2025 sonu gerçekleşen Emmy’ler ile başlayan Ödül Sezonu, tüm hızıyla devam ediyor. Critics’ Choice Awards’da Frankenstein’daki performansıyla Jacob Elordi En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Ödülü’ne layık görülürken, Golden Globes’da Michael B. Jordan’ın başrolünde olduğu Sinners En İyi Sinematik ve Gişe Hasılatı Başarısı Ödülü’nü kazandı ve her iki törende farklı kategorilerde En İyi Erkek Oyuncu Ödülü’nü kapan Timothée Chalamet oldu. Oscar’lara sayılı günler kala, farklı konular da bu ödül törenlerinde öne çıktı, tıpkı ilk defa En İyi Podcast Ödülü’nün verilmesi, ya da Hans Zimmer’in En İyi Müzik Ödülü’nün bu gecelerde sahnede takdim edilmeyişi özelindeki sitemkar isyanı gibi. Ancak dikkati hak eden diğer bir husus ise, yukarıda bahsi bazısının geçen erkek yeteneklerin moda ve mücevher sektöründe, ve belki de daha da önemlisi hemcinslerine biçilen geleneksel duruş ve tavır üzerinde oynadıkları rol olabilir.
Kırmızı halıda 2023 yılında bir çeşit milat yaşandı; Adrien Brody heykelsi ve dev boyutlardaki Elsa Jin imzalı broşuyla sanki erkeklere ‘Risk almaktan çekinmeyin!’ der gibiydi ve mesaj yerine ulaştı. Bu bir erkeğin ilk defa mücevher taktığı ya da onunla konuşulduğu enstantane değildi ancak prestijli mücevherler evlerinin Paris’teki Haute Couture Moda Haftası dahilinde sundukları Yüksek Mücevher kreasyonlarının aslında kadınlara özel olmadığına dair bir manifestoydu. Örneğin tarihi mücevher evi Boucheron’un vizyoner kreatif direktörü Claire Choisne, halihazırda erkek mankenler üzerinde gösterdiği yaratıcı işlerini daha görünür ve sık olarak kırmızı halı etkinliklerine ödünç vermeye başladı. Son dönemde yıldızı parlayan Colman Domingo başta olmak üzere, Boucheron imzalı paha biçilmez bitki, böcek ve mimari ilhamlı tasarımlar, aktörlerin smokin ceketlerinin yakalarında büyük bir iddiayla belirir oldular. Modaya olan merakı malum olan Timothée Chalamet ise geçtiğimiz yıl Cartier ile özel olarak ortak bir kolye tasarımına imza attıktan sonra en son yine Cartier’nin ikonik panterinin yer aldığı pırlantalı kolyesiyle Golden Globe Ödülü’nü kucakladı. Heated Rivalry dizisiyle konuşulan ikiliden Hudson Williams altından yılan formlu Bvlgari kolyesiyle, Conner Storrie ise Tiffany & Co. pırlantalı broşuyla Golden Globes’da boy gösterdi. Cartier’nin resmi elçisi Jacob Elordi ise Bottega Veneta siyah takım elbisesine eşlik etmesi için markanın pırlantalı Privé Tank Normale saatini tercih etmişti.
Yüksek saatçiliğin nadide örneklerini taşımalarıyla gıpta edilen erkekler, artık mücevherleriyle de konuşuluyor. Oysa bu tarihi açıdan yeni bir şey değil; Rönesans tablolarından Fransız Kralı XIV. Louis dönemi portrelerine, erkekler aslında en az kadınlar kadar, tabir-i caizse, süslülerdi ve bu topuklu ayakkabılardan lüleli peruklara kadar uzanan farklı şekillerde dışa vurduğu gibi mücevherleri için de geçerliydi. Tek kulağa takılan küpeler, Hint mihracelerini tepeden tırnağa donatan taşlar, Osmanlı padişahlarının kavuklarına taktıkları değerli taşlı sorguçlar… Devrimler, yıkıcı farklı savaşlar, demokrasi anlayışı ve Sanayi Devrimi gibi toplumu temelden değiştiren olaylar ardından artık fildişi kulelerinde yaşayamayan asilzade erkekler, ayrıcalıklı yaşamlarına halk önünde daha görünür ve kadınlardan farklılaşacak şekilde devam eder oldular. I. ve II. Dünya Savaşları sırasında onlar cephedeyken kadınlar çalışmış, evin direği olmuş, ancak barışın hakim olmasıyla yeniden söz sahibi olmak için günlük hayata geri dönmüşlerdi; kadınlar tekrar onlar için güzelleşebilir, Christian Dior’un çizdiği korsesiyle ince belli New Look görünüme bürünebilirlerdi. Günümüzde erkek giyimi açısından artık çok büyük değişimler yaşanmıyor, onlardan ziyade kadınlar cinsel obje görünümünden çıkarak özgürleşme adımlarını tatmayı sürdürüyorlar. Ama erkekler, ne kuralları yıkma ne 18. yüzyıla dönme iddiasında olmasalar da kendilerinden beklenmeyeni ve farklı olanı yaparak, hatta belki de lüks ile şımartılma konusunda hak iddia ederek, ancak stil oyunlarına cüret ediyorlar. Zaten stilin kalbi erkekler için ne Paris ne de Milano’da atıyor.
Geçtiğimiz günlerde 109. edisyonu düzenlenen Pitti Uomo Fuarı, Floransa’nın tekstil ve erkek giyimi için temsil ettiği değeri bir kez daha kanıtladı. Dünyanın dört bir köşesinden gelen satın alma sorumluları ve basın, Milano Erkek Moda Haftası’ndan önce bu ilham verici şehirde uluslararası ustalar ve tasarım dahilerinin 2026-27 sezonu için hazırladıkları yeni işlerle tanıştılar. Öne çıkanlar arasında Japonya’dan LVMH Tasarım Ödülü’nü kazanan Soshi Otsuki ve 1980’ler Power Dressing akımını yücelttiği takım elbiseleri, Tokyo’da sokak ve tren garlarında unutulan eldivenlerden ve Matisse tablolarından aldığı ilhamı yaratıcı baskı motiflerine taşıyan Shinya Kozuka, ve Paris merkezli tasarımcı Hed Mayner ve Ortodoks Yahudilerin bol kesim giyimlerinden yola çıkarak hacimleri modern siluetlerle buluşturduğu koleksiyon yer aldı. Japonya’da takım elbise hayranlarının bir araya gelerek caddelerde gruplar halinde yürüme etkinliği olan ‘Sebiro Sanpo’ ile start veren Pitti Uomo, yüzlerce şık giyimli erkeğin Floransa’nın tarihi mimarisiyle çevrili sokaklarını etkileyici bir geçit alayına dönüştürdü ve stil adına ilham verici görüntüler şunu kanıtladı; renkli, seksi, cüretkar, farklı ya da pırlantalar özel geceler ile sınırlı kalacak, ve erkekler yakın zamanda 18. yüzyıl Fransız aristokratı görünümüne pek dönemeyecekler. Bazı renk ve desenler üzerindeki cinsiyetçi etiketler kalksa da toplumdaki rolleri kadınlar ile eşitlense de erkek, gözlük askısının rengi, düğme seçimi, bir mendil ya da yüzüğüyle, takım elbise ve o siluet etrafındaki detay tercihleriyle farklılaşmaya, karakterine dair ipuçları barındıran detaylar ile şık ve stil sahibi olmaya henüz devam edecek.