Geçen aya kadar oynadığı futbolu öven biri olarak Bucaspor 1928 beni çok ama çok mahcup etti. Sahada kalecisinden forvetine, ilk 11’inden yedek kulübesine, hatta teknik ekibine kadar herkes adeta ‘yok’ları oynadı. Taraftarı ise her şeye rağmen takımlarını destekledi ancak maç içinde oyuncular aleyhine yükselen tezahüratlar takımın moralini iyice düşürdü. Evinde konuk ettiği Karacabey Belediye Spor karşısında 4-1’lik ağır bir yenilgi aldı. Bol pozisyonlu bir müsabakaydı ancak atılan goller yetenekten çok, yapılan çok basit hataların sonucuydu.
Ne yaptığını bilmeyen bir takım
Sahada koşan ama ne yaptığını bilmeyen bir takım vardı. Sanki sokaktan insanlar toplanıp maça çıkarılmış gibiydiler. Tel tel döküldüler. Buna rağmen topla oynama, toplam şut ve isabetli şut istatistiklerinde üstünlük kurdular. Bunu tamamen rakibinin de kötü oyununa bağlıyorum.
Berkin’e tepki çok sertti
Berkin Özgür’e maç boyunca çok fazla iş düşmedi. Ancak uzaktan çekilen bir şutta topa yatarak müdahale edip rakibinin önüne çelmesi ve golle sonuçlanması taraftarı adeta çileden çıkardı. Aleyhine tezahüratlar yükseldi, hemen oyundan çıkarılması istendi.
O pozisyonda topu rahatlıkla kontrol altına alabilirdi; hatası büyüktü. Ancak sahada ondan çok daha kötü performans gösteren isimler varken sadece Berkin’in hedef alınması adil değildi.
Deneyimini yansıtamadı
Takımın en deneyimli isimlerinden Doğan Çamlı, bugüne kadar iyi maçlar çıkarmıştı ancak bu kez sahada yoktu. Önü boşken topla ilerlemeyi tercih etmedi. Sol bek tamamen boşken pası oraya değil, kalabalık olan diğer tarafa attı ve topu kaptırdı.
Bir başka pozisyonda rahatlıkla alabileceği topu ıskaladı ve kalesinde tehlike yaşanmasına neden oldu. Kalenin dibinde bomboşken yaptığı kafa vuruşunu ise doğrudan kaleciye nişanladı. Stoperlerin bu tip pozisyonlarda çok daha etkili olması gerekir.
Oğuz Caner: Deneyimsizliği çok net göründü
17 yaşındaki Oğuz Caner sahanın en kötü ismiydi. Top kontrolü zayıftı, çok fazla pas hatası ve top kaybı yaptı. Buna rağmen Teknik Direktör Tolga Doğantez’in sürekli forma vermesi ister istemez şu soruyu akıllara getiriyor: “Bu sezon küme düşüleceği kabullenilip, gelecek sezon 3. Lig’e hazırlık mı yapılıyor?”
Yenilen ilk golde ceza alanı içinde topla buluşan rakibinin arkasından koşup önüne geçmeye çalıştı ama yetişemedi. Oysa yanına yaklaşıp omuz koyarak dengesini bozmalı ve topa hamle yapmalıydı.
Bir başka pozisyonda kaleye yakın çaprazdan gelen topa yattı ama dokunamadı. Rakibi onu rahatlıkla geçebilirdi; şanslıydı ki bunu başaramadı.
İkinci golde de hatası vardı. Kornerden gelen topa rakibinin önünden vurdu ama top kendi kalesine doğru gitti ve adeta asist yaptı. Pozisyon sonrası faul yapıldığını söyleyerek itiraz etti. Bu, hem fiziksel olarak güçsüz olduğunu hem de bire bir savunmada yetersiz kaldığını net biçimde gösterdi. Yaşı küçük, elbette gelişebilir; ancak bu sezon Bucaspor’u bir kişi eksik oynattığı da ortada.
Buğra Akçagün ve hücumdaki etkisizlik
Takımın en iyisi Buğra Akçagün’dü. Ancak o da zaman zaman kendisinden beklenmeyen basit hatalar yaptı. Tek tek hataları saydım. Bunların dışında çekilen şutlarda da büyük bir etkisizlik vardı. Müsait pozisyonlarda bile şutlar sürekli kalecinin üzerine gitti.
Nadir de olsa güzel hareketler görebildim. Halı sahada oynarcasına topun dibine girilerek savunma arkasına atılan pas buna örnek. Ancak Bucaspor’un geçmişte yaptığı o çeşitlilikten artık eser kalmamış durumda.
Skoru aldı, oyunu alamadı
Karacabey Belediye Spor, böyle bir rakibi bulmuşken yeterince üstünlük kuramadı. Sadece 12. dakikada beraberliği yakaladıktan sonra 32. dakikada öne geçene kadar oyunun hakimi oldular.
Rakip ceza alanı çevresine yerleşip rahat paslar yaptılar, rahat şutlar çektiler. Kötü oynayan rakibi karşısında skoru aldılar ama oyunu tamamen kontrol edemediler. Zaman zaman ceza alanı önünde merkezi boş bırakıp Bucaspor’un rahat gelmesine izin verdikleri anlar oldu.
Zemin göz ardı edilmemeli
Saha zemini her geçen gün daha da kötüye gidiyor. Bu durum her iki takımın oyununu olumsuz etkiliyor. Özellikle pas hatalarının artmasında zeminin payı büyük.