Seçimin mali portesi (maliyeti), yaklaşık 10 milyar TL.
Bu para sadece siyasi partilerin kasasından çıkmadı.
Daha çok harcayan belediyeler var.
Adayların harcadıkları paralar var.
Sempatizanlar var.

Dahası, siyasi partilere güçleri nispetinde ayırım yapmadan yardımda bulunan işadamları var. “Ne şiş yansın ne kebap” cinsinden.
Bu kadar para, nereye harcandı gördük. Dolaşıp duran kiralık, giydirilmiş parti araçları. Bar bar gürültüden başka hiçbir işe yaramadılar. Afişler, bilboardlar, el ilanları, yemekler, ikramlar… Tamam hepsi bir takım sektörler için iyi oldu ama…

Adaylar, dernek, oda, diğer sivil toplum örgütlerine “Nezaket” ziyaretinde bulundular. Sandılar ki, ziyaret ettikleri o yerin başkanı, bütün üyelerine “Şuna o verin” diyecek.
Yok öyle bir şey.
Sadece mitingler, güç gösterisi açısından etkili oldu.
Sonuçta 10 milyar havaya uçtu, gitti.
Yerine ne mi yapılabilirdi?
Geçmişteki gibi şu yapılabilirdi.

Liderler, ayrı, partinin ileri gelenleri ayrı; devletin televizyonunda düzenlenecek açık oturumlarda da projelerini anlatır, halka mesajlarını rahatça verebilirdi. Üstelik vatandaş, tercihini daha net olarak yapmış olurdu.
Adaylar kahvehane, pazar yeri, esnaf, oda, dernek ziyaretleri yaparak halkın yüzde kaçına ulaştılar ki…
Söyleyeyim; en çok yüzde 5’ine. Buna mitingleri de katıyorum.

Ulaşamadıkları, o an ekmeğinin peşindeydi. İşinin, dükkanının başındaydı. İşte o insanları ekranın karşısında bilgilendireceksin. Açık ve net bir şekilde. 
Vaktiyle Hüsamettin Çelebi, Uğur Dündar gibi seçkin moderatörler, Süleyman Demirel, Bülent Ecevit, Alpaslan Türkeş, Necmettin Erbakan, Doğu Perinçek, Mesut Yılmaz gibi liderleri bir araya toplayabiliyor, aynı anda ekrana çıkarıp bu söylediğimi yapabiliyorlardı ve halk bu açık oturumlarda istediği mesajı alıyor, sandığa öyle gidiyordu.
Tren kaçtı ama bugün için böyle bir isim de var: Ertuğrul Özkök. Aklıma ilk bu isim geldi. Belki başkaları da vardır.
Dedim ya, iyi olurdu.
Bir şey daha var. Bu süreçte sosyal medyada siyasal paylaşım yapılması da yasaklanmalıydı. Bilgi kirliliği, sataşma, çamur atma, yanlış bilgilendirme gibi illegal ne varsa, sosyal medya bize hepsini sundu. 
İstesek de istemesek de…

Kemeraltı revizyonu

Büyükşehir Belediyesi, “50 yıllık sorunu çözüyoruz” sloganıyla Kemeraltı’nda bir revizyon çalışması başlattı.
Kemeraltı, İzmir’in gözbebeği. Sadece insanların alışveriş ettikleri bir yer değil, on binlerce kişiyi istihdam eden dev bir alan. Gerçekten 50 yıl değil, çok öncelere uzanan bir adamsendecilik politikaları görmüş geçirmiş Kemeraltı, bu defa ciddi bir şekilde ele alınacakmış gibi görünüyor.

Altyapı ve üst yapı çalışmalarının birlikte ilerlediği Kemeraltı’nda atık su, yağmur suyu ve içme suyu hatları ile aydınlatma, gerilim hatları yenileniyor.
Kemeraltı’nın 24 saat yaşayan bir çarşı olması için de çalışmalar var. Deniyor ki, 20 yaşındaki bir kız, Konak’tan gece yarısı Kemeraltı’na girip, Havra Sokağı’ndan güvenle çıkabilecek.
Bu devasa çarşıda çok nitelikli lokantalar, kafeler, börekçiler, dönerciler, çay bahçeleri var. Ama çok önemli bölümü de hijyen konusunda ciddi bir sorun. Bunların arındırılması, temizliğin ve göz zevkinin özendirilmesi, buranın bir İzmir çarşısı olduğu izleniminin ağırlıkla hissettirilmesi, Kemeraltı’nı Kemeraltı yapan bazı otellerin, dükkanların, markaların simgesel biçimde öne çıkarılması, Kemeraltı projesinde gözden kaçırılmaması gereken konular.

Havra Sokağı, geç saatlere kadar alışveriş yapılabilecek bir hale getirilmeli. Bununla ilgili atılan adımlar memnuniyet verici ama yeterli değil. 
Defalarca tekrarladığımız gibi hanutçuluğun kesinlikle önlenmesi, Kemeraltı’nı daha sevilir bir çarşı haline getirecektir. Büyükşehir’in çalışmaları, çok büyük önem taşıyor.

Önümüzdeki günler

Etnik ve mezhepsel kutuplaşma, siyasetin olmazsa olmazıdır.
Bu iki faktörün, siyasetin gücüne egemen olduğunun hepimiz farkındayız.
Dikkat edin, 14 Mayıs seçimleri, sanki sadece HÜDAPAR ve eski HDP (Yeni adıyla Yeni sol Parti) arasında geçmiş gibi sunuldu.
Bu iki argüman, seçim propagandalarının temelini oluşturdu.

Ve Cumhur İttifakı, 1 aday bile çıkaramayacak sayısal güce sahip HÜDAPAR’ın 4 milletvekili çıkarmasına öncülük etti. Çünkü o ittifak, biliyor ki, HÜDAPAR, Meclis’te onun ilkelerini kendisinden daha ateşli biçimde savunacak ve biliyor ki, eğer kendisine eleştiri okları yöneltilirse, o partiyi adres gösterecek.
Millet İttifakı da benzer durumda. Onun da mezhepsel ve etnik, üst aklı var. Çözemiyor, çözmek istemiyor, o da biliyor ki onlar olmazsa ayakta kalamayacak.
Önümüzdeki dönem, bu güçlerin meydanda at koşturacağı günlere gebedir.

İbrahim Ormancı - Duvar Yazıları

Hanımın dırdırından kurtulmak için işe girdiğimi söyledim. Hanıma ''Senin adam kahveden çıkmıyor'' diyen ispiyoncuların yedi ceddine beddua okuyorum!
***
El vurup yâremi incitme tabip, bilmem sıhhat bulmaz yalaka pervaneler var!
***
Elbet bir gün buluşacağız kuru soğan. Soğanın cücüğünü bile yiyeceğim hatta!
***
Eklemedir koca konak ekleme (aman aman) Kömüre iki yılda yüzde beş yüz zam geldiği yine geldi aklıma!
***
Sen varmışsın gibi her gece ışığı kapatmadım. Kol gibi elektrik faturası geldi. Elektriğimi kestiler hastayım!
***
Ünlü pizza zincirleri Almanya'da sattıkları bir ürünün içindekileri tek tek müşterilerinin bilgisine sunuyormuş. Türkiye'de ise sucuklu pizzada tavuk eti kullandıklarını gizliyormuş. Eşek eti kullanmadıklarına şükredelim bence!