Avrupa sıcaklarla boğuşurken, moda sektörünün acımasız takvimi ne küresel ısınmayı ne de defilelerle eşzamanlı haberlere düşen, İtalya’dan Türkiye’ye yasadışı gönderilmek üzereyken el konulan 4.200 tonluk tekstil atığının haberini dinledi ve 2027 İlkbahar/Yaz erkek giyim koleksiyonları basın, satın alma sorumluları ve elbette sosyal medya kullanıcılarının, özetle hepimizin beğenisine sunuldu.

Milano’da start veren defileler, aslında erkek modasının temelini oluşturan takım elbise geleneğinin köklerine inen ve türevlerini sorgulayan koleksiyonlara şahit oldu. New York’lu katılımcılardan Ralph Lauren, ‘Purple Label’ serisinde klasik Amerikan şıklığını hatırlatan siluetler, ‘Polo’ serisinde ise sportif ve ‘preppy’ görünüme oyuncu yaklaştığı, renkli kombinler sundu. Hemşehrisi Thom Browne ise Lauren’in klasik giyim kodlarını çocuksu ve anti-konvansiyonel üslupta al aşağı ettiği, böcek motifleri ve dore arı kovanı işlemelerin yer aldığı bir koleksiyonla karşımıza çıktı.

Milano’yu bir sonraki moda durağı olan Paris’ten ayıran, erkek terzilik geleneğini gerek Torino’daki ustalar gerekse Floransa’daki Pitti Uomo fuarıyla temsil edişi. Bu bağlamda Brunello Cucinelli kum ve taş tonlarının yön verdiği hafif ve zarif bir erkek gardırobu düşlerken, Giorgio Armani eş kreatif direktörleri Leo Dell’Orco ve Silvana Armani ise benzer renk tonlarında, ama çok daha rahat kumaş ve kesimler tercih ederek adeta zahmetsiz şıklığı erkek siluetlerinde keten kumaşlar, saten dokumalar ve dokunulası trikolarla resmettiler. Dolce & Gabbana, meyve desenlerinden çizgililere, file kumaşlardan taş işlemelerine türlü biçki-dikiş metoduna başvurarak safi fantazi ürünü olan İtalyan erkeğini bir kez daha dünyaya seksapel ile anlatmayı seçti. Miuccia Prada ve Raf Simons ikilisi ise daracık kesim pantolon ve ceketleri, doygun renkler, deri kumaşlar ve 1960’ların geometrik motifleriyle eşleştirmiş, bilahare irdeleme ve inceleme gerektiren bir çeşit manifesto sergilediler; içinde bulunduğumuz Ozempic Çağı’na bir gönderme miydi yoksa bu defile?

İtalyan erkek modası ithalatı 2025 yılını % 2.2 düşüşle kapadı. Bunun ardındaki sebep dünya ekonomisinin genel gidişatı ve aralarında Paris’in yükselişinin de yer aldığı pek çok sebep sayılabilir. Milano’nun gerçekçiliğiyle uyandırmayı başardığı beğeniye Paris heyecan ve yaratıcılıkla karşılık veriyor, kadın modasındaki su götürmez birinciliğini erkek giyimine de taşıyor. Bunun ardındaki güçlü faktörlerden birisi de Dior.

Jonathan Anderson kreatif direktörlüğünde erkek koleksiyonları farklı bir kulvara sıçrayan Fransız marka, 2027 İlkbahar/Yaz defilesini sergilemek için Camondo Müzesi’ni seçmişti. Tadilata girmeye hazırlanan bu adresi seçmesi ise ayrıca manidardı (Bakınız, “Sanat va Karma”) ancak yaldızları dökülmüş zamane ihtişamı ile koleksiyon birebir örtüşüyordu. Anderson, transparan kumaşlarda ele aldığı bol kesim kruvaze takım elbiseler, yırtık denim kumaşlar ve püsküllü trikolar, şal yakalar ve cepli anoraklar, parlak metalik pantolonlar ve 18. yüzyıla özgü redingot stili uzun ceketler ile çarpıcı bir mix sundu ve ortaya grunge, aristokrat, workwear ve disko gibi stilleri buluşturan afallatıcı estetikte bir koleksiyon çıktı. Dior erkeği, 2000’lerde Hedi Slimane sayesinde geçirdiği yeniden doğuşun bir benzerini şimdi Anderson’la yaşarken, sahnelerden çekilen Slimane’ın kendisi ise Junya Watanabe’nin 2027 Yaz koleksiyonunda kendisine ait 2022 seneli tasarımları taklit ettiğini ima eden paylaşımlar yapmakla meşguldü.

Louis Vuitton kreatif direktörü Pharrell, suni bir plaj kurgusunda sekiz metrelik dalganın içinde beliren mankenleri podyuma gönderirken, onlara bir orkestra ve koro eşlik etti. Bir müzik dehası olarak tanıyıp modaya olan doğuştan yeteneğine de hayran kaldığımız isim, California güneşi ve sörf kültürünü koleksiyona yansıtmış, Hip-Hop müziğin beraberinde getirdiği streetwear nosyonlarını takım elbiseler ile buluşturmuştu. Farklı desenlerdeki sörf tahtaları ve türlü sanatsal yorumlara kavuşan ‘trunk’ sandık valizler gibi iddialı şov ürünler kadar, denim kumaş ve mavi rengin ağırlıkta olduğu giyilebilir koleksiyonda, bu sene 130. yıldönümünü kutlayan Louis Vuitton Monogram motifin zengin renk ve motiflerde sayısız çanta tasarımında hayat bulması dikkat çekiciydi. Vuitton çantaların Pharrell’in yorumuyla erkekler için de birer arzu nesnesi olması bu gidişle işten bile değil.

Üç büyüklerden sonuncusu Saint Laurent, yer aldığı lüks ürün grubu Kering’e ait çağdaş sanat müzesi Bourse de Commerce’i defile adresi olarak seçti ve sergilenmekte olan Fujiko Nakaya imzalı ‘Cloud #07156’ adlı duman yerleştirmesinin gizemli sisleri içinde yeni koleksiyonunu sundu. Madonna, Kate Moss ve Rami Malek gibi isimlerden oluşan davetliler, 1980’ler hayranı tasarımcı Anthony Vaccarello’nun yüksek belli, plili, bol kesim pantolonlarıyla bir kez daha karşılaştı, belki bej ağırlıklı palete serpiştirdiği pastel renk notalarına sevindi ve büyük ihtimalle şeffaf vinil kösele ayakkabılar ile parlak dore kumaştan görünümlere heyecan duydular.

Rick Owens ile Adidas işbirliği, Givenchy’de ilk tasarımlarını sunan Sarah Burton, Amiri’de 1970’lere özlem duyanlara yönelik görünümler… Matthieu Blazy ile Chanel’in de erkek giyimine adım atacağı ve Paris’in Milano’yu resmen sollayacağı söylentisini 2027/28 Sonbahar-Kış sezonuna bırakarak, biz hava koşullarına bakmaksızın ilhamı yaratıcılıkta arayan ve estetiğe her daim aç olan gözler, Haute Couture defilelerini beklemeye koyulduk…