Urla ilçesinin merkezinde ciddi bir otopark sorunu var.
Urla geliştikçe bu ihtiyaç daha da arttı, sorun daha da büyüdü.
Sadece hafta sonları değil hafta içlerinde bile dışarıdan çok sayıda misafiri ağırlıyor Urla. Alışveriş merkezleri, yiyecek içecek sektörü gibi konularda Urla, ciddi bir gelir sağlıyor.
Ancak son zamanlarda otopark sorunu tam olarak çözülemediği için esnaf da haklı olarak rahatsızlığını dile getirmeye başlamıştı. Bu yakınmalara kulak veren Urla Belediye Başkan Vekili Kaymakam Murtaza Dayanç, belediye binası arkasında depreme dayanıksız ek binaları yıkarak 5 bin 700 metrelik bir otopark alanı oluşturdu.
Urla biraz daha rahatladı. Yaz aylarında nüfusu ikiye katlanan ilçenin esnafı da mutlu, otopark aramaktan başı dönenler de…
Güzel ama yetmez. Urla’nın mahalle aralarındaki sokakları, doğalgaz firması tarafından delik deşik edilmiş durumda. Neredeyse iki yıl oldu, bu çukurlar asfaltla kapatılmadı. Kalabak feci durumda. 
Murtaza Dayanç’ın buraları gezmesi halinde, göstermelik asfalt yamalarının ne kadar yetersiz olduğu ortaya çıkacaktır.

Bunun adı konmalı

Bazı belediyelerin kötü bir huyu var.
Kentte heybetli bir inşaat yapan müteahhide ya da sahibine hemen askıntı oluyorlar.
Rüşvetçi gibi kişiler konumuz dışında.
Ama bu bazı belediyeler, “Madem böyle büyük bir inşaat yapıyor, belediyemizi de görür herhalde” yaklaşımı ile ciddi bağış taleplerinde bulunuyorlar.
Para istiyorlar. Tabii kasalarına koymak şartıyla. İş makinesi istiyorlar, otomobil istiyorlar. İstiyorlar oğlu istiyorlar.
Adam hastane kuruyor, büyük istihdam yaratacak ve bir boşluğu dolduracak, umurlarında değil. İnadına işi yokuşa sürüyorlar. 
Adam iş hanı kuracak, bir fabrika yaptıracak; bunların getirilerinin zaten kent için yeterli olduğunu görmeden yine de asılıyorlar.
Artık bu asılmalar, “Masum” birer icraata dönüştürülmüş durumda ama öyle değil. Adam zaten her gün değişen fiyatlarla inşaatı tamamlamaya çalışmış; niye bu harcamayı,  bağışı yapsın?
Teşvik beklerken köstek olmak da neyin nesi?
Bu konuda duyumum o ki, Kemalpaşa Belediyesi, en doğrusunu yapıyor. Diyor ki “Çalışanı benim kentimden al, kapım sana sonuna kadar açık.”
O yüzden sanayi Kemalpaşa’da yoğunlaşıyor.
İyi de oluyor.

27 Mayıs

Aslında bugün yıllarca kutlanan bir bayramdı. 27 Mayıs 1960 İhtilalini yapan ve yıllarca devletin başına çöken askeri vesayetin 1982 yılına kadar taşıdığı bayram.
Demokrasiye darbenin adı da “Hürriyet ve Anayasa Bayramı”ydı ve 22 yıl zoraki de olsa kutlanmıştı.
Böylece dünyada ihtilalini bayramla kutlayan tek ülke olmuştuk ve bayağı da anlamsız bir şeydi.
Neyse ki bu bayramı, yine bir darbe yapan adam kaldırdı: Kenan Evren.
O anlamda da dünyada tekiz:
Darbe yaparak bir önceki darbeyi dikkate almayan bir generalin belki de adıyla anılacak en önemli icraatıydı bu.

Sandık çağrısı

Yarınki cumhurbaşkanlığı seçimi için her iki adayın da sandığa yoğun davet çağrısı çok önemli. 
Her ikisi de Allah var “Sandığa beni seçmek için gelin” demedi, sadece “Sandığa gelin, mutlaka oyunuzu kullanın” diye s eslendi seçmenlerine…
Kurmayların bu üslubu sulandırmaya yönelik cılız açıklamalarını dikkate almazsak; yarınki seçim, belki demokrasi tarihimizin en katılımcı seçimi olacak.
Doğru olan da budur. Oy kullanmak sadece bir hak değil vatandaşlık görevidir. Adam sendecilik göstererek hiç kimse sağlıklı bir oluşum gerçekleşeceğini sanmasın.
Bu arada bir gözlemim de şu: 14 Mayıs seçimlerinin galibi olan küçük partilerin milletvekili seçilen mensupları, bu 15 günlük süreçte canla başla çalışıyorlar. Seçimi çantada keklik gören atamalı ithal milletvekillerini, şu son 15 günde değil, hiç meydanlarda, şurda burda görmedik.
Hani sıkça eleştirdiğimiz “Kararsızlar Grubu” var ya, işte bunlar yüzünden. Ancak kararsızların, treni kaçtı. Şimdi yarınki seçim önemli. Oy kullanım oranı ne kadar yüksek olursa seçim o kadar içimize sinen bir şey olur.
Aksi halde vay halimize…

İbrahim Ormancı - Duvar Yazıları

Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım. Pazar tezgahlarındaki eriğe iç çekerek bakarım!
***
Ne ezen ne de ezilen. Tepkisiz yurdum insanına müstahak bu düzen!
***
Bu ülkede herkes doğrucu Davut. Özellikle otuzundan gün almayan kadınlar siz!
***
Biz demokrat bir aileyiz. Gerçi Hanımla “Melemen soğanlı mı, soğansız mı olur?”  kavgamız karakolda bitti!
***
Hanıma ''Bu ay doğalgaz faturası sıfırmış. Yırttık'' dedim. Bana “Bizim doğalgazımız yok ki herif'' dedi! 
***
Cemilemin gezdiği dağlar meşeliydi. Şimdi hepsine villa diktik hamdolsun!
***
Kırmızı etten sonra zam sırası beyaz ete gelmiş. Haftasonu piknik yapmak için mangal gibi bir yürek lazım!