Kafamızda beliren soru işaretleri bitmiyor. Geçtiğimiz ayki yazımda, nisan ayı enflasyonu yüzde 4.18 çıkınca görevden alınan Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Başkanını yazmıştım. Atanan yeni TÜİK Müdürü, mayıs ayı enflasyonunu nasıl açıklayacak diye merek konusu olmuştu kafalarımızda.
Evet, mayıs ayı enflasyonu aylık yüzde 1.77 çıktı. Normal olarak aylık yüzde 2’nin üstünde çıkarılır diyorduk ama yanılmışız! Mayıs ayı başlarında birçok ürünün fiyatı yükseldi. Akaryakıt fiyatlarının artması ile Türkiye’de birçok ürüne zam geldi. Kurban Bayramı’nın mayıs ayında olmasına rağmen dana eti fiyatları 1200 liranın üzerine çıktı. Damacana ve litrelik su fiyatlarındaki artış, domatesin, salatalığın fiyatının rekor seviyede olması meyve fiyatlarının da artması, anlaşılan göz önüne alınmamış TÜİK tarafından.
Mayıs ayının son günlerinde Kurban Bayramı’nı yaşadık. Sahil bölgelerinde araç kuyrukları vardı, anlaşılan yakıt fiyatlarındaki artış halkı etkilememiş! Bayram sonu bazı ürünlerin fiyatları da düştü. Türkiye İstatistik Kurumu yeni Başkanı Mehmet Arabacı, enflasyon rakamlarını mayıs ayının tam olarak baz almayarak ayın son günlerine göre açıkladı. Yani anlayacağınız gibi işçi emeklisine temmuz ayında yapılacak zam devede kulak kalacak. Bu duruma göre emekli artışı yüzde 16 gibi görülüyor.
Avrupa bizi kıskanıyormuş! Evet, kıskanıyor… Türkiye’de enflasyon yok, fiyatlar düşük bazı kesimlere göre! Geçtiğimiz günlerde Avrupa’da idim. Marketlerdeki birçok fiyata baktım. Alışveriş yaptım; fiyatları görünce şaşırdım. Birçok ürünün fiyatı geçen seneye göre düşmüş, bazıları da sabit kalmıştı. Avrupa’da da enflasyon var ama bizdeki gibi yüksek değil. Akaryakıt fiyatları İran savaşına göre ürün fiyatlarını yükseltmemiş.
Avrupa’daki marketlerde dana biftek kilosu 16 Euro (bizde ise 1800 ila 2000 lira) et fiyatları bazında indirim yapılmış geçen senelere göre. Peynir fiyatları sabit kalmış bir sene içinde… Pekii Avrupa enflasyondan hiç mi etkilenmemiş? Tekstil ve konfeksiyonda fiyatlar Türkiye fiyatlarının yanında neredeyse bedava. Bizde ise fiyatlar sabit kalmıyor uçuyor…
Türk halkının bazı kesimleri bayram tatillerini Avrupa’da geçiriyor. Türkiye’den daha ucuza geldiği için, haklılar da… Türkiye’de maalesef fiyatlar sabit değil!
Sosyal medyada görüyoruz; restoranlardaki adisyonlarda fiyatlar abartılı ve aşırı derece yüksek. Neden diye düşündüğümüzde, denetimin olmaması ve serbest fiyat uygulamasından kaynaklandığı gibi konular kafalarımızda soru işaretleri oluşturuyor.
Yunan adalarındaki restoranlarla Türkiye’deki restoranları mukayese ettiğimizde fiyatlar ve porsiyonlar arasında büyük farklar görüyoruz. Yunan adaları, Türkiye’ye göre çok ucuz ve porsiyonlar çok daha büyük.
İşte Avrupa bizi böyle kıskanıyor! Onlarda enflasyon nerede ise yok. Bir sene içinde fiyatlar artmamış ve sabit kalmış Türkiye’de ise uçmuş…
Sizlere dünyadaki turizmi aktarmaya çalışayım. Dünya çok ilginç bir turizm olayı ile karşılaşıyor.
Geçen yıl yaklaşık 33 milyon Hintli yurt dışına seyahat etmiş; bu rakam 2000 yılında sadece 4,4 milyondu. Bu ne anlama geliyor? Öncelikle, ülkenin ve sakinlerinin daha zenginleştiği anlamına geliyor. Elbette iş için de seyahat ediyorlar, ancak esas olarak turistik gezi için.
Sonuç olarak, dünya daha önce bilinmeyen bir olaya tanık oldu: Akın akın gelen Hintli turistlerle karşılaşıldı. Ama bu olayın herkes tarafından hoş karşılanmadığı da keşfediliyor. Hatta bazıları, bu yeni turist kategorisinin tam olarak nerede, kim ve neden sevilmediğine dair (çoğunlukla sosyal medyada) olumsuz yorumları derlemeye ve sistemleştirmeye başladı.
Çok önemli bir soru sormanın zamanı geldi: İnsanlar neden yurt dışına seyahat eder? Ve görünen o ki, yanıt her ülke veya medeniyet için büyük ölçüde değişiyor.
Bilgiye duydukları geleneksel saygı ve öğrenme tutkusuyla Çinliler için bir turistik gezi, adeta mini bir üniversite gibidir. Bu nedenle (ve çekingenlikten değil), Çinliler her yere gruplar halinde seyahat eder ve rehberi dikkatle dinlerler. Seyahat programları her zaman sıkıdır, her zaman mümkün olduğunca çok yer görmek isterler ve gruplar halinde disiplinli davranırlar. Bazen bu gruplardan azınlık olanlar sessizce dinlenmeyi tercih edebilir. Ve bu arada en iyi mağazalarda keyifli bir gezintinin de tadını çıkarabilirler.
Ancak bu tatil tarzı, Çinlilerin ve diğer birçok ülkenin yurt dışına seyahat etme nedenlerinden birisi değil. Hintlilerin bunu neden yaptığı ise onların kendilerinin çözmeleri gereken bir soru. Aslında hem onlar hem de bizler için yeni bir soru. Bu arada, turizmden para kazanmayı hedefleyen birçok ülke, dünyanın çok çeşitli halklarından ve onların turizm ihtiyaçlarından oluştuğunu anlamamaları nedeniyle yatırım sorunları yaşıyor. Batılılar için eski usulde altyapı hazırlıyorsunuz ve sayıları çok az. Ancak yeni, batılı olmayan turistler ortaya çıktı.
Evet, dünya turizmine Hintli ve Çinli yurt dışına seyahat eden vatandaşlar yön vermeye çalışıyor bu sene.
Benim görüşüme göre ülkemiz bu sene turizmden fazla bir şey beklemesin. Otel ve restoran fiyatlarının yüksekliği Avrupalı turistleri ve Almanya’da yaşayan Türk vatandaşlarını korkutmuş durumda. Döviz kurunun yüksekliği bile turizmi canlandırmayacak gibi görünüyor. Türk ekonomisinin en önemli döviz girdisi kaynaklarından birisi olan turizm gelirleri bu yıl beklenen potansiyelini ortaya koyamayabilir ve dolayısıyla ekonomide de gelir kaybına neden olabilir. Bekleyip göreceğiz.