Peygamberlerin sonuncusu olan Muhammed Mustafa (sav), içinde doğup büyüdüğü toplum tarafından daha peygamber olarak görevlendirilmeden önce el-Emîn (güvenilir) olarak tanınmıştı. Halk, adından daha çok onu bu ünvanıyla anardı. Peygamber olarak görevlendirilip insanları Allah’ı tanımaya ve yalnız Allah’a ibadet etmeye çağırınca Mekke müşrikleri Peygamber Efendimize düşman oldular ve bu düşmanlıkları onları Peygamberin hayatını ortadan kaldırmaya sevk etti. Peygamber Efendimizi öldürmek için bir araya gelen bu insanlar, birbirlerinden çok Peygamber Efendimize inanıyor, kıymetli eşyalarını, altın ve bunun gibi nice mücevherlerini Peygamber Efendimize emanet ediyorlardı.

Peygamber Efendimiz Mekke’den Medine’ye hicret ederken, yanındaki emanetlerin sahiplerine verilmesi için bu sebeple Hz. Ali’yi (ra) yatağında bırakmıştı. Peygamberimizin bu davranışı, onun emanete ne kadar önem verdiğini göstermektedir. Emanet; insana koruması, gözetmesi ve gereği gibi yerine getirmesi için verilen maddî ve manevî tüm değerlerdir. İnsan; canını, aklını, malını, makamını ve çevresini emanet olarak taşıyan bir varlıktır.

Kur’an-ı Kerim’de Emanet Bilinci

1. Emanetin Yüklenilmesi
“Biz emaneti göklere, yere ve dağlara sunduk; onlar onu yüklenmekten kaçındılar ve ondan korktular. Onu insan yüklendi. Doğrusu insan çok zalim, çok cahildir.”
Gökyüzü, yer ve dağlar; güç, büyüklük ve sağlamlığın sembolüdür. Buna rağmen bu varlıklar emaneti yüklenmenin ağırlığını, sorumluluğunun büyüklüğünü fark etmiş ve yüklenmekten çekinmişlerdir. Bu, onların bilinçsiz olduğu anlamına değil; emanetin ne kadar ağır olduğunun önemine işaret etmektedir. Bu ayet, insanın büyük bir sorumluluk taşıdığını ve emaneti bilinçli şekilde koruması gerektiğini gösterir.

2. Emanetin Ehline Verilmesi
“Şüphesiz Allah size, emanetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder. Allah size ne güzel öğüt veriyor. Şüphesiz Allah işitendir, görendir.”
Emanet sadece korumak değil, doğru kişiye teslim etmek ve adaletle kullanmaktır.

3. Emanete İhanet Etmeme
“Ey iman edenler! Allah’a ve Peygamber’e hainlik etmeyin; bilerek emanetlerinize de ihanet etmeyin.”
Emanete ihanet, imana zarar veren ciddi bir ahlaki sorundur. Hadislerde emanet bilinci şöyle ifade edilmiştir: “Emaneti olmayanın imanı yoktur.” Güvenmek, imanın temelindendir.

4. Kıyamet Günü Sorumluluk
“Hepiniz çobansınız ve hepiniz çobanlığınızdan sorumlusunuz. Devlet başkanı üstlendiği görevden sorumludur. Kişi ailesinin koruyucusudur ve eli altında olanlardan sorumludur. Kadın da evinin çobanıdır ve eli altında olanlardan sorumludur. Hizmetçi, efendisinin malının koruyucusudur ve eli altında bulunanlardan sorumludur. Dikkat ediniz, hepiniz çobansınız ve hepiniz çobanlığınızdan sorumlusunuz.”

5. Güvenilir Mümin
“Müslüman, insanların elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir.”
Emanet bilinci, toplumsal huzurun temelidir.

Emanet Bilincinin Hayatımıza Yansımaları
Görevleri adaletle yerine getirmek, israf etmemek, insan haklarına saygılı olmak, doğayı korumak, güvenilir ve dürüst olmak. Emanet bilinci; iman, ahlak ve sorumluluğun birleştiği bir yaşam anlayışıdır. Ayet ve hadisler, insanın bu dünyada hesap verecek bir emanetçi olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.

Vatan bir emanettir. Vatan bir toprak parçasıdır. Vatan, uğrunda şehitlerin kanlarını akıttıkları toprak parçasıdır. “Toprak, eğer uğrunda ölen varsa vatandır” sözü bunu ifade etmektedir. Vatan bir Müslümanın her şeyidir. Çünkü din, namus, şeref ve bağımsızlık gibi kutsal değerler ancak vatan sayesinde kazanılabilir. İşte atalarımız bu cennet vatanı, uğrunda şehit olarak, kanlarını akıtarak bize emanet etmişlerdir. Bu emaneti korumak bizim görevimizdir. Bu güzel vatanı bir taraftan düşmandan korurken, diğer taraftan onu imar edip güzelleştirmek ve bizden sonrakilere koruyarak teslim etmek de kutsal bir görevimizdir.

İşte emanete dinimiz büyük önem veriyor. Emanete riayet etmeyeni olgun mümin kabul etmiyor. Peygamberlerde bulunması gerekli beş nitelikten biri emanet olduğu gibi, olgun müminin özelliklerinden biri de emanettir. Zaten insanların sözüne, işine ve halkla olan ilişkilerindeki davranışlarına güven vermeyen bir kimsenin kâmil manada mümin olması düşünülemez.

Dinimiz İslam, vatanımız ve al bayrağımız bizlere birer emanettir. Bu kutsal emanetlere sahip çıkmak, şüphesiz her bir vatandaşımızın en asli, en şerefli ve en kutsal vazifelerindendir. Selam olsun; vatanıyla, bayrağıyla, askeriyle, polisiyle şeref ve gurur duyan tüm vatan evlatlarına.