Futbol bazen 90 dakika değildir. Bazen 90+8’dir… Ve o birkaç saniye, bir şehrin yüzünü güldürür ya da kahreder. Göztepe için bu maç tam da böyle bir hikâyeye dönüştü.
Gürsel Aksel Stadı’nda sahaya çıkan Göztepe, konuk ettiği Alanyaspor karşısında galibiyeti avucunun içine almıştı. Ancak uzatmaların da son saniyelerinde gelen gol, Sarı-Kırmızılıların sevincini kursağında bıraktı. 2-2’lik beraberlik, tabelada basit bir skor gibi görünse de, tribünlerde derin bir “ah” bıraktı. Tam alkışa, sevince hazırlanılırken, ıslaklara, yuhalanmalara, hüzne dönüşüverdi.
***
Maçın genelinde top daha çok Alanyaspor’un ayağındaydı. Ama pozisyon sayısına ve tehlikeli ataklara bakıldığında sahada dengeli bir mücadele vardı. Her iki takım da birbirine üstünlük kurmakta zorlandı. Ta ki son 10 dakikaya kadar…
Öne geçen Göztepe, refleks olarak geri çekildi. Skoru koruma içgüdüsü devreye girdi. Alanyaspor ise risk aldı, yüklenmeye başladı. Uzatmaların 7 dakika gösterildiği o bölümde oyun artık tek kaleye dönmüştü. Baskı dalga dalga geldi ve sonunda 90+8’de golle sonuçlandı.
***
Göztepe’nin oyun karakteri aslında bu maçta da değişmedi. Sarı-Kırmızılı ekip her kazandığı topta hızlı hücum aradı. Ancak pas hataları bu planın işlemesini zorlaştırdı. Topu kazandıklarında hızla gitmek istediler ama doğru pas gelmeyince ataklar başlamadan bitti.
Top kaybedildiğinde ise takım halinde geri çekilip alan daraltarak savunma yaptılar. Bu sayede uzun süre ciddi pozisyon vermediler. Ancak bir gerçek vardı: Eski pres gücü ortada yoktu.
En kritik sorun ise oyun kontrolüydü. Göztepe öne geçtiğinde topa sahip olup tempoyu düşüremedi. Pas yaparak oyunu soğutmak yerine tamamen geri çekildi. Son bölümde uzatmalarla birlikte yaklaşık 20 dakika süren baskının nedeni de buydu. Hızlı oynamak ve çok koşmak dışında plan olmayınca, rakip sizi ister istemez kalenize iter.
***
Alanyaspor için de tablo çok farklı değildi. Topa sahip oldular ama basit pas hataları onların da ritim yakalamasını engelledi. Bazen arka arkaya güzel paslar yaptılar, tam üstünlük kuracakken gelen tek bir hatalı pas bütün planı bozdu.
Maçın en ilginç anlarından biri ise Ui-jo Hwang’dan geldi. Daha önce Galatasaray maçında orta sahadan kaleyi yoklayan Güney Koreli forvet, benzerini Göztepe karşısında da denedi. Kaleci Lis önde yakalanmıştı. Top az farkla auta gitti. O an statta herkesin nefesi kesilmiş olmalı.
***
Karşılaşmada atılan dört golün ortak noktası ise dikkat çekiciydi: Hepsi büyük hatalar sonucu geldi.
Göztepe ilk gol öncesi penaltı kazandı. Tartışmaya açık bir pozisyondu. Juan penaltıyı kaçırdı ama dönen topu tamamlayarak ağlara gönderdi. Penaltı kaçırma alışkanlığı ise ayrı bir problem olarak göze çarpıyor.
İkinci golde ise Göztepe hızlı çıktı, 2’ye 2 yakaladı. Güzel paslaşmalar sonrası savunma arkasına sarkıldı. Ama Alanyaspor savunmasının kademeye hiç kimseyi göndermemesi büyük bir hataydı.
Alanyaspor’un ilk golünde top Ogün Bayrak’a çarptı ve kaleci Lis’i yanıltarak ağlara gitti. İkinci golde ise 11 kişilik savunma İbrahim Kaya’yı unutunca işin sonu kaçınılmaz oldu.
Kısacası bu maçta pozisyonlar organize hücumlardan çok, hataların zincirinden doğdu.
***
Maçın bir başka tarihi yönü de vardı. Süper Lig’de son 22 yılın ardından ilk kez bir kadın hakem düdük çaldı. Asen Albayrak daha önce alt liglerde görev yapmıştı. Hatta Aliağa FK – Adanaspor maçında kendisini sahada izleme fırsatım olmuştu. Bu karşılaşma, Türk futbolu adına sembolik bir adım olarak kayda geçti.
Son düdük çaldığında ise sahada ilginç bir görüntü vardı. Alanyasporlu Ui-jo Hwang ile Malcom Bokele uzun süre sohbet etti. İkili, Fransa’da Bordeaux formasıyla birlikte oynamıştı. Futbol bazen böyle küçük hatıralarla da güzelleşiyor.
Ama o gece Gürsel Aksel’de akıllarda kalan tek bir an vardı:
90+8.
Ve Göztepe için kaçan iki puan…
Karşıyaka’dan Kontrollü Galibiyet
Bazen futbol çok gollü değildir ama yine de rahat kazanıldığını hissettirir. İşte Karşıyaka’nın Ayvalıkgücü karşısındaki 2-0’lık galibiyeti tam olarak böyle bir maçtı. Skor tabelası çok kabarık değildi, fakat sahadaki oyun Karşıyaka’nın kontrolünde geçti. En önemlisi de yeşil-kırmızılı ekip rakibine neredeyse hiç fırsat vermedi.
***
Maçın ilk dakikaları yüksek tempolu presle başladı. İki takım da birbirine üstünlük kurmakta zorlandı. Ancak bu denge uzun sürmedi. Karşıyaka kısa süre içinde oyunun iplerini eline aldı ve özellikle hava toplarında rakibine ciddi bir üstünlük kurdu. Pozisyonlar gelmeye başladı.
Ayvalıkgücü ikinci yarıda biraz hareketlenmeye çalıştı ama bu kıpırdanışın maçın gidişatını değiştirecek gücü yoktu. Çünkü Karşıyaka savunması neredeyse hatasız bir gün geçirdi. Karşıyaka öne geçtikten sonra da oyunun kontrolünü bırakmadı. Fark ikiye çıkınca karşılaşmanın kaderi büyük ölçüde belli oldu.
Tabii her şey kusursuz değildi. Karşıyaka zaman zaman savunmadan top çıkarırken ağır kaldı. Bazı basit tercih hataları da dikkat çekti. Özellikle orta sahada kazanılan faullerin sürekli ceza sahasına uzun ortalar şeklinde gönderilmesi oldukça verimsizdi. Bu mesafeden gol bulmak zaten zor; nitekim o topların hiçbirinde rakip kalede ciddi bir tehlike oluşmadı.
***
Maçın dikkat çeken isimlerinden biri, hakkında birçok takımın ilgisinin konuşulduğu Adem Yeşilyurt’tu. İlk yarıda sahada kaldı. Ancak hakkında yapılan bazı büyük benzetmeler gerçekçi görünmüyor. Özellikle onu Arda Güler’le kıyaslayan yorumları duyunca insan ister istemez şaşırıyor. Arda Güler genç yaşında sahada bir lider görüntüsü veriyordu; adeta 35 yaşındaki bir futbolcu olgunluğuyla oynuyordu. Adem ise şu an için profesyonel futbolun sert temposuna alışmaya çalışan genç bir oyuncu görüntüsünde. Potansiyeli olabilir ama önünde çok uzun bir çalışma süreci olduğu kesin.
Günün kahramanı ise attığı iki golle Ömer Faruk Sezgin oldu. Skora doğrudan katkı verdi, özellikle hava toplarında hem savunmada hem hücumda oldukça etkiliydi. Ancak onun da geliştirmesi gereken bir yönü var: pres. Rakip üzerine yeterince agresif gitmemesi dikkat çekti. Bu eksikliği giderirse çok daha etkili bir oyuncuya dönüşebilir.
***
Sonuç olarak Karşıyaka belki göz kamaştıran bir futbol oynamadı ama oyunun kontrolünü bırakmadan, rakibine fırsat vermeden kazanmasını bildi. Bazen üç puan tam da böyle gelir: gürültüsüz ama net.