Epstein’in 13 aylık hapis serüveninin üzerinden 7 yıl geçtikten sonra, Virginia Jfrey’nin 2015’te Epstein’in sağ kolu Maxwell’e açtığı dava sayesinde birçok eve ve araca baskın düzenleniyor. Mağdurların söylediği her şey, ev ve araçlarda bulunuyor. Bu kez davaya basının ilgisi de oldukça artıyor. 2019’da ise Courtney Wild’ın açtığı dava sonuçlanıyor. Dava sonucunda, Epstein ile yapılan gizli anlaşmanın yasal olmadığına karar veren hükümet, anlaşma şartlarını ise yine açıklamıyor. Ancak bu elbette hükümet üzerinde yine de oldukça büyük bir baskı oluşturuyor. Ayrıca 2015 yılında Maxwell’e açılan davayla birlikte edinilen kanıtlar sayesinde Epstein, 6 Temmuz 2019’da tutuklu yargılanmak üzere gözaltına alınıyor. Epstein alınan ifadesinde sorulan her soruya susma hakkını kullanıyor. Bu da Amerika hukuk sistemine göre dava sürecinde sorulan her soruya yeniden susma hakkını kullanamayacağı ve bir şekilde cevap vermek zorunda kalacağı anlamına geliyor. Ancak ne hikmetse dava günü gelmeden önce Epstein, tutuklu bulunduğu hücresinde ölü bulunuyor. Yapılan otopside sonuç intihar olarak geçiyor. Konuşmaması için öldürüldüğüne dair ise hiçbir iz yok. Epstein’in ölmesi sonrasında ise mağdurların Maxwell’e açtığı dava 2021 yılında sonuçlanıyor ve Maxwell suçlu bulunarak 20 yıl hapis cezasına çarptırılıyor. Pekii konu neden yeniden gündemi bu kadar meşgul etti?

Dilek Foto Köşe

Virginia Jfrey 2015’te Epstein’in sağ kolu Maxwell’e açtığı dava ile ilgili basının, dosyaların kamuoyuna açılması için yaptığı baskı sonrası, yargıç Loretta Preska, dosyaların yayınlanması kararı verdi. Dosyaların açığa çıkmasıyla basında “Epstein’in listesi” başlığıyla davada adı geçmeyen birçok isim bu listede yerini aldı. Ancak dosyalarda geçen bu isimlerden bazılarının aslında olayla alakalarının olmadığı, bu isimlerin Epstein’in sözlerinde geçtiği için bu listeye girdiği ortaya çıktı. Listenin tabii ki hepsi masum değil, ancak bu, tüm isimlerin suçlu olduğu anlamına da gelmiyor. Bu isimlerden ise birkaç kişi öne çıkıyor. Örneğin Epstein ile çok yakın olan İngiltere Prensi Andrew, Bill Clinton, Alan Dershowitz, David Copperfield, Donald Trump, Micheal Jackson gibi. Bu isimlerin ortaya çıkması üzerine Türkiye ile ilgili de ilginç bir detay göze çarpıyor. Epstein’in ailesinden daha küçük yaşta satın aldığı bir kıza ifadesinde, FBI’ın sorduğu bir soruda, “Epstein’in Türkiye, Çek Cumhuriyeti ve başka ülkelerden çocukları alıp getirdi. Bundan haberdar mısın?” cümlesi geçiyor. Kız ise bu soruya susma hakkını kullanıyor. Aslında davada Türkiye’nin isminin geçtiği tek yer bu soru olmasına rağmen, sosyal medyada bu konu, 1999 depreminde kaybolan çocukların Epstein ve diğer birçok ünlü siyasetçinin de yardımıyla yurt dışına kaçırıldığı hakkında tartışmalara neden oldu. Bunun bir diğer nedeni ise Bill Clinton’ın deprem sonrasında Türkiye’yi ziyaret etmesinden yola çıkıldı. Maalesef bu konu henüz netlik kazanmasa da, çocuk ticareti açısından bu konunun ortaya çıkmasının nedensiz olması imkansız. Dolayısıyla Epstein davası, çocuk ticareti hakkında ortaya atılan iddialar nedeniyle de oldukça gündem olmuş durumda. Tüm dünyanın dehşetle takip ettiği bu dava, mağdurların tam olarak istediği şekilde sonuçlanmamış olsa da, farklı suçluların ortaya çıkarılabilmesi, magazin ve siyaset dünyasındaki birçok ismin kapalı kapılar ardında neler yapabileceğini gözler önüne sermiş oldu.