İzmir’de yaşayanlar için hayat diğer bütün kentlerden çok farklıdır.
İzmirli, kendini her anlamda özgür bilir.
Şöyle der: “Ben, çok şanslıyım. Çünkü dilediğim gibi yaşıyorum.”
Dilediği gibi yaşaması; giyiminden, kuşamından, sosyal yaşamından, farklı din, dil ve ırk gibi kavramları mesele yapmamasının ifadesidir.
Ancak, bu kentte yaşıyoruz ve bunun keyfini sürüyoruz da hiç mi öz eleştiri yapmıyoruz.
Buyurun:
Diyelim ki, dışarıdan bir konuğumuz geldi, “Hadi bizi bir yere götür” dedi.
Var mı aklınıza gelen bir yer? Yok.
Yollar tangur tungur. Kentin değişmeyen silüetine gökdelenler hakim ve bu İzmir’in kimliğiyle hiç uyuşmuyor.
Fuarımız var, üvey evlat. Şu anki fonksiyonu nedir diye sorarsanız, cevabı ‘Yok.’
Trafik her geçen gün sorun. Trafik magandaları ortalıkta fink atıyor. Madde bağımlılığı had safhada. Suyumuz yok, denizimiz kirli, bir türlü temizlenmiyor.
Merkezi hükümetle hep didişmek zorunda kalan yerel yönetimlerin sıkıntısı, sonuçta hizmet üretimini aksatıyor.
Böyle bir kentin, dışarıdan bakıldığında “Cazip” görülmesi ve özellikle emeklilerin İzmir’i tercih etmesi, burada yaşayanlara inandırıcı gelmese de İzmir’in biraz da iyi yönlerini düşünelim:
Özgürüz. Hep bastırdığımız bir keyfimiz var. Kendi haline salıversek bizden mutlusu yok. ‘Havası kadın gibidir’ derler; doğru. Demografik yapımız giderek zenginleşiyor, bu beraberinde sorunları getirse de, kente bir zenginlik katıyor. Akdeniz mutfağıyla besleniyoruz. Atamıza en çok sahip çıkan kent olmakla övünüyoruz. İrticayı hep reddediyoruz.
Simide ‘Gevrek’, incire ‘Yemiş’, domatese ‘Domat’ diyerek kafa buluyoruz.
Bir huyumuz var; kenti terk etmiyoruz. Bodrum’a yerleşmek, Didim’de yaşamak, İstanbul’da ev almak, bize ters.
Elhasıl; biz İzmir’e hem kızıyoruz, hem de onu çok seviyoruz.
Aslında kızdığımız İzmir değil, onu kötü yönetenler….
Ya Demirel olmasaydı?
Evet, iktidardaki hükümetin yaptığı baraj sayısı 300’ün üzerinde…
Ama bunun bir başlangıcı var ve bunun benzeri olmayan bir örneği de mevcut.
“Barajlar Kralı” diye anılan Süleyman Demirel döneminde 40 kadar baraj açıldı ve hizmete girdi. Daha önce Türkiye’de baraj sayısı parmakla gösterilecek kadar azdı. Süleyman Demirel, Devlet Su İşleri’nden gelen bir bürokrat olduğu için suyu önemseyen bir kimliğe sahipti.
Şöyle başlayalım:
Devlet Su İşleri Müdürlüğü (DSİ), 18 Aralık 1953’te kuruldu. Süleyman Demirel, bu dönemde devletin bir bürokratıydı ve ABD’de barajlar konusunda ihtisas yaptı. 1954’te Barajlar Dairesi Başkanı, 1955’te de DSİ Genel Müdürü oldu. Demokrat Parti iktidarında Karaman (Ayrancı), Elmalı-1 (İstanbul), Hirfanlı (Ankara-Kırşehir), Işıklı Gölü (Denizli), Sarıyer (Ankara), Seyhan (Adana) ve Sille barajlarını yaptı.
1960’lı yıllarda da Adalet Partisi’nin iktidara gelmesiyle ilk on yıl içinde 25, ikinci on yıl içinde 33, sonraki on yılda 66 baraj inşa etti. Ondan sonra iktidara gelenlerin 2000 yılına kadar yaptığı baraj sayısı 60 iken AK Parti iktidarında ilk on yılda 98, ikinci on yılda da 20 baraj hizmete açıldı.
Görülüyor ki, Türkiye’de barajlar konusundaki en büyük hizmeti Demirel vermiştir. Atatürk Barajı sıradan bir baraj değil, bir su külliyesidir.
Bugün yaşadığımız kuraklıkta ayakta durmamızda ve hayatta kalmamızda en büyük etken bu barajlardır. Çoğu kurusa ve devre dışı kalsa da kalanlarının hem su, hem de hidroelektrik açısından birer nimet olduğunu unutmayalım. Demirel’i “Morrison Süleyman”, “Çoban Sülü” gibi isimlerle anmak, bugün yaşadıklarımızla bağdaşmıyor.
Aklın yolu bir
Geçtiğimiz günlerde İzmir Şoförler ve Otomobilciler Odası’nın genel kurulu yapıldı; Başkan Erkan Özkan, 1293 üyenin oyunu alarak güven tazeledi ve yeniden Başkan seçildi.
Erkan Özkan’ın, İzmirli taksiciler adına yaptığı mücadele göz ardı edilebilecek bir şey değil. Özellikle korsan taksicilikle adeta savaşan Başkan, biraz da bu çalışmasıyla oy aldı.
Özkan’ın yeni dönemde taksici esnafına büyük hizmetler sunacak projelerini biliyorum. Bunların başında korsanı sıfırlamak, camiaya taksi sahiplerinin yanı sıra direksiyon başında ter döken şoförleri de katmak.
Bu arada bir not vereyim. Oda, gece mahalle mahalle dolaşarak o saatlerde görev başında olan taksicilere sıcak çorba dağıtıyor.
Erkan Özkan’ı izlemeye devam edin.