Karşıyaka’da yeni sezon, sadece yeni bir yönetimin göreve başlamasıyla değil, aynı zamanda yıllardır süren bir döngünün kırılıp kırılamayacağının da sınanacağı bir dönem olacak.
Son yıllara bakıldığında Karşıyaka’nın futbol tarafında aslında tamamen başarısız bir tablo çizdiğini söylemek haksızlık olur. Takım her sezon yarışın içinde kalmayı başarıyor. Zirve mücadelesi veriyor, Play-Off oynuyor ve taraftarına umut aşılıyor. Ancak sezon sonunda ortaya çıkan sonuç değişmiyor. Karşıyaka sürekli kapıya kadar geliyor ama o kapıyı bir türlü açamıyor.
Bu nedenle yeni sezona girerken ilk yapılması gereken şey, geçmiş yılların muhasebesini doğru yapmak olmalı. Çünkü ortada sadece bir maçın ya da bir sezonun değil, yıllara yayılan bir sorunun olduğu görülüyor. Sürekli üst sıralarda yer almak önemli ama artık bunun tek başına yeterli olmadığı da ortada. Karşıyaka’nın yeni sezonda hedefi sadece Play-Off’a kalmak değil, doğrudan üst lige çıkmak olmalı.
Yeni yönetimin göreve gelir gelmez Teknik Direktör Burhanettin Basatemür ile yola devam etme kararı alması bu açıdan önemli bir mesaj verdi. Son yıllarda Türk futbolunda sıkça görülen “her başarısızlığın ardından her şeyi değiştirme” anlayışının yerine istikrar tercih edildi. Bu kararın doğru olup olmadığını zaman gösterecek, ancak sürekli teknik adam değiştiren kulüplerin yaşadığı sorunlar düşünüldüğünde, belirli bir plan dahilinde hareket etmek daha mantıklı görünüyor.
Ancak sadece teknik direktörü takımın başında tutmak yeterli olmayacak. Karşıyaka’nın artık kadro planlamasını çok daha doğru yapması gerekiyor. Her sezon başında büyük hedefler koyuluyor ancak sezon ilerledikçe kadro derinliği, oyuncu istikrarı ve uzun maratonda ortaya çıkan eksiklikler hissediliyor. Yeni sezonda bu hataların tekrarlanmaması şart.
Bir diğer önemli konu ise camia birlikteliği. Karşıyaka son yıllarda sadece saha içinde değil, saha dışında da zaman zaman enerji kaybetti. Oysa bu kulübün en büyük gücü her zaman taraftarı ve camiası oldu. Yeni yönetimin eski başkanlarla ve kulübün farklı kesimleriyle ortak hareket etme mesajları bu yüzden değerli. Çünkü Karşıyaka büyüklüğündeki kulüplerin hedeflerine ulaşabilmesi için iç tartışmalardan çok ortak hedeflere odaklanması gerekiyor.
Karşıyaka’nın önündeki en büyük tehlike ise geçmiş yılların oluşturduğu hayal kırıklığı. Her sezon yeniden başlayan umutlar, sezon sonunda yaşanan üzüntüler nedeniyle taraftarda doğal bir yorgunluk oluşturdu. Bu nedenle yeni sezonun sadece saha sonuçlarıyla değil, güven duygusuyla da yönetilmesi gerekiyor. Taraftar artık sadece vaat duymak istemiyor. Somut adımlar görmek istiyor.
Aslında Karşıyaka’nın ihtiyacı olan şey çok karmaşık değil. Daha güçlü bir kadro, daha istikrarlı bir sezon ve kritik anlarda hata yapmayan bir yapı. Çünkü kulübün büyüklüğü, taraftar desteği ve futbol kültürü düşünüldüğünde 3. Lig artık Karşıyaka için geçici bir durak olmalı.
Yeni yönetim göreve başlarken camiaya umut veren mesajlar verdi. Teknik heyetle devam kararı alındı. Şimdi sıra bu sözleri sahaya yansıtmakta. Karşıyaka için yeni sezon sadece bir futbol sezonu olmayacak. Aynı zamanda yıllardır süren bekleyişin sona erip ermeyeceğinin de cevabı olacak.
Çünkü artık Karşıyaka’nın hedefi Play-Off oynamak değil, Play-Off konuşmayacağı bir sezon yaşamak olmalı.