TEDAŞ.

Avukat Gago, bu suçun TEDAŞ’a rücu etmesini sağlayacak bir hukuki girişim için İzmir Barosu’na başvurdu ve olumlu yanıt aldı.

Özenle hazırlanmış bir dava dilekçesi ilgili mercilere sunulacak ve emsal teşkil edecek bir karar alınması için çalışılacak. Pulat Hüseyin Gago, “Bu emsal kararı temin ettiğimizde; yangında zarara uğrayan her vatandaş dava açabilecek. Hatta belediyeler bile, yangın alanında bulunan taşınmazlarının zararını tazmin edebilecek” diyor.

Kimse o büyük yangının şaşkınlığını üstünden atamadığı için böyle bir şey akla bile gelmiyor tabii. Ancak İzmir Barosu, somut bir adım atar da gereğini bir an önce yaparsa; başta Buca’nın Yıldızlar Köyü halkı olmak üzere pek çok vatandaş rahat bir nefes alabilecek.

Benim Buca Ortaokulu’ndan sınıf arkadaşım da olan Pulat Hüseyin Gago’yu bu çok önemli girişimi için candan kutluyorum.

Bu kadarı da fazla

Avrupa Birliği’ne gireceğiz diye zinayı suç olmaktan çıkardık, domuz eti satan kasaplara izin verdik, ne kadar KİT varsa sattık, zeytinliklerimizi Portekiz’i kızdırmamak için, portakal bahçelerini İspanyollara sevimli görünelim diye kestik, söktük.

Ve de son olarak Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu’nu kurduk.

Başına da İletişim Başkanlığı görevinden alınan Prof.Dr. Fahrettin Altun’u getirdik.

Şu anda; Avrupa’nın, birliğe üye herhangi bir ülkesinde olup Türkiye’yi izlemek isterdim.

Nasıl görünürdü acaba?