Egemenlik ve güç konseptinin süregelen anatomisi dışarıdan evrimleşmiş gibi görünebilir ve değişen kılıflar bizleri uzak geçmişte iktidarın yalnızca kılıçla, orduyla veya zenginlikle kurulduğunu düşünmeye itebilir. Oysa eski toplumlara baktığımızda, kalıcı olmuş iktidar ve saltanatların çoğu zaman soyut bir zemine oturtulduğunu görürüz ki bunlar arasında takvimlere, tanrılara, soylara, törenlere, hafızaya ve inançlara dayanan sistemler ağırlıkta olmuştur. Güç ya soyuttan gelmiş veya taşınmıştır ya da elde edildikten sonra ediliş süreci soyuta bağlanmıştır. Ömrünün üçte birini uyku aleminde geçiren, aralıksız çalışan bir beyin ve sonsuz bir akümülasyon halindeki bilinçaltıyla donatılmış bizlerin fiziki yaşantıyı soyut idealler arayışı ve doğal arzulara idealistik kılıflar giydirme çabasıyla gütmesi tarih boyunca bu durumların yönetim anlayışına yansıması dahilinde oldukça ilginç sonuçlar vermiştir. Benzer örneklere dünyanın farklı pek çok noktasında rastlamak mümkündür.

Bugün ele alacağımız çalışma, El Palmar Maya yerleşiminde incelenen yeni bulgular sayesinde varılan çıkarımların, gücün ve yönetimin soyut imgeler ile güçlendirilmesi konsepti ve Orta Amerika tarihiyle ilgili sunduğu sonuçlara odaklanmakta.

El Palmar, günümüz Meksika’sının Campeche eyaletinin güneydoğusunda, Calakmul bölgesi civarında yer alan, önemli bir arkeolojik yerleşimdir ve ünlü Tikal kalıntılarının ise yaklaşık 90 kilometre kuzeyinde konumlanmaktadır.

Araştırmanın odağında, El Palmar’da bulunan, yazı ve figürler içeren, “stele” benzeri dikili taşlar yer alıyor. Maya dünyasında bu tür anıtsal taşlar yalnızca süsleme amacı taşıyan yapılar değil, aynı zamanda yönetici ve halk arasında bir köprüydü demek mümkün. Üzerlerine işlenen yazılar ve sahneler, bir hükümdarın kim olduğunu, hangi soydan geldiğini, ne zaman tahta çıktığını ve yönetme hakkını hangi kutsal düzene dayandırdığını anlayabiliyordu ve bunu yekpare taşın üzerine ebediyen kazıyordu. Taş anıtlar kalıcılıklarıyla tanınsalar da, yılların sebep olduğu yıpranma kaçınılmaz olduğundan El Palmar’daki bu anıtlardan bazıları üzerinde modern fotogrametri ve üç boyutlu tarama teknikleri kullanılarak gözle görülemeyen bazı detaylar bulundu ve süregelen muammaların hepsi olmasa da büyük bir bölümü teyit edildi.

Yazıtta adı geçen erken dönem El Palmar hükümdarı, araştırmacılar tarafından “Ajaw K’al Ubaah” şeklinde okunuyor. Metinde, kralın tahta çıkışı ve K’awiil adlı, dönemin Maya düşüncesinde krallık, soy devamlılığı ve kutsal otoriteyle bağlantılı, önemli bir figür vasıtasıyla tanrısal güçle ilişkilendirilen bir iktidar hakkı alma ritüeli mevcut. Bu nedenle kral konumundaki şahıs burada yalnızca siyasi bir yönetici olarak değil, kutsal biçilmiş düzenin yeryüzündeki temsilcisi olarak betimlenmiş oluyor.

Elde edilen sonuçlarda gözlemlenen en çarpıcı detay ise bu anıtta MS 180 yılına karşılık gelen, çok erken bir Maya Uzun Sayım tarihi ile karşılaşılması oldu. Uzun Sayım, 260 günlük ve 365 günlük iki takvimin kullanımını baz alarak oluşan ve 52 yıllık bir döngüye sahip olan Maya takvimine nazaran daha geniş ve mitolojik bir tarih çizelgesi kullanan ayrı bir sayım veya takvim biçimi olmasından dolayı bir kral ile ilgili önemli tarihlerin belirtilmesinde kullanıldığında bu krala daha evrensel ve efsanevi bir vasıf katıyordu. Karşılaşılan MS 180 tarihi, hem bölgedeki bilinen diğer en eski Uzun Sayım tarihlemesinden yüz yıl kadar daha eski olmasıyla, hem de kalıplaşmış Klasik Maya döneminin başlangıcı olarak kabul edilen MS 250 yılından önce bu önemli tarihleme yöntemi ile iktidar ilişkisinin kurulmuş olduğunu göstermesiyle ön plana çıkıyor. Bu nedenle söz konusu bulgu, sadece eski bir tarihin tespit edilmesinden ibaret olmaktan ziyade, zaman konseptinin bizzat krallığı meşrulaştıran bir araç olarak kullanılışını ve bir dönemin tahmin edilenden daha eskiye gidiyor olma potansiyelini vurgular nitelikte.

Bu durum, dünyanın başka bölgelerindeki krallık ve hükümdarlık anlayışlarıyla da karşılaştırılabilir. Mısır firavunları Horus’la, İnka hükümdarları güneş tanrısıyla, Çin imparatorları ise “Göklerin Yetkisi” fikriyle meşruiyet kazanıyordu. Bu bağlamda El Palmar’daki Maya kralları da benzer biçimde iktidarlarını takvim, tanrı, soy ve tören üzerinden kuruyordu ve somut güçlerini soyut kaynaklara dayandırarak her iki açıdan da etkilerini arttırıyordu demek mümkün.