Bayraklı’daki evimden yola çıkıyorum. Yolculuğum, trafiğin durumuna göre 1 - 1,5 saat sürebilir. Körfezi biraz tepeden gören balkonumdan bakınca “hemen şurası” dediğim bir adrese doğru gidiyorum ve uzun yol gitmek bana eziyetli gelmiyor. Bir tüp geçit veya köprü olsa yol kısalır, hayat hızlanır belki ama ben bu güzel coğrafyada hayatın hızlanmasını da istemiyorum. İzmir sakiniyim efendim, doğal olarak sakinim.
Yolculuk başlar başlamaz bana milli piyangodan 250.000.000 TL çıkıyor. Başlıyorum hayaller kurmaya. Önce son model elektrikli bir araba satın alıyorum. Doğru benden bir yaş büyük ağbimin yanına gidiyorum. “Bu araba bir arkadaşımın. Ben de aynından almak istiyorum fakat senin fikrini önemli. Gel beraber deneyelim. Beğenirsen satın alacağım.” diyorum. Tıpkı benim gibi hayatında hiç elektrikli araba kullanmamış ağbim elbette arabayı çok beğeniyor. Modelini, rengini, koltuk döşemelerini… Her şeyine bayılıyor. Evlerinin önüne geldiğimizde “güle güle kullan” diyerek anahtarı ağbime uzatıyorum. Aynı arabadan iki tane aldım zaten. Sarılıp ağlaşıyoruz. (Şu an şu satırları yazarken bile gözlerim doldu.)
Ardından eşimi, Nesrin’imi arıyorum. “Bitanem çok özel bir yemeğe davetliyiz bu akşam. Lütfen hazırlan. Akşam şu saatte seni alacağım” diyorum. Evin önüne geldiğimde Nesrin arabayı görüp şaşırıyor. Yanıma oturuyor. Meraklı bakışlar. “Hiç konuşmayalım” diyorum. “Ne olursun, gideceğimiz yere kadar hiç konuşmayalım”. Sonra o lüks restorana gidiyoruz. Masamız çoktan hazırlanmış. Nesrin’ime her şeyi anlatıyorum… “Artık zenginiz” diyorum. “Piyangodan 250.000.000 TL çıktı”…
Sonra bir bakıyorum ki, şu benim 1 – 1,5 saatlik yol çoktan bitmiş. “Hayal kurmak ne güzel şey” diyorum ve “gerçek hayat” hemen başlıyor. Bu arada, zorla ortak edildiğim iki üç bilet oldu ama kendi kendime hiç Milli Piyango bileti almadım. Piyangodan büyük ikramiye kazanma hayali, ikramiyeden daha güzel geldi hep. Zira hayallerde zerre olumsuzluk olmaz. Hayalinizde sürdüğünüz mükemmel araba kaza yapmaz ve yediğiniz yemek midenizi ağrıtmaz örneğin. Yeni evinizin kötü komşuları da olmaz. Ayrıca emeksiz ve kolay yoldan kazanılan para bana hep “çok tehlikeli” görünmüştür. Oysa hayal etmek emeksiz ve kolaydır. Hiçbir tehlikesi yoktur. Mutluluk verir, heveslendirir, gülümsetir. Yeter ki insan kurduğu hayalin esiri olmasın. Hayalin peşinde koşarken kalbini ve güzel ruhunu gücendirmesin.
Şimdi, kalbimi ve ruhumu gücendirmeden, haftaya bu konuya bambaşka bir pencereden devam etmeyi hayal ediyorum. Hepimiz için hayalin gerçeği gücendirmediği bir hayat diliyorum.
Muhabbetle…