Başlıkta hata yok, bana inanın. Elbette açıklayacağım ama öncesinde anlatacaklarım var. Kemeraltı’nda, çınar altındaki çay bahçesinde, serin eylül havasında, bir yandan çayımı yudumluyor bir yandan yazıyorum. Aslında kahve içmeyi severim ama sabah bir fincan içtim. Fazlası korkutuyor. Artık her şeyin fazlasından korktuğum bir takvimin içindeyim.
Filtre kahve içmeye 35 yaşımda başladım. Başlarken, tuhaf bir şekilde, aradığım lezzeti bulmakta zorlanmıştım. Tuhaf, çünkü aradığım lezzeti bilmiyordum. Sanki yıllarca aynı kahveyi içmişim, markasını unutacak kadar ara vermişim de, şimdi yine o lezzeti arıyorum… Ne demlediğim kahveler, ne ikram edilenler aradığım lezzette değildi. Güzeldi elbette ama o değildi…
Bir gün, çok sevdiğim arkadaşım Deniz’le bir proje için bilgisayar başındaydık. Eşi Anıl, elinde iki fincan kahveyle odaya girdi ve birini bana ikram etti. Teşekkür ederek bir yudum aldım. O anda dünyanın en güzel ezgileri odaya doluverdi. Nasıl bir haz aldıysam, gözlerim kendiliğinden kapandı ama gördüklerim çok renkliydi. Tüm duyu organlarım kahvenin etrafında Afrika yerlilerini kıskandıracak güzellikte bir dansa başladı. Aradığım buydu işte… Nihayet kavuşmuştum. Deniz’e “kısa bir ara verelim n’olur” dedim. Şu an sadece kahve içmeliydim.
O gün kahvenin markasını Anıl’dan öğrendim ve gidip satın aldım. Ambalajı incelerken üretildiği şehri gördüm ve ağlamaya başladım. Çünkü bu kahve, rahmetli babamın Almanya’da her sabah içtiği “filitire gaave” … Meğer aradığım koku, lezzet buymuş. Hayat ne tuhaf değil mi? Belki de babam da benimle aynı yaşta başladı filtre kahve içmeye. Babama benziyorum git gide işte…
Yaklaşık 15 yıldır, evimin sabahlarında bu kahvenin babamı andıran kokusu dolaşıyor. Elbette ara verdiğim zamanlar oldu ama asla başka bir marka satın almadım. Bu arada belirtmekte fayda var. Bu kahveyi hiç sevmeyenlere de tesadüf ettim. Damak zevki tabi. Mamafih ben babamın oğluyum.
Neyse efendim, dediğim gibi artık her şeyin fazlasından korktuğum bir takvimin içindeyim. O yüzden uzun bir süre filtre kahve içmeye ara verdim. Geçenlerde bu çok sevdiğim markanın bir kampanyası vardı. 4 paket satın aldım. Paketlerden ilkini açtım. Lezzeti alıştığımdan biraz farklı geldi. Belki bu pakete özeldir diye düşündüm, bittikten sonra ikinci paketi açtım. Durum yine aynıydı. Firmaya bir mail atıp durumu bildirdim. Onlar da, bir problem olmadığını fakat yine de müşteri memnuniyeti adına bana iki paket filtre kahve hediye edeceklerini söylediler. Nasıl sevindim anlatamam. Rahmetli babam da böyleydi. Örneğin dünya kadar para verip bir araba satın alır fakat arabanın yanında verilen anahtarlığa sevinirdi. Bu iki paket hediye kahve haberini alınca evdeki kahve bir lezzetlendi, bir güzelleşti, anlatamam. Birden babamın içtiği kahvenin aynısı oldu yeniden ve ben de babamın aynısı. İkisi de çok lezzetli.
Kokuların, tatların ve hayatın güzellikleri hatırlatması her şeyden lezzetli.
Muhabbetle…